
DIE FREMDE / AYRILIK
Yöneten: Feo Aladağ
Yazan: Feo Aladağ
Oynayanlar: Sibel Kekilli, Nizam Schiller, Derya Alabora, Settar Tanrıöğen
Ayrılık Fragman
Feo Aladağ röportajı için bakınız.
Ijon Tichy [Merak puanı: 70]: Konusunu ilk okuduğumda didaktik bir film beklerken, Feo Aladağ ile yaptığımız röportajda söyledikleri içime biraz su serpti. Filmle ilgili okuduğum uluslararası eleştiriler de hiç fena değil. Ve izleyen herkesin Sibel Kekilli ve Derya Alabora’nın oyununa övgüler yağdırması filmi merak ettiriyor.
Serhan Çelebi [Merak puanı: 70]: Sibel Kekilli bu film ile ödül aldı. İlginç kariyerinde önemli bir adım daha attı. Konusu da toplumsal; iyi bir film vaat ediyor. Oldukça merak ediyorum.
Ali Yaşar Tuzcu [Merak puanı: 70]: Sibel Kekilli’nin çok fazla beğenilen performansı, Alman-Türk ilişkisine odaklanması ve genelinde olumlu eleştiriler alması nedeniyle merak ettiğim bir film Die Fremde. Ama yine de taraflı olma ihtimali ya da yüzeysel bir tavır sergileme riski kafamda soru işareti yaratmıyor değil.
İpek Sakarya [Merak puanı: 60]: Nedense Sibel Kekilli’nin oyunculuğunu bir türlü sevemedim. Kendisini yeteneksiz ve başarısız buluyorum. Bu da filme olan merakımı bir hayli azaltıyor. Derya Alabora ve Settar Tanrıöğen ise eminim çok başarılı performanslar sergilemişlerdir. Fragman da zaten bunun ipucunu veriyor. Film, yeni bir konu işlememiş olsa da ya da aynı konunun farklı bir yaklaşımla ele alınmış örneği olmasa da sadece konusu itibariyle bile izlenmeye değer. Bu nedenle filmi büyük olasılıkla hemen olmamakla beraber bir süre sonra dayanamaz, Sibel Kekilli’ye rağmen izlerim.
Suat Demirel [Merak puanı: 40]: Aşırı milliyetçi bir insan olmadığım halde fragmandaki bazı öğeler beni rahat etti. Türklerin baskıcı, almanların (ya da yabancı diğer ulusların) serbestliğine dair bir şeyler söylemek istiyor gibi görünüyor. Olayların gerçekliği, özellikle yapımcıları düşünülecek olursa, tek açıdan bakmama gerekliliğini doğuruyor. Buna rağmen tek açı söz konusu gibi. Yine de izleyip, kararımı öyle vereceğim.

BAHTI KARA
Yöneten: Theron Patterson
Yazan: Theron Patterson
Oynayanlar: Reha Özcan, Kamer Çelenk, Yeşim Ceren Bozoğlu, Haktan Pak
Bahtı Kara Fragman
Ali Yaşar Tuzcu [İzledi]: Festival’de neden bilet aldığımı bilmesem de izlediğimde çok pişman olmadım. Hayal kırıklığı yaratacak kadar kötü olmamakla birlikte çok beğenilecek bir yanı da olmayan vasat bir film olarak tanımlanabilir Bahtı Kara.
Onur Ertuğrul [Merak puanı: 70]: Türkiye’deki sinema kültürünün henüz kara-mizahı sindiremediğini düşündüğümden filmle ilgili yapılan olumsuz eleştirilere fazla prim vermemeye özen gösteriyorum. Ayrıca yönetmenin tavrı, filmin farklı bir teknikle farklı bir Istanbul yaratma çabası ve bunu kara mizah eksenine oturma çabası her halükârda yaratıcı bir iş ortaya koymuştur sanıyorum.
Serhan Çelebi [Merak puanı: 50]: Bulut Film’e tarafsız kalamam. Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi bünyesinde var olmaya çalışan küçük fakat sinema aşkı büyük bir yapım şirketi. Şirket demek bile zor; çünkü neredeyse kâr amacı gütmeyen, Türk sinemasına yeni soluk getirecek filmleri desteklemeye ant içmiş olan bu sinefiller topluluğunun yapmayı tercih ettiği flmlerin yüksek gişe yapması ihtimali bulunmuyor. Ve onlar bunu biliyor! Sanırım Tatil Kitabı’ndan sonra ikinci yapımları. Tüm kalbimle başarılı olmalarını diliyorum.
Ijon Tichy [Merak puanı: 30]: Bu sezon birçok türk filmi beni ters köşeye yatırdığından Bahtı Kara’yı rahatlıkla öneremiyorum. Sanırım sezonun sonuna yetişmesi bahtını biraz kararttı.
Ümit Açık [Merak puanı: 30]: Biraz kafası karışık bir film gibi gözüküyor. Güldürürken acı veren bir kara komedi olmaktan ziyade, komedisi ayrı, karanlığı ayrı dağılan, heterojen bir film izlenimi veriyor fragman. Ters köşeye bırakma ihtimali saklı elbet.
Suat Demirel [Merak puanı: 20]: Adı gibi bir kara mizah örneği olmasını bekliyordum fragmanı ilk izlediğimden beri. Sonra yorumlar gelmeye başladığında işin rengi değişti. Doğallık adına yapılan özensiz bir çalışma yaftası şu an üzerine işlemiş durumda. İlk zamanki heyecanımdan pek eser yok hali hazırda.

TENGRI / MAVİ CENNET
Yöneten: Marie-Jaoul de Poncheville
Yazan: Jean-François Goyet, Azamat Kadyraliev, Marie-Jaoul de Poncheville (Cengiz Aytmatov’un ‘Cemile’ eserinden)
Oynayanlar: Taalai Abazova, Albina Imasheva, Elim Kalmouratov, Busurman Odurakaev
Mavi Cennet Fragman
Onur Ertuğrul [Merak puanı: 85]: Okuyan herkes gibi Cemile’yi fazlasıyla severim. Ayrıca böyle duru filmlerin her zaman ayrı bir yeri vardır sinefil bünyede. Bana sorarsanız haftanın en iyi filmi olma ihtimali yüksek.
Ijon Tichy [Merak puanı: 60]: Yıllar önce (2001de) Eric Valli’nin Himalaya’sı gösterime girdiğinde oynatıldığı tek sinemanın (Alkazar diye hatırlıyorum) kapısının önünden geçerken, içeri dalıp gösterimdeki 3-5 kişiyle birlikte bir şahesere tanıklık etmenin eşsiz hazzını yaşamıştım. O haz beni bir türlü bırakmıyor maalesef, Tengri’nin de gösterildiği 2-3 sinemanın birinin kapısının önünden geçersem, mutlaka içeri dalarım gibi geliyor.
Ümit Açık [Merak puanı: 25]: Muhtemelen ülkemizin vizyon kalabalığında şöylece gözükerek geçip gien filmlerden olacak. Filmin en (belki de tek) merak uyandıran yönü ise Cengiz Aytmatov ismi elbette.
Suat Demirel [Merak puanı belirsiz]: Merak etmem için yeterince veri yok elimde. Vizyona sınırlı sayıda kopya ile (muhtemelen 2) gireceği için izlemek büyük bir şans olacak fakat neyi izleyeceğimi pek bilemiyorum. Bildiğim bilgiler şunlardan ibaret: Cengiz Aytmatov’un ‘Cemile’ isimli hikayesinden uyarlanmış ve 2009 yılında Kırgızistan’ın Oscar Adayı olmuş. Fragman ekstra hiçbir şey sunmuyor. Manzaralar güzel, müzikler güzel. Peki ya hikaye ve anlatım? Gidip yerinde müşaade etmek gerekecek.

A NIGHTMARE ON ELM STREET / ELM SOKAĞINDA KÂBUS
Yöneten: Samuel Bayer
Yazan: Wesley Strick, Eric Heisserer (Karakterler Wes Craven tarafından yazılmıştır)
Oynayanlar: Jackie Earle Haley, Kyle Gallner, Rooney Mara, Katie Cassidy, Thomas Dekker
Elm Sokağında Kâbus Fragman
Candan Doğan [Merak puanı: 80]: Devam filmi değil de, orijinal Elm Sokağı’nın yeniden uyarlanması olması beni heyecanlandırıyor. Korku janrasının en sıkı fikirlerinden biridir sanırım Elm Sokağı. Orijinalini ne zaman seyrettiğimi hatırlamasam da, bende bıraktığı izler halen derindir. Sinemada seyretmek için sabırsızlanıyorum.
Ali Üstünsoy [Merak puanı: 50]: Aynı heyecanı yaşatmayacağı kesin olsa da, Elm Sokağında Kâbus’u bir daha çekmişlerse bir daha seyredilebilir. “Ready or not here i come” deyişini duymak için bile değer sanıyorum. Olmadı DVDden de bakabiliriz.
Ijon Tichy [Merak puanı: 10]: Serisi uzadıkça uzamasına (3’ten sonrası biraz gereksizdi) arkasından dizisiyle iyice suyunun çıkarılmasına rağmen gösterildiği ülkelerde beğenildi ve iyi gişe yaptı. Demek Freddy’de hala iş var. Sinemada izletecek kadar merak ettirmedi ama DVDde bir göz atılabilir.
Ümit Açık [Merak puanı: 0]: Evet, kâbus geri dönüyor.
Serhan Çelebi [Merak puanı: 0]: Bu geyik ne zaman bitecek?

DATE NIGHT / ÇILGIN BİR GECE
Yöneten: Shawn Levy
Yazan: Josh Klausner
Oynayanlar: Steve Carell, Tina Fey, Mark Wahlberg
Çılgın Bir Gece Fragman
Candan Doğan [Merak puanı: 55]: Filmden sıradanlık akıyor besbelli. Fakat sadece Tina Fey’in performansı için seyretmeye değer diye düşünüyorum. Son dönemin en yetenekli ve en komik kadını olduğunu düşünüyorum.
Ali Yaşar Tuzcu [Merak puanı: 45]: Genel itibariyle beğenilmiş bir film Date Night. Hatta, hem eleştirmenlerin hem de seyircilerin uzlaştığı iyi bir film.Tina Fey ve Steve Carrell’ın da amerikan komedi algısının ağır topları olduğu bir gerçek. Her şeye rağmen tipik ve sığ bir amerikan romantik-komedisi olmaması için hiçbir sebep yok.
Ümit Açık [Merak puanı: 40]: Amerikan televizyonlarının en revaçta isimlerinden ikisini bir araya getirme projesi. Fragmana bakarak neyle karşılaşacağımızı anlıyoruz. İz bırakacak bir film olacağa benzemiyor, ama bir buçuk saati eğler işte. bu hafta vizyonda bir filme gitmeye mecbur olsam, seçimim bu olurdu herhalde.
Ijon Tichy [Merak puanı: 30]: Üç Office, iki de 30 Rock bölümü izleyeceğiniz süreyi feda edebilirseniz gidin derim. Ben evde oturup dizileri izlemeyi tercih edeceğim sanırım.
İpek Sakarya [Merak puanı: 20]: Steve Carrell’ı pek sevmem, Tina Fey’i de pek tanımam. Ne 30 Rock izlerim ne de Office, sanırım filmi çok boş zamanım olduğunda evde DVDden izlerim. O da komedi olduğu için…
Serhan Çelebi [Merak puanı: 20]: Romantik komediye farklı bir yaklaşım. Bu kez kahramanlar evli ve zoraki kaçaklar. Meraklısına diyerek geçelim. Fazla üzerinde durmaya değmez.

THE PRINCE OF PERSIA: SANDS OF TIME / PERS PRENSİ: ZAMANIN KUMLARI
Yöneten: Mike Newell
Yazan: Boaz Yakin, Doug Miro, Carlo Bernard (Jordan Mechner’ın oyun senaryosundan)
Oynayanlar: Jake Gyllenhaal, Gemma Arterton, Ben Kingsley, Alfred Molina
Pers Prensi Fragman
Ali Yaşar Tuzcu [İzledi]: Cüneyt Arkın sinemasını abartılı bulurken bu filmin de ondan eksik kalır bir yanı olmadığını düşünmekteyim. Kadro iyi olsa da Batı’nın o aşırı oryantalist tonunu burada da görmeye dayanabilirseniz bir şans verebilirsiniz.
Suat Demirel [Merak puanı: 70]: Hiçbir şey için gitmesem oyununa olan saygımdan ötürü gideceğim. Uwe Boll yönetmediği sürece oyunlardan uyarlanan filmleri izleyebilirim. Ahh, Uwe sektörü öldürüyorsun be abi!
Ümit Açık [Merak puanı: 30]: Bakmayın puanıma. Benim gibi sinemada epikten, fantastikten ve görkemden uzak duranlardanız filme yaklaşmanız zaten beklenemez. Gerisi için bu kısır yaz döneminde önerilebilecek bir film. Zira denizde kum, Prince of Persia’da aksiyon.
Ijon Tichy [Merak puanı: 10]: Sorunlu ergen olarak alıştığım Jake Gyllenhaal’ı kılıç sallayıp, kafa uçururken görürsem gülerim herhalde. Pers’te başka prens mi kalmadı yahu?
Serhan Çelebi [Merak puanı: 10]: Pek bir beklentim yok. Hedef kitle oyunun meraklıları olsa gerek.
İpek Sakarya [Merak puanı: 0]: Çok zorlama bir film olmuş gibi duruyor. Yapımcılar “tamam konu yok, o zaman biraz fantastik öğeler katalım; yok o da olmadı şimdi de güzel bir kadın koyalım; o da olmadı bu iki karakter arasında çekişmeden doğan bir aşkın ortaya çıkmasını sağlayalım” diye düşünmüşler muhakkak. Yani filmde yok yok, e sonuç itibariyle de izlemeye değer bir şey yok gibi duruyor. Ayrıca, Jake Gyllenhaal gibi güzel bir adam nasıl bu kadar çirkinleştirilebilir o da ayrı bir konu… Aynı türk filmlerinin unutulmaz kahramanı Tarkan’a benzetmişler adamcağızı.
