Apollo 18: Bilimkurguda Gerçekçilik Akımı

Başlangıcı Cannibal Holocaust’a dayanan fakat asıl çıkışını ve bu tarzın duyulmasını sağlayan ‘The Blair Witch Project’ ile alt tür olan “kurmaca-sahicilik” akımı filmler artık neredeyse her sene birkaç örnekle...

Başlangıcı Cannibal Holocaust’a dayanan fakat asıl çıkışını ve bu tarzın duyulmasını sağlayan ‘The Blair Witch Project’ ile alt tür olan “kurmaca-sahicilik” akımı filmler artık neredeyse her sene birkaç örnekle vizyona giriyor. “Found Footage (Buluntu Film)” tarzında çekilmiş The Blair Witch Project’ten sonra yakın dönemde Cloverfield, [Rec] gibi iyi örneklerine rastladığımız bu türe Paranormal Activity ile ilk türk yapımı olan Karadedeler Olayı gibi zorlama filmlerin yanına bir tane daha eklendiğini söyleyebilirim. Bahsettiğim film Apollo 18.

20 temmuz 1969da Apollo 11 ile Ay’a ilk insanlı aracını yollayan Amerika sonrasında 7 Aralık 1972de 3 mürettebatı ile Ay’a araştırma ekibi yollar. Görevleri Ay üzerinden numune toplamak ve belli bir süre sonra dünyaya dönmektir. Astronotlardan araştırma için istenen şey ise Ay üzerinde iniş yaptıkları alana kamera yerleştirmek ve kendilerine verilen 8mm kameralar ile sürekli çekim yapmaktır. Buldukları değişik taşları da numune olarak toplamaktır. Astronotlar Ay üzerinde gezintiler yaparken Ay’ın karanlık bir kraterinin içerisinde Rusya’ya ait insanlı bir keşif aracına rastlarlar. İçerisine girdiklerinde içinin hasarlı olduğunu ve yardım çantasının üzerinde kanlar olduğunu görürler. Astronotu aramak için dışarı çıkarlar ve kısa bir araştırmanın sonunda astronota -ölü cesedine- ulaşırlar. Araştırma esnasında Ay yüzeyinde garip olaylar yaşanmaya başlar. Ay yüzeyindeki taşlar hareket etmeye, gece uyudukları saatlerde dışarıdan garip sinyaller almakta ve yine araştırma aracının içerisinde garip sesler duymaktadırlar. Astronotlardan birinin Ay yürüyüşü esnasında yürüyüş giysisinin içerisine bir şey girer. İlk başta bunun bir halüsinasyon olduğunu düşünse de sonrasında göğsünün altında oluşan yaradan enfeksiyon kaptığının farkına varır. Giderek kötüleşen astronotun durumu için dünya ile bağlantı kurduklarında ise aslında bu uçuşun geri dönüşü olmayan bir araşırma yolcuğu olduğunun farkına varırlar.

Filmin iyi kurgusunun yanında senaryosunda açıklar mevcut. Örnek verecek olursak ilk akla gelen Apollo 18’in filmde geri dönemediği halde bu görüntülerin Nasa’ya nasıl ulaştığı… Ay yüzeyine kurulan kameraların görüntülerine pekala ulaşılabilir fakat astronotların sürekli ellerinde bulundurdukları 8 mm kameraların içerisindeki filmlere nasıl ulaşıldı? Bunun yanında astronotlardan birinin Ay yüzeyinde yürürken astronot giysisinin içerisine bir şeyin girdiğini, kafasında bulunan kaskın içerisinde hareket ettiğini söylüyor. Oksijensiz bir ortamda delinen giysinin içerisinde bulunan oksijenin çıkması ve süngerin suyu emmesi gibi, oksijensiz dış ortamın iç ortamdaki havayı saniyelik bir zaman diliminde çekmesi gerekiyordu.

Bir bilimkurgu filminde korkunun doğal olarak tehlikeli bir uzay ortamı oluşturması gerekiyor ancak en dar alanlarda, aktörlerin kendi ortamlarında en iyi şekilde oyunculuk sergilemesi bile bu korkuyu çok iyi yansıtamadığını düşünüyorum. 8 mm tadındaki çekimler, kusursuz renklerin yanında, çok canlı ve grenli siyah beyaz, filmin atmosferini güçlendiriyor. Klostrofobik ortamlarda oyunculuklar da gayet başarılı. Film ile ilgili fazla spoiler vermeden uzaylı figürlerin ise filme yakışmadığını düşünüyorum. En azından Blair Witch Project filmindeki gibi göstermeden korkutmak durumu gerçekleşseymiş karşımızda belki de çok daha kapalı, çok daha kafa karıştırıcı, en az Moon filmi kadar sıkı bir film ortaya çıkabilirmiş. Açıkçası böylesine güzel malzemeler barındıran bir konunun harcandığını düşünüyorum.

2011de 84 saatlik gizli görüntülerin www.lunartruth.com sitesine yüklendiği ve filmin o görüntülerden uyarlandığı, yapımcılar tarafından The Blair Witch Project filmi gibi gerçek görüntülerden oluşan buluntu-belgesel film olarak lanse edilince, Nasa konu ile ilgili açıklama yaparak filmin Apollo 18 projesiyle hiçbir bağının olmadığını ve gerçek olmadığını belirterek olayların tamamen kurgu olduğunu belirtmiş.

Yönetmenliğini Gonzalo López-Gallego’nun ve yapımcılığını ise Timur Bekmambetov’un yaptığı film en az 52.bölge kadar popüleritesi olan bir konuya parmak basıp farklı bir teori ile karşımıza çıkıyor fakat bize sunum şekli yüzünden filmin yarım kaldığını düşünüyorum.

Apollo 18 çıkış tarihi sürekli ertelene ertelene sonunda eylül ayında Amerika’da vizyona girmişti fakat IMDb puanına, izleyicilerin yorumlarına bakılacak olursa benim gibi filmden pek tatmin olan yok. Sanırım bu yüzden de Türkiye’de vizyona girip girmeyeceği şimdilik bilinmiyor.

kategori:
izlenim

ilgili

  • Timur Bekmambetov’dan Dik Film

    Filmlerinde ilginç denemeler yapmasıyla tanınan Timur Bekmambetov, ilk kez uzun metrajlı bir filmi tamamıyla vertical (cep telefonlarındaki dik format) çekmeye hazırlanıyor....
  • Timur Bekmambetov, Ben-Hur’u Yönetecek

    Hollywood’a son on yılın en kötü filmlerinden Wanted ile giriş yapan, bu filminin elde ettiği sağlam gişeyle burada tutunan, ama gün geçtikçe yetenekleri daha da köreltilen Kazakistanlı yönetmen Timur...
  • Roma’da En İyi Film Marfa Girl

    İtalyan hükümetinin bütçe kısıntıları nedeniyle geçtiğimiz yıllara göre biraz daha sönük geçen Roma Film Festivali'nde ödüller dağıtıldı....
  • Abraham Lincoln: Bir Vampir Avcısı

    Steven Spielberg’in Lincoln projesinin dışında Hollywood’da başka bir Lincoln projesi sinemaseverlerle buluşacak.  Jane Austen’in kitabı Gurur ve Önyargı’sını zombileştiren Seth Grahame-Smith’in Abraham Lincoln: Vampire Hunter adlı romanından uyarlanacak projenin...