Ae Fond Kiss…: Bir Öpücükten Fazlası

Sinemada bir filmi izlemeden önce, ilk olarak afişine bakıyorsanız; beyaz bir fonda romantik anlar yaşayan bir çift fotoğrafının yer aldığı görsel, filmden uzak durmanıza neden olabilir. Eğer ilk olarak...

Sinemada bir filmi izlemeden önce, ilk olarak afişine bakıyorsanız; beyaz bir fonda romantik anlar yaşayan bir çift fotoğrafının yer aldığı görsel, filmden uzak durmanıza neden olabilir. Eğer ilk olarak filmin konusunu okuyorsanız; “ayrı dünyaların insanı olan iki kişinin aşkı” minvalli konu özeti de filmi izlemenize mani olabilir. Yine de, her şeyden öte, filmin yönetmeninin kim olduğuna bakarsanız, gördüğünüz Ken Loach ismi sizi harekete geçirebilir ve 2004 tarihli romantik dram “Ae Fond Kiss…”i izlemenizi sağlayabilir.

Bir müzik eserini dinlemeden önce sözlerinin hangi konuya değindiğine fazla dikkat etmeyiz. Mühim olan parça içindeki ritimdir, melodidir, uyumdur. Elbette parçanın sözlerinin de parçayı bakışımızı etkileme, dinleyeni şehirler arası iç yolculuklara çıkartma gibi ehliyetleri bulunmaktadır, fakat en nihayetinde şarkı sözünün teması, bir şarkıyı tanımlamak için yeterli değildir. Eski sevgilinin başka biriyle evlenmesi temasından doğaüstü klavyelerle süslü enteresan bir taverna şarkısı da çıkabilir, devasa orkestrasyonlara sahip 22 dakikalık bir senfoni de vuku bulabilir. Mühimsenmesi gereken, bu temanın nasıl ve hangi duyguyla işleneceğidir.

Ae Fond Kiss… söz konusu olduğunda da gerçekten on yıllar boyunca zihinden zihne, perdeden perdeye gezmiş bir konuyla muhatap olduğumuzu fark ediyoruz. Farklı kültürlerden, farklı dinlerden iki insanın aşkı, ve onlara aman vermeyen korumacı çevreleri. Hadi özele girelim; Pakistan kökenli muhafazakar bir aileden gelen, ailelerin uygun görmesi sonucu kuzeniyle evlendirilmek istenen Casim (Kasım) ve bir katolik lisesinde öğretmenlik yapan, yine aynı ölçüde tutuculuk gösteren okul çevresinin içinde barınmaya çalışan Roisin. Bu iki insan birbirlerine aşık oluyor ve etrafındakiler hemen “nereye böyle” moduna geçiveriyor. İşte şarkının sözleri bu. Artık önemli olan Ken Loach’un ritmi, onun müziği, onun sanatçılığı. Sorumuz da şu: Usta yönetmen elindeki bu sözlerden güzel bir şarkı çıkarabilmiş mi?

Film, bu alandaki tartımızın dengesini henüz başında bozuyor. “Deneme” sınırlarında incelenebilecek bir konuşma ve sonrasında yarattığı atmosferle iki dakika içinde hem nefis bir ortam tasviri yapıyor hem de filmin içinde bulunacağı suların yüzeyini gösteriyor. Metaforik konuşmaya devam edecek olursak, bizim Ken Loach’tan bu film düzeyinde beklentimiz, bu suların dibine kadar inmesi, derinine kadar bakması oluyor. Filmin tipik bir “aşk her şeyi alt eder mi?” filmi olmaktan çıkıp üzerinde daha sık konuşulabilecek bir eser haline gelmesi de böylesi bi girişimle, bu önyargılarının bile kökenine inmeye çalışmakla mümkün.

Loach, tek taraflı da olsa bunu başarıyor filmin kimi yerlerinde. Benim için filmin en güzel yanları da bunlar oluyor. Casim’in o bağnaz görünümlü, çocuklarına rahat vermeyen babasının itiraflarında gömülü olan dışlanmışlığını, aidiyetsizliği ve kabuğuna çekilmeyi görünce baltalarımızı bir kenara saklıyor ve adama hak vermesek de esas suçlunun o olmadığını anlıyoruz. Herhangi bir farklı koşullarda aşk filmine dik olarak, olayın masum gençler ve onların psikopata bağlamış ailelerini aşmış olduğunu, problemin esasında derin kökleri olan kısmen haklı bir toplumsal güvensizliğe dayandığını sergilemeye çalışmasa bana göre Ae Fond Kiss… filminin en büyük artısı.

Elbette filmin geneline baktığımızda karşımızda gel-gitli bir aşk, engellere rağmen yürütülmeye çalışılan bir ilişki ve yeterince sevişme sahnesi mevcut. Ama filmin esas kıymeti, yönetmenin kafayı taktığı temalara da paralel olarak, filmin biraz daha büyümeye, sadece bir öpücükten fazlası olmaya çalıştığı anlarda gizli.

kategori:
izlenim

ilgili