56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri – 1

Haktan Kaan İçel Altın Portakal Film Festivali'nde izlediği filmleri kısa kısa yorumluyor.

Ulusal yarışmanın geri dönmesiyle beraber Antalyalı seyircilerin coşku dolu karşılamalarıyla beraber salon doluluk oranlarının yüksek olduğu köklü Antalya Altın Portakal Film Festivali yine ilgiyi üzerine çekmeyi başardı.

Bu yıl izlediğim filmlerin yorumlarını burada kısaca bulabilirsiniz.

BİLMEMEK: Modern toplumun içindeki bağnaz bakış açısının yansımalarını bir aile üzerinden betimleyen Bilmemek, kimi tercihleriyle Loveless’ı hatırlatan bir filmdi. Ancak filmdeki yan hikayelerin ana hikayeyi desteklememesi filmin en büyük defosuydu. Çok önemli konulara temas edilmesine rağmen yüzeysel bir şekilde bu konulara dahil olamayaşımız, yan hikayelerin varlığını sorgulamamıza neden oluyordu. Emir Özden’in de gelecekte çok önemli bir oyuncuya dönüşeceğini düşünüyorum. Ondan İlk parıltıları bu filmde görüyoruz. Levent Üzümcü’yü yıllar sonra klasik rollerinden farklı bir rolde görmek güzeldi. Finali tartışılabilir ama ben açıkçası uygun olduğunu düşünüyorum. Filmin ilk sahnesindeki bir karı kocanın ilişki durumunu özetleyen açılış ise zekice tasarlanmış incelikteydi. Festivalin eli yüzü düzgün filmlerinden biri olarak akılda kaldı.

AŞK, BÜYÜ VS.: Toplumun dayatmalarıyla sürgün edilen aşıklar… Zamanın yıkamadığı duygular… Ümit Ünal imkansız gibi görünen bir birlikteliğe dokunaklı bir aşk mektubu yazmış. Filmin teknik problemleri olmasına rağmen hikayesinin zenginliği sayesinde bu meseleden ırak bir sinema keyfi yaşayabiliyorsunuz. Ece Dizdar – Selen Uçer harika bir uyum yakalıyorlar. Filmdeki ana karakterlerin yıllara meydan okuyan sırtlarındaki ağır yükleri, karakterlerin mizaçlarıyla bütünleşip seyirciye zamanın geçişini vermeyi başarıyor. Tutku ve aşkı yavaş yavaş hissetmeniz filmin büyük başarısı diyebiliriz. Ancak filmdeki bazı karakterlerin varlığını sorguluyoruz. Örneğin Emrah Kolukısa’nın karakteri filmde olmasa filmde ne değişirdi, onu düşünmek gerekiyor. Ya da hizmetçi kadının varlığı… Hatta genellersek bu karakterlerin oldukları sahneler açıkçası kurguda kısaltılabilirdi. Ancak yönetmen tercihi olarak filmde varlıklarını sürdürmüşler. Filmi izlerken aklıma “Room in Rome” geldi. Biraz da Almodovar. Filmin festivalden ödülsüz döneceğini sanmıyorum. Senaryo ve oyunculuk dallarında muhtemel ödüllerin şimdiden en büyük adayılar. Hayatımız boyunca mutsuz olacağımıza, bu filmle mutlu olalım.

kategori:
seçki

ilgili