Annabelle 3: Korku Tünelindeki Karakterler Galerisi

Annabelle korku serisinin yeni halkası "Annabelle Comes Home" filmi Haktan Kaan İçel değerlendirdi.

Kuralları Çiğne, Belanı Bul!

Korku sinemasının en önemli yapı taşlarından biri de oyuncaklardır. Uzun süre bu bayrağı Chucky taşısa da artık Annabelle’in kendine has tarzıyla üslubuyla bu bayrağı devraldığını söyleyebiliriz. James Wan’ın korku serisinden bir evren doğacağını kim bilebilirdi ki? Ama doğdu işte! Annabelle de bu evrenin şimdilik kendini en çok geliştiren karakteri olarak not edebiliriz. İlk filmde Manson tarikatı üzerinden kendince kolaycılığa kaçan yapım, ikinci filmde köklere indikçe safkan bir korku filmi serisine dönüşmeye başlamıştı.

Bu filmle beraber Annabelle kendini Insidious ve Conjuring’e yakın bir noktada konumlandırmak istiyor. Yaratılan korku figürleriyle birlikte derinden gelen korku atmosferi ve tekinsizliğin etkisiyle her an biraz daha büyüyen ani korku şoku dalgası, belki de James Wan’ın en büyük becerilerinden biriydi. Bunu temel alan pek çok film de bu yolu tercih etmeye başlayarak korku filmleri biraz eskilerden emanet, biraz da yeni nesle yakın durarak kendi üslubunu oluşturdu diyebiliriz.

Korku Figürleri Yeni Filmlere Kapı Açıyor

Annabelle’de bu furyanın yeni halkası olmasına rağmen kendince yaş kitlesini sınırlamayı tercih ediyor. Başrolde gibi gözüken Warrens ailesinin bireylerini canlandıran Vera Farmiga ve Patrick Wilson serinin kaybolan ivmesini yine belirli bir düzleme çıkarmak için Conjuring’den sağlanan töleranslarını kullanarak Annabelle’e de akılda kalıcı mizansenlerle başlanmasına katkıda bulunuyorlar. Ancak sadece bu kadarla yetinilmesi ve filmin gerçek başrollerinin Warrens’ların çocuğunun, bakıcısının ve bakıcısının arkadaşının olması, filmin hitap ettiği kitleyi düşürüyor. Bu vesileyle karşımıza kansız bir korku filmi çıkıyor.

Ama bu durumu kötü anlamda değerlendirmemek gerekiyor. Sonuçta Insidious serisi de bu bağlamda kan ve cinayetlerden çok, yarattığı özel karakterlerle dehşetin vuku bulmasına engel olmuyordu. Atmosferin etkisiyle seyircisini bir korku tüneline çıkarak filmlerden biri olmayı başarıyordu. Annabelle de biraz öyle diyebiliriz.

Korku Klişelerini İyi Kullanıyor

Bir korku tüneline girerken insanın ilk aklındaki düşünce korkmaktır. Korkmak için insanlar para verirler. Korku filmleri de bir nevi varolmayan doğaüstü özelliklere sahip karakterleriyle bunu vaat eder. Yani bir nevi korku eğlence eylemine dönüşür. Tekrara düşmemek adına çeşitliliğin arttırılmasıyla beraber zengin bir korku menüsü sunulması da korku beklentisi içindeki seyirciyi yani müşteriyi memnun eder.

Hollywood da bunu farketmiş olacak ki, son yıllarda tek bir karakter üzerinden gitmektense gelecek filmlere konu sağlayacak yeni karakterler üzerinden bir hikaye anlatarak pazarlama ağını da genişletmeyi bu filmler sayesinde araç haline getiriyor. Bir nevi sürpriz bir lansman ile yeni filmlerinin temellerini atıyor. Bu kapitalist anlayışın bizlere sunduğu işler kimi zaman tatmin edici olsa da, kimileri de unutmak isteyeceğimiz tecrübelere dönüşüyorlar.

Annabelle bu bağlamda rayına oturmaya başlayan bir proje denilebilir. Kan gövdeyi götürmese de, beklenen korku dozunu iyi ayarlayan yapım, saftirik karakterlerinin defolarını görmezden gelmemizi sağlıyor. Nefes almadan yepyeni bir sahne için kendimizi hazırlamamıza vesile olması ve korku tünelinin içinde bakalım karşımıza sıradaki hangi korku figürü çıkacak merakını yaşamamızı sağlıyor. Korku sineması bir eğlence türüyse, bu film de bu eğlenceyi sonuna kadar izleyicisine sunuyor. Beklentiye girilmediği takdirde kemik korku seyircisi mutlu edecek bir film olacaktır.

kategori:
izlenim

ilgili