37. İstanbul Film Festivali’nde İzlemeniz Gereken 16 Film

Haktan Kaan İçel, bu yılki festivalde kaçırmamanız gereken filmleri derledi...

37. İstanbul Film Festivali her yıl olduğu gibi dolu bir programla seyirciyi mutlu etmeye hazırlanıyor. Farklı bölümlerde zengin programın öne çıkan filmlerini bu listede bulabilirsiniz.


ISLE OF DOGS – Galalar
Sinemanın sevilen yönetmenlerinden Wes Anderson’un Berlin Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterilen animasyon Atari isimli bir çocuğun Japonya’da köpekler adasında kendine uygun bir köpeği bulma çabasını konu ediniyor. Berlin Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülüyle dönen film, modern bir masalı etkileyici bir şekilde sunmayı başarıyor. Filmi izleyenlerin favorisi haline getiren bu animasyon bu yılın parlayan filmlerinden biri olarak görülüyor.

YOU WERE NEVER REALLY HERE – Galalar
Lynne Ramsay’in Cannes Film Festivali’nde fırtınalar koparan filmi Cannes’dan en iyi oyuncu ve senaryo ödülleriyle dönmüştü. Joaquin Phoenix’in harika oyunculuğuyla yılın en iyi performanslarından birini sunduğu yapım, stilize şiddet sahneleriyle dikkati çekiyor. İlk olarak Filmekimi’nde gösterileceği açıklansa da gösterim programının ertelenmesi sonucunda bir yıl sonunda filmi izleyebileceğiz. Seks tacirlerinin elinden bir çocuğu kurtarmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatan You Were Never Really Here, Taxi Driver’a benzerliğiyle geçen yılın hitlerinden biri olarak yorumlanabilir.

TRANSIT – Galalar
Barbara ve Phoenix filmleriyle ister istemez belli bir kesimin favorisi haline gelen yönetmen Christian Petzold’un yeni filmi, ilk gösterimini Berlin Film Festivali’nde yaptı. Frantz filmiyle geleceği parlak yıldızlar arasına giren Paula Beer filmin başrolünde yer alıyor. Yine kimlik değişimi gibi bir konuyu mülteci sorunuyla harmanlayan film, belli ki seyirciye derinlikli bir sinema ziyafeti sunacak gibi görünüyor.

MEKTOUB, MY LOVE – Dünya Festivallerinden
Blue is the Warmest Color ile sinema dünyasının iyi yönetmenlerinden biri olduğunu ispatlayan Abdullatif Kechiche’in yeni filmi ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. Bir aşk üçgenine yoğunlaşan film, plajlarda ve barlarda geçen görsel yapısını hikaye anlatıcılığındaki başarısıyla gösteriyor. Müzikler ve yaz aylarının sıcaklığını içinde barındıran film bu yılın öne çıkanlarından biri oluyor.

VALLEY OF SHADOWS – Genç Ustalar
İlk gösterimini Toronto Film Festivali’nde yapan Skyggenes Dal, Norveçli yönetmen Jonas Matzow Gulbrandsen’un yönetmenliğinde İskandinav masallarından esinlenen gotik bir film olarak tanımlanıyor. Çevre bölgelerde yaşanan hayvan katliamlarının sırrını merak eden Aslak isimli bir çocuğun ormanın derinliklerinde geçen hikayesi bu yılın saklı hazinelerinden biri olabilir. Çocukluk korkularının tedirginliğini beyazperdeye yansıtış biçimiyle dikkati hak ediyor.

MATAR A JESUS – Genç Ustalar
Katili Öldürmek adıyla festivalde gösterilecek olan yapım Kahire, Chicago ve Palm Springs Film Festivalllerinden aldığı ödüllerle ilgi çekici bir iş olduğunu belli etmişti. Kolombiya toplumsal yaşamının uyuşturucu kartelleri tarafından batağa sürüklenmesini bir intikam hikayesi üzerinden anlatıyor. Yönetmen Laura Mora’nın çocukluk anılarından esinlendiği bu dram çete argosu ve kartel portrelerini gerçekçi bir şekilde resmetmesiyle öne çıkıyor.

LOVE ME NOT – Mayınlı Bölge
Miss Violence filmiyle çok şey beklenen yönetmenler arasına giren Alexandros Avranas’ın Jim Carrey’li filminin kayıplara karışmasından sonra merakla beklenen filmi, bir çiftin villasında yaşamaya başlayan genç bir kızın yeni hayatına alışmaya çalışırken bir kaza sonucu hayatının karanlık tarafa evrilmesini konu ediniyor. Rahatsız edici senaryosuyla ahlak kavramını toplumsal bir eleştiriye dönüştüren film her bünyeye uygun olmayan bir gerilim filmi oluyor.

DHOGS – Mayınlı Bölge
Yazgı ve talih kavramlarını merkezine alan bu korku filmi, yapısı itibariyle Haneke, Carax ve Lynch filmlerine benzerliğiyle ilgi çekici olmayı başarıyor. Bir çöl, bir benzinci ve bir otel odasında insanın karanlık yönlerini öne çıkaran yapım, duyarsız toplum eleştirisini başarıyla yapıyor. Galiçya eyaletinde geçen film yönetmen Andres Goteira’nın ilk filmi olarak da bu yılın çok konuşulacak filmlerinden biri gibi gözüküyor.

PIERCING – Mayınlı Bölge
The Eyes of My Mother filmiyle estetik bir görsel yapı kuran yönetmen Nicolas Pesce, psikopat bir adamın bir fahişeyi odasına götürmesiyle başlıyor. Ancak odaya götürülen fahişenin adamdan daha karanlık biri olması işleri teryüz ediyor. Cinselliğin yapısıyla zalimce oynayan film, sadomazoşizmin kapılarının açılmasıyla beraber karanlık bir gerilim filmine dönüşüyor. Filmin inceden yükselen kara mizahı ise filmin cabası…

KHOOK – Antidepresan
Ejderha Uyanıyor! filmiyle türünde mistik bir işe imza tan yönetmen Mani Haghighi, ilk gösterimini Berlin Film Festivali’nde yapmıştı. Yıllardır film çekemeyen bir yönetmenin kentteki yönetmenleri tek tek öldürmesini komedi türü içinde anlatmasıyla bile ilginç bir filme dönüşüyor. Domuz adıyla festivalde gösterilecek yapım; sanatçı egosu, sosyal medya ve PR dünyasını tiye alıyor.

UNDER THE TREE – Antidepresan
İzlanda, Polonya, Danimarka ve Almanya ortak yapımı olan Under the Tree, İzlanda’nın buz tutmuş kasabalarındaki düşman komşuların hikayesini kara mizahla anlatıyor. İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde yapan film Austin Fantastik Film Festivali, Denver ve Hamptons Festivallerinde aldığı ödüllerle sinemaseverlerin listelerine girmişti. Yönetmen Sigurdsson basit olayların nasıl savaş ortamına neden olduğunu anlatıyor.

CLAIRE’S CAMERA – Antidepresan
Uzakdoğu’nun Woody Allen’ı olarak nam salan yönetmen Hong Sang-soo, üretken sinema kariyerini Cannes’da gösterilen bu filmiyle çeşitlendiriyor. Daha önce de beraber çalıştığı iki oyuncu Isabelle Huppert ve Kim Min-hee’ye başrolleri emanet eden yönetmen, Parisli bir öğretmen ve işinden kovulmuş bir kızın ilişkisini konu alıyor. Sanatın insanlar üzerindeki etkisini naif ve zarif bir şekilde anlatan diyaloglarıyla klasik Hong sinemasını bir kez daha yineliyor.

THE HEREDERAS – Neredesin Aşkım?
Gösterildiği Berlin Film Festivali’nde izleyen herkesin favorisi haline gelen bu Paraguay filmi, iki kadının ilişkisinin 30 yıldan sonra ekonomik sorunlarla nasıl yıprandığını anlatıyor. Aşkın maddi sorunlar çerçevesinde eridiği tespitlerinde bulunan yapım, insanların farklılıkları ve kadının özgürleşmesine dair önemli bir film olarak festival listelerinde öne çıkıyor. Az üretimin yapıldığı Paraguay’dan çıkan bu film yönetmen Marcelo Martinessi’nin önünü açacak gibi gözüküyor.

SCARY MOTHER – Çiçek İstemez
Türkiye’deki ilk gösterimini Antalya Film Festivali’nde yarışma filmi olarak yapmıştı. Yazar bir annenin tüyler ürpertici bir tonda hikayesini anlatan Ana Urushadze filmi, Scary Mother özellikle anne karakterinin romanından bir kesitin okunduğu sahneyle zirveye ulaşıyor. Finaliyle seyirciyi şaşırtacak olan yapım Asya- Pasifik ödülleri dahil Locarno, Gijon ve Saraybosna’dan aldığı ödüllerle rüştünü ispatlayan bir filme dönüşmüştü.

YOL KENARI – Ulusal Yarışma
Türk sinemasının bağımsız yönetmenlerinden Tayfun Pirselimoğlu’nun yeni filmi fırtınalı deniz ve gür ormanlar arasında sıkışmış bir kasabanın kıyameti korkutucu işaretleriyle bekleme sürecini anlatıyor. Deccal’ın gelişini işaret eden bazı korkunç imgeler, cinnetin eşiğindeki karakterleriyle Türk sinemasında pek görmediğimiz bir filmi imza atılıyor. Siyah beyaz görsel yapısı ve bağımsız sinemanın özgürlüğüyle bu yılın yarışma bölümündeki öne çıkan filmlerden biri oluyor.

GOOD MANNERS – Uluslarası Yarışma
Çeşitli fantastik film festivallerinden ödüllerle dönen Görgü Kuralları, Brezilyalı yönetmen ikilisi Juliana Rojas ve Marco Dutra’nın elinden çıkıyor. Lezbiyenliği bir kurt kadın hikayesiyle müzikal bir şekilde sunan yapım, Portekizli dansçı Isabel Zuaa’nın performansıyla sinemada farklı bir tecrübe olarak yorumlanabilir. Annelik, toplumsal sınıflar ve aile kavramlarını kendi içinde bir tartışma konusu olarak ortaya çıkaran yapım cinsel arzuların dışa vurumu olarak bedensel dönüşüm filmi olarak sıradışı bir iş olmayı beceriyor.

Not: Tarkovsky’nin muhteşem filmi Stalker, 30. Yılında sinemada izleme fırsatı bulabileceğiniz Arabesk ve Bergman filmleriyle 37. İstanbul Film Festivali seyircilerine zengin bir seçki sunuyor.

kategori:
seçki

ilgili