Anna Karina- Jean Luc Godard Aşkı Nasıl Başladı?

Fransız yeni dalgasının en büyük aşk hikayesinin başlangıcı...

Aslında bu tip magazinsel konuları çok yayınlama taraftarı değiliz. Ancak konu Anna Karina- Jean Luc Godard olunca durum değişiyor. İki sinema ikonunun aşklarının başlama öyküsü hem bir Godard filmi kadar ilginç, hem de hepimizin yaşayabileceği kadar basit. Anna Karina’dan dinliyoruz:

“Cenevre’deki bir film çekiminde başladı. Daha en başından garip bir aşk hikayesiydi. Bütün gün bana baktığını hissediyordum ve aslında ben de bütün gün ona bakıyordum. Birbirlerinden başka bir şey görmeyen hayvanlar gibiydik. Bir gün Lozan’da erkek arkadaşımın da bulunduğu bir yemekte oturuyorduk. Masanın altında birşey hissettim. Jean Luc, elime bir kağıt sıkıştırdı, masadan kalktı ve Cenevre’ye dönmek için yola çıktı.
Kağıtta yazanı okumak için başka bir odaya geçtim: “Seni seviyorum. Gece yarısı Café de la Prez’de buluşalım.”
Durumu fark etmiş olan erkek arkadaşım odaya girdi, kağıtta ne yazdığını görmek istedi. Vermeyince kolumu büktü ve aldı. Kendisi tanınmış bir ressamdı ve sakin bir insandı. Onu hiç sinirli görmemiştim. “Gitmeyeceksin. Bunu bana yapamazsın” dedi. “Ama ben de ona aşığım ve gidiyorum” dedim. Bana inanamıyordu. Cenevre’deki otelimize kadar beraber döndük. Otelde bavulumu topladım. “Onu ikinci kez gördüğümden beri seviyorum. Bunu tersine çeviremem.” diye anlattım ama ikna olmadı. Arabamla otelden uzaklaşırken ressam arkamdan koşuyordu. Ben ise hipnotize olmuş gibiydim. Hayatımda daha önce hiç böyle birşey hissetmemiştim.

Cafe de la Prez’e gittim. Jean-Luc oturmuş gazete okuyordu. Bana kalırsa aslında okumuyordu. Ama beni yazıyı bitirmek için bir 30 saniye daha bekletti. Bana 1 saat gibi geldi o süre… Sonra kafasını kaldırdı ve “İşte buradasın. Gidelim mi?” dedi. Onun oteline geçtik.

Ertesi sabah uyandığımda yanımda değildi. Çok korktum. 1 saat kadar sonra çekimlerde giydiğim beyaz ve çiçekli bir elbiseyle geri döndü. Benim için bir düğün elbisesi gibiydi. Çekimlere devam ettik ve haliyle ressam beni terk etti. Film bittiğinde Jean-Luc, Michel Subor, Laszlo Szabo’yla birlikte Paris’e döndük. Kente girdiğimizde Jean-Luc diğerlerini evlerine bıraktı ve bana döndü. “Seni nereye bırakayım?” diye sordu. “Seninle kalmalıyım. Dünyada benim için artık tek insan sensin” dedim.
Kısa bir duraksadı ve ağzından “Aman Tanrım” sözleri döküldü.”

kategori:
sinema tarihinden

ilgili