bakınız

Alis’in Diyarı Hayal Kırıklığı Olsa da İzlenmeli

| 2 Yorum

alis-harikalar-diyari.jpg

One pill makes you larger
And one pill makes you small,
And the ones that mother gives you
Don’t do anything at all.
Go ask Alice
When she’s ten feet tall.
And if you go chasing rabbits
And you know you’re going to fall,
Tell ‘em a hookah smoking caterpillar
Has given you the call.
Call Alice
When she was just small.
When the men on the chessboard
Get up and tell you where to go
And you’ve just had some kind of mushroom
And your mind is moving low.
Go ask Alice
I think she’ll know.
When logic and proportion
Have fallen sloppy dead,
And the White Knight is talking backwards
And the Red Queen’s “off with her head!”
Remember what the dormouse said:
“Feed your head. Feed your head. Feed your head”

 Jefferson Airplane, White Rabbit

Tim Burton hayranlarının heyecanla beklediği film Alis Harikalar Diyarında sonunda seyirciyle buluştu, üstelik 3D teknolojisiyle…

Tim Burton’ın bu hikayeyi çekeceği duyulduğunda hiç kimse şaşırmadı. Her şeyiyle Burton’a göre bir hikayeydi Lewis Carrol’un hikayesi ve kahramanları. Düzen dışında kalan bir baş karakter, delilik, özgür ruhlar, gerçeğin rüyayla yer değiştirdiği dünyalar… Son filmlerinde kendini çokça tekrarlasa ve hayranlarından küçük eleştiriler alsa da Tim Burton’un yıllardır kendi özgün dili ve buluşlarıyla anlattığı hikaye dünyalarıydı bunlar. Filmin gösterim zamanı yaklaşırken karakterlerin afişleri ve filmin fragmanı yayılınca, beklentiler de yükselmeye başladı. Serhan’ın da yazdığı gibi, filmi üç boyutlu bir Tim Burton tecrübesi yaşamak isteyenler, rengarenk harikalar diyarında kaybolmayı arzulayanlr ve Alis sevenler mutlaka izlemeli. Ama… Uzun bir “ama” var bu söylemin arkasında. Yoksa film sadece sanat yönetimi ve tasarımdan mı ibaret? Hayır, sadece görsel tasarım ve teknolojiden ibaret değil elbette. Bir kere Alis gibi bir kahramanı var. Ancak Tim Burton’ın yorumu maalesef beklendiği kadar çarpıcı değil. Bunun nedenlerini araştırırken orijinal hikayede yapılan değişikliklere ve hikayenin içinde barındırdıklarına bakmaya çalışalım.

Asla büyümeyecek bir ruhun sıkıcı gerçeklikten kaçış hikayesi Alis Harikalar Diyarında.

İmkansız diye bir şeyin olmadığının hikayesi.

Kim olduğumuzu bilemediğimiz bir dünyada kendimizi arayışımızın anlatısı.

Ömer Hayyam’ın dediği gibi, neyle olursa olsun, şarapla, rakıyla, iksirle, hayalle, herhangi bir şeyle kafayı bulmanın hikayesi…

alice-harikalar-diyarinda.jpg

Şöyle başlayalım: Mitolojik okumaya çok müsait bir hikaye var karşımızda. Dünyayı anlamlandırmak amacıyla üretilen mitolojinin yaptığı iş, insanoğlunun başından geçen neredeyse her şeyi dramatize ederek, abartarak, değiştirerek anlatmak. Bunu elbette daha çekici, etkileyici ve akılda kalıcı olmak için yapıyor. Çünkü sıradan hikayeler ilgimizi çekmiyor. Kutsal kitaplar dahil tüm mitolojik hikayeler bu yüzden anlatı sanatının arketipleri değil mi? O büyüleyici, gerçekdışı hikayeler sadeleştirildiğinde bizim hikayemize o kadar çok benzediğini fark ediyoruz ki kendimizi bulduğumuzu düşünüp, yakınlık hissediyor, dünya üzerindeki yalnızlığımızı bir nebze olsun hafifletiyoruz. S inemayı da bu yüzden sevmiyor muyuz? Dedikoduyu sevdiğimiz gibi… Yan komşunun hikayesini dinlemek, onun hikayesi hakkında konuşmak hatta bir başkasına anlatırken ufaktan değiştirerek (yeniden üreterek) anlatmak iyi geliyor bize. “Hah, demek bu sadece benim başıma gelmemiş” diyoruz. Yani, tıpkı Alice gibi kendimizi, kim olduğumuzu, yaşadıklarımızı bir süre için unutuyoruz. Unutup ölüyor, yeniden doğuyoruz.

Inisiyasyon ve Hakikat

Alice Harikalar Diyarında tam bir inisiyasyon (erginleme) hikayesi. Bilinenleri unutup doğrusunu öğrenmek, bilgi edinmek yani hakikati kavramak için, “inisiye” olmak için yaşanan sürecin hikayesi. Bir öğrenme yolu aslında.

Lewis Carrol’un Alis’i can sıkıntısından, Tim Burton’ın Alis’i ise bir evlenme teklifini düşünmek üzere (karar almak için) hikaye dünyasına giriyor (Harikalar Diyarı). Burada bu iki neden birbirinden çok farklı görünse de kesiştikleri bir yer var. Masaldaki Alis, kız kardeşiyle okuduğu kitabın resimleri olmamasını sıkıcı buluyor ve oturdukları ağacın altından kalkıp dolaşırken tavşanla karşılaşıyor. Can sıkıntısı, içinde bulunulan durumdan rahatsızlık duyulması sonucunda oluşan bir his, yani içinde yaşadığı gerçeklikten hoşlanmıyor Alis. Bunu neden ablası değil de Alis yaşıyor sorusunun cevabı ise ezoterizmdeki inisiyasyon hikayelerinde saklı. Alis’te herkeste olmayan bir bilgi var ancak bu bilgiler Alis henüz büyümediği/gerçeği göremediği için eksik veya yanlış. Zaten inisiyasyon süreci de bu eksikleri tamamlamak, bir usta tarafından alınan eğitim sonucunda doğru bilgilere ulaşmakla sonuçlanıyor. Alis’te zaten var olan bilgi ise hayal gücü.
Bu can sıkıntısı, Burton’ın Alis’inin karar alma bahanesiyle hikaye dünyasına girmesiyle aynı temele dayanıyor. Çünkü ortada içinde bulunulan durumdan (istemediği biriyle evlenmek üzere olması) rahatsız olmak hissiyatı var. Bir açıdan aynı, bir açıdan farklı iki başlangıç. Burton’ın başlangıcı, Alis’e biraz didaktik ve açıklayıcı bir yorum katacağını haber veriyor açıkçası.

Masaldaki karakterlerin sayısını azaltmak sinemaya uyarlamada doğru bir karar. Ama “kahramanın yolculuğu” şablonuna birebir uyan öykülemeyi, beklenen zamanda çıkan düşmanları, yandaşları, yenilmesi gereken canavarı düşününce klişelerin bir araya toplandığı, fazlasını veremeyen sadece seyirlik bir eserle karşılaştığımızı söylemeliyim. Bu da Tim Burton filmografisinde alt sıralar, popüler Disney filmleri arasında ise üst sıralar anlamına geliyor.

alice_in_wonderland.jpg

Metamorfoz

İtiraf etmek lazım ki Tim Burton’ın Alis yorumu bahanesiyle bu hikaye üzerine düşünmek çok keyifli. Alis ve mitoloji demişken metamorfoz * kavramı üzerinde durmalı. Hikayeyi anlamaya çalışırken erginlemeden söz ettik. Yunan mitolojisinde metamorfoz başlığı altında incelenen üç ergen karakter var: Daphne, Narcissus ve Galetea (Echo). Üçü de 13 – 14 yaşlarında, yani ergen ve çeşitli nedenlerle metamorfoz geçiriyorlar. Daphne bir defne ağacına dönüşüyor, Narcissus Nergis çiçeğine, Galetea ise derin ve boş mekanlarda duyduğumuz ekoya. İçrek (ezoterik) hikayelerin hepsinde karşımıza çıkan metamorfoz kavramı dünyayla ve kendimizle girdiğimiz kavgalarda hepimizin başına geliyor. Alis’in hikayesini başarılı kılan çok katmanlılık tam burada barınıyor. İksir içtiğinde küçülüp, kek yediğinde büyümesi alınan maddeler sonucu yaşanan halüsinasyonla açıklanabilirken, ergenlikte yaşanan bedensel değişikliklerle yani metamorfoz ile açıklanabilir.

Hikayenin başında kendini ve yaşadıklarını bilmeyen Alis, inisiyasyon sürecine girdiğinde tehlikeli maceraları geçerek yetişkinliğe adım atıyor. Alis’in filmin sonunda, bir daha harikalar diyarına gelmemeye karar vermesi ise yetişkin Alis’ten beklendiği üzere artık hayal dünyası gibi çocukça işlerle uğraşmaması gerektiği mesajını veriyor ki, filmin küçük olsa da önemli zayıflıklarından biri bu. Hikayede metamorfoz yaşayan tek karakter Alis değil, Alis’e rehberlik eden Tırtıl da climax noktasından hemen önce – Alis’e son nasihatını verirken- kozasını örüyor ve “gerçek” dünyada bir kelebek olarak Alis’in karşısına çıkıp yeniden doğana kadar “ölüyor.”

alice_in_wonderland-hayal-alemi.jpg

Sanat Yönetimi ve Oyunculuk Pekiyi, Makyaj İyi

Tim Burton filmleri deyince akla atmosfer geliyor. Atmosferi yaratan en önemli ögelerden biri de sanat yönetimi, ışık.. vs. Filmin karakter ve kostüm tasarımları yönetmenin birçok filminde olduğu gibi çok başarılı. İnsan, 3D teknolojisinin katkısıyla festival havasındaki rengarenk ormanda kayboluveriyor. Ancak makyaj için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Özellikle dev sinema perdesinde filmi izlerken karakterlerin yüzündeki pudrayı hatta sivilceyi fark etmek filmin yarattığı stilize hayal dünyasına zarar veriyor. Ama yine de Helena Bonham Carter’ın oyunculuğu, Johnny Depp’in oynadığı Şapkacı karakteri ve oturduğu paçoz masadan kötülere tabak çanak fırlatan kafası iyi tavşan her şeyi unutturuyor diyebilirim.

* Latinceye , yunanca kökenli metamorphosis’den aktarılmış, metamorphoun, transform, form değiştirmek fiilinden türetilimiştir. (meta + morphe:form) ilk kaydı 1533 tarihlidir.
1. a) : fiziksel formda , alt veya üst yapıda, doğa ötesi , anlaşılamayan veya beklenilmeyen nedenlerle oluşan dönüşüm. başkalaşma.
b) : karakter, görünüm veya ortamda çarpıcı gelişme.
2. Kimi hayvan türlerinde gelişme evresinin yumurta dışında gerçekleşmeye devam etmesiyle oluşan dönüşüm.