Adjustment Bureau: Başlangıcın Başlangıcı

Geleceğimiz önceden kararlaştırılmış mı? Bütün seçimlerimiz belli bir plana göre mi belirleniyor? Yoksa kaderimiz bizim elimizde değil mi? George Nolfi’nin yönettiği Kader Ajanları (The Adjustment Bureau) tüm bu sorulara...

Geleceğimiz önceden kararlaştırılmış mı? Bütün seçimlerimiz belli bir plana göre mi belirleniyor? Yoksa kaderimiz bizim elimizde değil mi? George Nolfi’nin yönettiği Kader Ajanları (The Adjustment Bureau) tüm bu sorulara cevap vermeye hevesli bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Filme geçmeden yazardan bahsedelim,
Orijinal hikaye, bilimkurgu üstadı Phillip K.Dick’e ait. Dick’in öykülerini çok seven Hollywood, A Scanner Darkly, Azınlık Raporu ve nispeten daha geyik olan “Next”ten sonra Adjustment Bureau’yu da uyarladı. Orijinal hikayesi, daha sıradan bir karakter olan Ed Fletcher’in çevresinde geçiyor. Şöyle bir şey;
“Ed bir gün kapıya gelen sigortacı nedeniyle işe geç kalıyor ve bu onun gün akışında bir şeylerin aksamasına sebep oluyor. İşine olması gerektiğinden geç gittiğinde, herkesin taşlaşmış olduğunu ve dokununca dağıldığını görüyor ve panik içinde eve koşup durumu eşine anlatıyor. Şoku atlatamayınca, herkesin kaderini elinde tutan yaşlı adam, ona “Durumu kendine saklamasını, her şeyin bir plan dahilinde yürümesi gerektiğini ve plandan sapmaya izin verilmeyeceğini” anlatıyor.”

Adı ‘Ayar Takımı’ndan’ ‘Ayar Bürosu’na’ terfi eden filmimiz, orijinal hikayeyle  –özü hariç- oldukça farklılaşmış.  Yeni versiyonda, David Norris (Matt Damon), yükselişte olan genç bir politikacı rolünde. Seçim kampanyasında kitlesi tarafından hayli desteklenen David’in gündemi şans eseri değişiyor ve kaderi onu, aşka iten –alternatif- bir yola sürüklüyor. Ne var ki, David’in hayat çizgisini siyah ciltli defterlerinden takip eden melekler,  kendi hataları nedeniyle ortaya çıkan bu aşkı desteklemeye niyetli değiller. Durum kontrolden çıkınca da, genç politikacıyı uyarma yoluna gidiyorlar ve her şeyin belirli bir “Plan” doğrultusunda olduğunu ve -her ne olursa olsun- bu plana sadık kalması gerektiğini net bir şekilde belirtiyorlar.
Ne yazık ki bu plana, David’in ilk görüşte aşık olduğu bale dansçısı Elise (Emily Blunt) dahil değil.

Türüne romantik kovalamaca+bilim kurgu diyebileceğimiz Kader Ajanları için,
“…Nolan’ın “Başlangıç’ filmindekine benzer bir kurgu …” gibisinden bir yazı okumuştum. Bu film “Başlangıç’”ın ancak başlangıcı olabilir. Güzel film, tamam ama üzerine uzun uzun kafa patlatılmış, büyük araştırılmış, kurgu ve akışı kusursuz diyemeyiz.
Kader çizgisi gibi büyük bir konuya el atan filmin en büyük handikapı, filmin kilit noktası oluşturan birkaç noktanın hiper geyik olması ve o noktadan sonra izleyicinin kendine gelememesi olabilir.
spoiler: David’in tüm bu plan olaylarını öğrenmesine yol açan aksaklığı hatırlayalım: Bütün film boyunca melekler gizeme boğuluyor, fötr şapkalar, kapılardan geçmeler-başka yerlere çıkmalar, eşyaları hareket ettirmeler vs. sonunda ne oluyor. Meleğin teki uyuyakalıyor. Nedir yani yorulmuş mu!?

Filmin göze batan minik “Hadi canım sende!” parçalarını saymazsak, aksiyonun abartılmamış olması, kader konusunda çok beylik laflara boğuluyor olmamamız ve en önemlisi Damon ve Blunt’un, birbirlerine uyumlu kimyaları ve iyi oyunculukları filmin artıları.

Şu ara gösterimdeki filmler içinde ortalamanın üstü diyebilirim…

kategori:
izlenim

ilgili