bakınız

Aman Dikkat! Limon Ağacı!

| Yorum Yok

lemontree.jpg

İsrail ulusal güvenliğini ne tehdit edebilir? Hamas? Nükleer bir bombardıman hazırlığı? Cık! Peki, ulusal güvenlik ne demektir? Sınırları korumaktır, değil mi? Daha iyi bir soru: Sınırlar niye vardır? İnsanları birbirinden ayırmaktan, uzaklaştırmaktan, birbirlerine düşman ilan etmekten başka ne işe yararlar? Dünyayı bir saçmalığa sürüklemekten başka ne işe yarar sınırlar? İşte, farkında olmasa da saçmalığın orta göbeğinde yaşayan insanoğlunun başına gelen bir hikaye Limon Ağacı.. Gerçek bir hikayeden uyarlama, naif, ironik ve sembolist bir dram.

İsrail savunma bakanının Filistin sınırındaki yeni villası için koruma önlemleri alınmaktadır. Sınırın Filistin tarafında ise güzeller güzeli bir limon bahçesi vardır. Yalnız yaşayan filistinli kadın Selma’nın bahçesidir burası. Ona babasından kalan, çocukluğundan beri sulayıp meyvelerini topladığı, hayatını kazandığı, her şeyden önemlisi kocası öldükten, çocukları Amerika’ya gittikten sonra onu hayata bağlayan tek varlık bu limon bahçesi olmuştur. Bahçe, bir halkın sahip olabileceği maddi manevi tüm zenginliği temsil etmektedir bir anlamda. Ve bunu, ulusal güvenlik gibi dillere pelesenk olmuş bir sebeple yok edebilme gücü de güçlü olanın yani İsrail devletinin elindedir.

Mesele şudur: Ya filistinli teröristler ağaçların arasına gizlenerek İsrail savunma bakanına suikast düzenlerse? Önlem alınmalı, ağaçlar derhal kesilmelidir. İsrail ile Batı Şeria arasındaki yeşil hat denen sınır bölgesinde kalan ve ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle hakkında kesim kararı verilen masum limon bahçesinin ve Selma’nın hikayesi böyle başlar. Karakterlerin çıkmazlarını ülkelerin sakat siyasetlerinin sonuçları olarak ortaya koyan Limon Ağacı’nın hüzünlü hikayesi… Selma İsrail devletine dava açmaya karar verir ve filistinli genç avukat Ziad Daud’la anlaşır. Dava süresince genç avukatla Selma arasında, içinde tatlı bir aşkı besleyen bir dostluk filiz verir. Filistinli dul kadının yaşayamadığı bu aşka verilen tepkiler ülke kadınlarının sıkışıp kaldığı noktalara dokunur. Genç avukat ise ailesinden uzakta, sonu belli zoraki davalara bakmak zorunda kalmıştır. Selma’ya ilk hayran olan o olur. İkinci hayran ise uzaktan da olsa Selma’nın tarafında olduğunu hissettirmeye çalışan Mira, İsrail savunma bakanının karısıdır.

lemon-tree-20.jpg

Sevgisiz, mutsuz, izole hayatında sıkışmışken limon bahçesi davasıyla cesaretin varlığını fark eder Mira. Selma’nın, ilk bakışta basit görünse de filistinli yalnız bir kadın olarak limon ağaçları için verdiği mücadele, herkese payına düşeni alması için iyi nedenler sunar. Genç avukat mücadelenin ne olduğunu anlar, savunma bakanının karısı cesaretle, savunma bakanı ise yalnızlıkla tanışır. Her biri basitçe insandır…

Sade ama etkili bir dile sahip olan Limon Ağacı’ndaki karakterler hikayede dengeli şekilde yerlerini alıyor. En az Selma’nın karakteri kadar yumuşak akan film, olay örgüsünün grift olmayan yapısına rağmen ilgimizi dağıtmıyor. Gerçekte kan ve vahşetin kol gezdiği diyarlardaki savaşı, bir limon bahçesi üzerinden anlatmanın naifliği filmin anlatımındaki sadelikle de örtüşüyor. Bu iyimser film, karakterlerini insan olmanın basitliğinde birleştirmeyi başarıyor. Kan, şiddet göstermeden barışa göz kırpıyor. Biri israilli diğeri filistinli iki kadının sahiplendiği “alt tarafı” bir limon bahçesi, filmin dramatik yapısının gücüyle barışın sembolüne dönüşüyor. Sonunda sınıra çekilen duvarı gördüğümüz sahnede ise insanların arasına örülen duvarların üzerinden kamerasıyla yukarı çıkıp Filistin tarafına geçiyor yönetmen.

Aldığı tüm ödülleri hak eden Selma rolünde, 39 yaşındaki ünlü israilli oyuncu Hiam Abbass var. Abbass mimiklerine anlam yüklemeyi çok iyi başaran bir oyuncu. Ali Suliman ise pek yakışıklı görünüşüne rağmen komik mizaçlı genç avukatı gayet inandırıcı oynuyor. Savunma bakanının karısı rolündeki Rona-Lipaz Michael ve savunma bakanını oynayan Doron Tavory ise hikayede aldıkları sınırlı yerde üstlerine düşeni yapıyorlar. İsrail, Almanya, Fransa ortak yapımı olan ve Suriyeli Gelin (2004) filmiyle bilinen Eran Riklis’in yönettiği Limon Ağacı’nın en güçlü yanı ise filistinli gazeteci Suha Arraf ile israilli yönetmen Eran Riklis’in birlikte yazdığı senaryo.