Kategorize ederek söylemek gerekirse bu hafta bir aile, bir sevgili ve bir de kıyamet-sonrası film gösterime giriyor. Her türlü müşteriye satacak mal var bu sektörde…

Everybody’s Fine / Herkesin Keyfi Yerinde
Senaryo & Yönetim: Kirk Jones
Oyuncular: Robert De Niro, Sam Rockwell, Drew Barrymore, Kate Beckinsale
Konu: Frank Goode 60 yaşına geldiğinde, zamanın geçip gittiğini ve çocuklarının büyüdüğünü göremediğini fark eder. Zamanı geri döndürüp çocuklarıyla tekrar bir araya gelme hevesiyle Frank ani ve kıtalararası bir yolculuğa çıkar. Ancak kısa sürede karısının ona çocukların durumlarıyla ilgili bilgi verirken, kötü haberleri atladığını ve iyi haberleri abarttığını fark eder.
Onur Ertuğrul [Bir ara izleyecek]: Sağlam senaryo ve iyi oyuncu kadrosuna rağmen eleştiriler olumsuz yönde. Giusuppe Tornatore’nin 1990 yapım Stanno Tutti Bene filminden uyarlanması ise, filme hem artı hem eksi puan getiriyor.
Ijon Tichy [İzlemeye çalışacak]: Bu hafta kapanan Miramax’ın son filmlerinden biri… Yurtdışında pek iyi eleştiriler almadı ama en azından oyuncu kadrosunun hatrına ve Miramax’a da güle güle demek için izlenebilir diye düşünüyorum.
Yıldıray Kibar [İzleyecek]: Sam Rockwell son dönemde benim için ”o varsa izlenir” oyuncular klasmanına girdiğinden merak ediyorum. Ayrıca ijon’un belirttiği gibi Miramax’a da bir vefa borcumuz var.
Suat Demirel [Küçük bir belki]: Miramax’a herhangi bir vefa borcum olduğunu düşünmüyor olduğum için görmek için bir bahanem yok. Yine de vizyondaki filmlerin sayısı ve nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda, fırsat olduğu takdirde gidip izleyebilirim.
Ali Üstünsoy [İzlemeyecek]: Oyuncular ne kadar iyi olursa olsun, Yılmazerdoğanvari dramların kötüsü pek kötü olur. Yazılan olumsuz eleştirilere bakılırsa, ortada kaydadeğer bir film olduğu söylenemez.

Romantik Komedi
Senaryo: Ceren Aslan, Aslı Zengin
Yönetim: Ketche
Oyuncular: Cemal Hünal, Engin Altan Düzyatan, Gürgen Öz, Sedef Avcı, Sinem Kobal, Burcu Kara
Konu: Esra, Didem ve Zeynep çok yakın arkadaş olmalarına rağmen birbirinden farklı hayatlar sürdüren farklı karakterlere sahip üç kişidir. Üçü de önemli kararlar alacak ve üçünün hayatı da bazı değişikliklere uğrayacaktır.
Suat Demirel [Havalar böyle devam ederse izleyebilir]: Normalde romantik filmlere pek ilgim olmadığından güzel hava ve saha şartlarında izlemeyi düşünmeyeceğim bir film. Lakin hava şartları böyle devam ederse, tatilhaftamı sinemada geçirmek durumunda kalabilirim. Beklenti düşük, kafa rahat, salon ise sıcak. Mis.
Ali Üstünsoy [İzlemeyecek]: Basın gösteriminde izleyenlerden aldığımız olumlu yorumlar türün iyi bir örneğiyle karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor. Filme gidecekler salondan memnun ayrılacak. Gitmeyeceklere de gidin diyecek halimiz yok.
Ijon Tichy [Yan gözle bakacak]: Beni ilgilendiren tek yönü bir kısmının çalıştığım ajansta çekilmiş olması, o yüzden TV’de oynarken yan gözle bakabilirim sanırım… ABD’de de gelecek hafta aynı isimli bir filmin gösterime girmeside ilginç tabi… Tamam anladık sevgililer günü ama daha yaratıcı bir isim bulun yahu.
Yıldıray Kibar [İzlemeyecek]: Metropol ilişkileri, görece olarak son dönemde ortalama izleyicinin ilgisini çekecek oyuncu kadrosu ve en önemlisi tür filmi sevenlerin gözüne sokarcasına belirlenmiş bir isim. Filmin niyeti, hacmi, hedef kitlesi ve içeriği belli. Arzumuz ülkemizde zayıf kalan bu tür açısından kabul edilebilir ölçekte kalite içermesidir.
İpek Sakarya [Almayayım, alana da mani olmayayım]: İlişkilerinde romantizmi bulmaktan başka amaçları, aşk acısından başka dertleri olmayan kaymak tabaka birkaç gencin ergenlik özlemi koşturmacaları hiç ama hiç ilgimi çekmiyor, hatta çok da fazla itici geliyor. Bir de buna kötü oyunculuklar ve cikletten çıkma kalıplaşmış aşk sözleri eklenince filme gitmemek şart oluyor. Sabun köpüğü izlemek isteyenler tercih edebilir ama son dönemde pek bir köpüğe boğulmadık mı?

The Book of Eli / Tanrının Kitabı
Senaryo: Gary Whitta
Yönetim: Albert Hughes & Allen Hughes
Oyuncular: Denzel Washington, Gary Oldman, Mila Kunis, Tom Waits, Ray Stevenson
Konu: Çok uzak olmayan bir gelecekte, bir adam bir zamanlar Amerika olan çorak topraklarda tek başına yürüyor. Boş şehirler, çökmüş otobanlar, kavrulmuş toprak, etrafında sadece yıkım felâketinin izleri var. Burada uygarlık yok, kanun yok. Yollar ayakkabıları için, bir matara su için, ya da hiçbir şey için adam öldüren çetelere ait. Ama onlar bu yolcunun dengi değil.
Suat Demirel [Beklentilerin uzağında olsa da izleyecek]: Yapım aşamasından beri takip ettiğim bu filmin çok daha farklı bir şey olacağını tahmin ediyordum ama fragman ve diğer eleştirilerden görünen o ki sadece görsel yönden bir şey bekleyeceğiz. Gerçi benim için o kadarı bile izlemek için yeterli bir motivasyon. Denzel hatrına diyelim.
Ijon Tichy [Merakla izleyecek]: Ermeni asıllı siyahi Hughes biraderler hatrına, her ne kadar ”hikayesi biraz sıradan” eleştirileri almış olsa da izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
İpek Sakarya [Merakından izleyebilir]: Filmin konusu ilgimi çekmeyip hatta başlı başına gitmemem için yeterli sebep olsa da, filmin görüntüleri -ne yazık ki- estetik kaygılar nedeniyle merak uyandırıyor. Oyunculuğunu takdir ettiğim ve severek izlediğim Denzel Washington, bu filmde plastik bir suratla idare etmeye çalışmış gibi gözükürken bir o kadar yetenekli rol arkadaşı Gary Oldman da ziyadesiyle ona eşlik etmiş gibi duruyor.
Fahri Aydın [İzleyecek]: Hollywood kıyametengiz film atmosferini güzel yaratıyor, seyirciyi tribe sokuyor. Fragman da gayet başarılı gözüküyor; izlenir.
Yıldıray Kibar [Kararsız]: Denzel’in siyasi duruşu, filmin verdiği muhafazakar sinyaller bir yandan itici geliyor. Öte yandan yine Denzel’in sağlam oyunculuğu ve post-apolakiptik filmlere olan düşkünlük merak ettiriyor. Filmin Eli yüzü düzgün olduğu ama yeni bir şey vaadetmediği apaçık.
