A Scanner Darkly

“Bu romanı yazmak da, okumak da kalbimi burktu… Bir başyapıt olduğuna inanıyorum. Sanıyorum bu benim yazacağım tek başyapıt… Komik bölümleri, yazılmış olanların en komikleri, üzücü bölümleri ise tüm yazılanların...

a_scanner_darkly.jpg

“Bu romanı yazmak da, okumak da kalbimi burktu… Bir başyapıt olduğuna inanıyorum. Sanıyorum bu benim yazacağım tek başyapıt… Komik bölümleri, yazılmış olanların en komikleri, üzücü bölümleri ise tüm yazılanların en üzücüleriydi ve hepsi aynı kitapta toplandı!” (Philip K. Dick)

Kitap ve öykülerinden Blade Runner, Total Recall, Minority Report gibi başarılı bilimkurgu filmleri uyarlanan Philip K. Dick’ in başyapıtım dediği A Scanner Darkly kitabından uyarlanan aynı adlı film de bir bilimkurgu. Her bilimkurgu için sarf edilen “özünde toplumsal bir metafor” ya da “sosyolojik bir alt metne sahip” gibi klişe cümleler bu filmde daha bir ön plana çıkıyor. Çünkü A Scanner Darkly androidler, uzay gemileri ya da diğer teknolojik gelişmelerin olmadığı hatta Dick kitaplarında çokça örneği olan distopyalardan da öte, daha çok dinleme, yer belirleme ve kimlik saptama/saklama gibi teknolojilerin geliştiği bir yakın gelecekte geçiyor. Asıl sorgulanan ya da masaya yatırılan ise uyuşturucular ve toplum üzerine etkileri. Bizzat Philip K. Dick’ in içinde bulunduğu bir dizi deneyimi toplumun ortak bilincinde yer edecek şekilde, bilimkurgu sosuyla ve yitirdiği arkadaşlarına methiye düzercesine oluşturduğu kitap uyarı niteliğinde. Üstelik kitap, yazarının takıntı haline getirdiği “Gerçek nedir?” sorunsalını da içeriyor. Fakat şu sorunun da sorulması gerekli; Dick uyuşturucu deneyimleri sonucunda kendini içinde bulduğu hayal dünyasının etkisiyle mi gerçeklik arayışına başladı? Filmin görselliğinin de sayesinde yaratıcısına yönelttiği bu itham aslında çok önemli değil; ta ki sanat yapıtının toplum düzeyini ileri bir noktaya çektiğini kabul edip, bir sanatçıdan sanatı ve dolaylı yoldan toplumun iyiliği için böylesi bir özverinin istenip istenmeyeceği sorulana kadar. Çünkü, bu soru filmin sonlarında kendine paralel yine fedakârlıkla ilgili bir soruya denk düşüyor (tarafımdan haklarında yazılan Watchmen ve Death Note yapıtlarında olduğu gibi yine bir “iactura paucourm serva multos; çoğu kurtarmak için azı feda et” sorusu.). Yaratımın bir yüzünde sanatsal düzey için sanatçının hayatından, diğer yüzünde toplumsal beka için bireyin hayatından fedakârlığı var. Her ikisi de spontane!

a_scanner_darkly_sized.jpg 

A Scanner  Darkly, uyuşturucuyla mücadeleyi kaybetmiş yakın gelecekteki Amerika’da geçiyor. Uyuşturucuyla mücadele eden polis birimindeki Robert Arctor’ ın kendisinin de dahil olduğu bir topluluğu gözetleme görevi almasıyla film giriş bölümünü tamamlıyor. İşin garip kısmınıysa özel polis birimindekilerin giydikleri “karıştırıcı” giysiler oluşturuyor. Bu giysiler sayesinde kimsenin birimdeki diğer kişilerin kimliği hakkında bilgisi olmuyor. Böylece gizlilik korunurken Robert Arctor’ ın başına gelen durum gibi istisnai durumlar da oluşabiliyor. Bu görev sayesinde Arctor hem uyuşturucuyla gerçek algısı azalan çevresini hem de bu toplum içinde aynı duruma sürüklenen kendisini gözlemliyor. Arctor’ un da akıl sağlığı tehlikeye giriyor çünkü görevde olduğu sırada içine karıştığı topluluk gibi o da uyuşturucu kullanıyor. Daha fazlasını anlatmaksa birçok düzlemde ilerleyen öykünün sürprizlerini açık etmek olur.

Uyuşturucu kullanan bireyleri ele alan Trainspotting ve Requiem for a Dream gibi sert yapıtlara baktığınızda bir şey dikkatinizi çeker; halüsinasyon sahneleri dahil görüntüler nettir. Çünkü karakterler tarafından çekilen acının seyirciye net bir şekilde aktarılması istenir. Gelin görün ki A Scanner Darkly bir animasyon. Daha doğrusu rotoskop tekniği uygulanarak yapılmış; film önce kamerayla çekiliyor, ardından bu kayıtlar elle üzerinden geçilerek animasyon halini alıyor. Film hakkında akla gelen ilk soru da bu tekniğin film üzerindeki etkisi oluyor zaten. Karanlık olarak görmeye alıştığımız bilimkurgular ve sert, gerçekçi uyuşturucu filmlerinin bileşkesinin karşınızda duran film olduğundan şüpheye düşüyorsunuz. Filmin bazı yerlerinde, özellikle de gerçekliğin sorgulandığı Arctor’ ın monologlarında bu teknik tavan yapıyor. Hali hazırda sistem eleştirisi denince akla ilk gelen oyunculardan Keanu Reeves’ in duruşu bu tekniği bahsi geçen sahnelerde daha da ileri taşıyor.

Gerçekliğin sorgulanmasını da tema olarak ele alan filmin, gerçeği birebir yansıtarak onu tekrar oluşturması değil de taklit etmesi gerekirken, bu yapıyı da bozarak gerçeğin tekrar yaratımını sahteleştirerek/yabancılaştırarak gerçeklik algısını sanatsal düzeyde de bozuyor. Belki de Richard Linklater, saygı duyduğu yazar Dick’ in başyapıtım dediği eseri bu şekilde ele alıp, taçlandırmak istedi. A Scanner Darkly’ yi yansıtan en güzel biçim bu mu bilemeyiz, yalnız gördüğümüz kadarıyla ortaya çıkan filmin, kaynak eserin çapında olduğu.

kategori:
izlenim

ilgili