
The Men Who Stare at Goats / Özel Kuvvetler
Yöneten: Grant Heslov
Yazan: Peter Straughan (Jon Ronson’ın romanından)
Oynayanlar: George Clooney, Ewan McGregor, Jeff Bridges, Kevin Spacey
Kopya Sayısı: 64
Ijon Tichy [İzledi]: Ben beğendim ama açıkçası iç rahatlığıyla tavsiye etmekte zorlanıyorum. Birçok filmde ve dizide oynamış ve “Ya ben bu adamı bir yerden hatırlıyorum” dedirten Grant Heslov’un daha iyi filmler yapmasını bekliyorum.
Candan Doğan [İzledi]: İzledim ve beğendim. Her ne kadar Irak’taki durumun henüz bir komedi filmine konu olmasını doğru bulmasam da izleyin derim.
Ali Üstünsoy [İzledi]: Olmamış. Şu oyuncu kadrosu ne yaparsa yapsın izlenir fakat bu filmde kadro yönetmen kurbanı olmuş. Kurguda bir çiğlik, senaryoda bir kararsızlık var.
Ümit Açık [İzleyecek]: George Clooney, Jeff Bridges, Kevin Spacey gibi üç Oscarlı aktör – hatta Oscarını sevelim – üç usta aktör biraraya gelip halay çekse izlerim. Heslov’un filmi muhtemelen yer yer güldürse de tatmin etmeyen bir film olacak. Yine de bu oyunculuk gösterisi kaçmaz.
Suat Demirel [DVDden izleyecek]: Yavan bulanlar çoğunlukta. Açıkçası yapım aşamasında ve fragmanlardan sonra biraz merak etmiştim ama şu an izlemek için bir merak duymuyorum. DVDsi çıktığında -ki yakındır- evde izlemek üzere sıraya alacağım.
Yıldıray Kibar [İzlemeyecek]: Yapım aşamasında kadrosu ile heyecan uyandıran film yaklaştıkça, sıradanlaşıp geniş yelpazeli güçlü film seçkisi arasında arkaplanda kalıyor gibi.

Dear John / Sevgili John
Yöneten: Lasse Hallström
Yazan: Jamie Linden (Nicholas Sparks’ın romanından)
Oynayanlar: Amanda Seyfried, Channing Tatum
Kopya Sayısı: 25
Candan Doğan [İzleyecek]: Lasse Hallström’ün Chocolat’ını izleyip beğenmeyen kadın pek yoktur. Hallström, bir kadının gözünden kalbine giden yolu iyi bildiği için izleyeceğim.
Ijon Tichy [DVDden izleyecek]: Cider House Rules ve What’s Eating Gilbert Grape’in yönetmeni olarak tanıyıp sevdiğim Lasse Hallström son dönemde o kadar kötü filmler çekti ki, aramıza bir mesafe koymaya karar verdim. Dear John’u DVDden izleyip ona göre mesafeyi azaltıp azaltmamaya karar vereceğim.
Ümit Açık [İzlemeyecek]: The Hurt Locker’dan sonra yakın dönemde gösterilecek bir diğer Amerikan tarzı “askerimiz” hikayesi olabilir. The Notebook’un yazarından yine romantik dozu yüksek bir film.
Amerikalılar filmi çok sevince ilk haftasında Avatar’ın gişe birinciliğine son vermişti Dear John. Ama öte yandan kalabalık kadrolarla insana dokunan öyküler anlatan Hallström’un en kötü filmi olduğunu savunanların sayısı da az değil.
Onur Ertuğrul [Sırası gelince izleyebilir, kimbilir]: Daha 2000 yapımı Chocolat ve 2004 yapımı Notebook seyredilecek de buna sıra gelecek. Muhtemelen hiçbirine sıra gelemeyecek ya, neyse.

Köprüdekiler
Yazan & Yöneten: Aslı Özge
Oynayanlar: Fikret Portakal, Murat Tokgöz, Umut İlker, Cemile İlker
Kopya Sayısı: 10
Yıldıray Kibar [İzleyecek]: Altkültür, bağımsız sinema ve pürüzlü hikayelere düşkünlüğümden olsa gerek beni heyecanlandıran bir çalışma. Bu tür filmlerin ülkede artmasını diliyorum.
Ijon Tichy [İzleyecek]: Bulduğu orijinal fikir sayesinde şimdiden desteğimi aldı. Sinemada izleyip beğenmesem bile DVDsini de alacağım. Bu yolla yönetmenin bir sonraki filminde daha iyi bir iş yapabilmesi için destek vermeye çalışacağım.
Ümit Açık [İzlemeye çalışacak]: Fragmanı gerçekten ilgi çekici. Yer yer kötü oyunculuklarla karşılaşabileceğimizi hissettirse de kötü oyunculuklar ile dokusu sağlamlaşan filmlerden de olabilir Köprüdekiler.
Suat Demirel [Merak etmekle etmemek arasında gelgit yaşıyor]: Fragman eh işte, afiş kötü ve konu aslında enteresan. Festivallerce ve bazı eleştirmenlerce oldukça güzel bulundu. Yanında “amatörce” eleştirileri getirenler de var. Kararı izlemeden vermek mümkün değil. Ortam ve ilk tepkiler uygun olursa izleyeceğim.

Kara Köpekler Havlarken
Yöneten: Mehmet Bahadır Er, Maryna Gorbach
Yazan: Mehmet Bahadır Er
Oynayanlar: Cemal Toktaş, Volga Sorgu, Erkan Can, Ayfer Dönmez, Murat Daltaban
Kopya Sayısı: 20
Kara Köpekler Havlarken Fragman
Onur Ertuğrul [İzleyecek]: Volga Sorgu ve Cemal Toktaş’ın performanslarını çok merak ediyorum. Ayrıca konusu itibarıyla oldukça dikkat çeken bu filme haftanın en iyisi muamelesi bile yapabilirim.
Yıldıray Kibar [İzleyecek]: Erkan Can’ın tespihinden her ne kadar bıkmış olsam da filmin hikayesi ve çerçevesi ile ilgimi çektiğini söylemeden edemeyeceğim.
Suat Demirel [No pasaran, no ofsayt]: No Ofsayt ile bağının çok az olduğunu her fırsatta dile getirse bile, facia bir filmden sonra ister istemez önyargılar oluşuyor. Fikrine güvenebileceğim birileri tavsiye etmediği müddetçe gidip izlemeyi düşünmüyorum. Vizyonda çok daha nitelikli filmlerin olduğu bir dönemde, işi çok zor görünüyor yönetmen çiftin.
Ijon Tichy [İzlemeyecek]: Belki film güzel olabilir ama maalesef ismi bana hep yeterince kara olmadığı için boyanıp öldürülen zavallı köpeği hatırlatacak. Sırf o talihsiz olay dolayısıyla filmin isminin veya mümkünse senaryosunun değiştirilmesini beklerdim sanatçı duyarlılığı olan bir yönetmenden.
Büşra
Yöneten: Alper Çağlar [Alper Çağlar'la yapılan videoröp için Bakınız!]
Yazan: Bahadır Boysal, Alper Çağlar
Oynayanlar: Mine Kılıç, Tayanç Ayaydın, Çiğdem Batur, Coşku Cem Akkaya
Kopya Sayısı: 78
Candan Doğan [İzleyecek]: Bu kadar hassas bir konuyla ilgili film yapmaya cesaret etmek bile bence başlı başına bir başarı. Eleştirenleri şimdiden kendi filmleri için çalışmaya davet ediyorum.
Ijon Tichy [DVDden izleyecek]: Bu tip filmleri hep toz bulutu dağıldıktan sonra izlemeyi tercih ediyorum. Tartışmalara kulağınızı tıkasanız da ister istemez etkileniyorsunuz. Sinema gösterimlerini pas geçip DVDsini bekleyeceğim.
Ümit Açık [Bir süre bekleyecek]: Öyle bir film ki, ters köşeye yatırması da, topu taca atması da olağan. En iyisi hiçbir köşeye yatmadan kalenin ortasında durup sonucu beklemek.
Suat Demirel [Enteresan bir toplulukla izleyecek]: Türkiye’de henüz örneğini görmediğimiz bir şeyi izleyeceğiz gibi görünüyor. Bir Türkiye gerçeğinin tamamen karikatürize edilip heba edilmediğini ummaktan başka çarem yok. Çiğ yanlarının olacağına şüphe yok ama dişe dokunur ufak birkaç şey bile çıksa kafidir.
Yıldıray Kibar [Şüpheli]: Bıçak sırtı konu. Tehlikeli hikayelerden hoşlaşırım ama doğru anlatıldığı sürece. Bu film merak ettiğim kadar soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Büyük ihtimal DVDden izlemeyi bekleyeceğim.

Dersimiz Atatürk
Yöneten: Hamdi Alkan
Yazan: Turgut Özakman
Oynayanlar: Halit Ergenç, Çetin Tekindor, Batuhan Karacakaya
Kopya Sayısı: 261
Ümit Açık [İzlemeyecek]: Ülkelerin yakın tarihlerine dair filmler yapmasını olumsuz karşılamak zor. Hele ki türk sinemasının eli yüzü düzgün dönem filmlerine çok ihtiyacı var. Ancak bu tarihi filmlerin birbirleriyle yarışma ve hatta didişme halinde olması işin ilginçliğini oluşturuyor. Atatürk’e dair çekilmiş iki filmin ardından başka bir tanesinin “Dersimiz Atatürk” ismiyle vizyona girmesi heyecandan ziyade, bir sonraki filmin isminin “Atatürk Öyle Değil Böyle Anlatılır” olup olmayacağı konusunda merak uyandırıyor.
Ijon Tichy [İzlemeyecek]: İnsanların “Kendi Atatürk”ünü birbirlerine kabul ettirme çabaları sürüyor. Filmin ismi bile itici… Doğduğumdan beri okuyup öğrendiğim bir insan konusunda hâlâ bana “ders” vermeye çalışanları hayatımdan mümkün olduğunca uzak tutmaya devam edeceğim.
Yıldıray Kibar [İzlemeyecek]: Fragmanı, yazılanlar, çizilenler, üzerine konuşulanlar vs dahi okul müfredatından çıkmış hissiyatı veren bu film açıkçası hiç ama hiç ilgimi çekmiyor. Yaratıcılık ve cesaretten yoksun bu tür tarih zorlamalarına ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.
Candan Doğan [İzlemeyecek]: Hollywood’da aynı insanla ilgili üst üste bu kadar film yapılsa “Atatürk’e olan sevgi üzerinden para kazanılıyor, insanların Atatürk sevgisi sömürülüyor” derdik. Aynı durumun Türkiye’de yaşanması karşısındaki tepkimin ne olması gerektiğini biri bana anlatırsa sevinirim.
Suat Demirel [Hiç zannetmiyorum]: Mustafa fena olmayan bir belgesel filmdi. Veda yazdırılmış tarih kitaplarından fırlayan bir gariplikti. Dersimiz Atatürk’ün bunun da ötesine geçip, daha önceki Turgut Özakman romanlarındaki gibi olayı hamasetten tayyareler boyutuna getireceğini düşünmekten kendimi alamıyorum. İzlemek isteyenler, Veda gibi bir filmden sonra iki kez düşünecektir. Hakkıyla bir tarihi film yapabileceğimiz günleri özlemle bekliyorum.
