Artıları ve Eksileri: Eurovision (The Story of Fire Saga)

Beklentinizi çok yükseltmezseniz keyifli bir seyirlik.

Eurovision zaten her haliyle absürt bir dünya. Bu dünyayı yine absürt bir komediyle anlatmak da iyi bir fikir… David Dobkin’in yönettiği, Will Ferrell ve Rachel McAdams’ın başrollerini oynadığı Netflix filmi Eurovision’u (The Story of Fire Saga) Artıları ve Eksileri ile değerlendirdik.

Artıları:

– Filmdeki komedi ve absürdite düzeyi iki üç sahne dışında gayet yerinde ve insanları güldürmeye yetecek düzeydeydi. Will Ferrell’ı sevmiyorsanız, Eurovision’u hiç bilmiyorsanız çok zevk alacağınız bir film değil ama yerinde ve dozunda sululuk yaparak vasatın üstünde bir komedi çekilebileceğini görmüş olduk.

– Filmin en büyük artısı kesinlikle Sigrit Ericksdottir’i oynayan Rachel McAdams… Komedilerde çok sık görmediğimiz oyuncu, gelecek planlamasını yaparken bu türe ağırlık verse iyi olur. Sevgi dolu, eşsiz yetenekli ama olağanüstü saf karakteri çok iyi canlandırdığını söyleyebiliriz.

– Filmin Eurovision çevresinde yaşanan delilik halini iyi yansıttığını da söylememiz gerekiyor. McAdams “Çekimleri gerçek bir Eurovision Şarkı Yarışması’nda yaptık. Seyirciler yarışı o kadar seviyorlar ki, araya girmemiz onları kızdırdı” sözleriyle şarkı yarışmasının fanatiklerini anlattı. Avrupa’nın özellikle orta yaş ve üzerindeki nüfusunun kilitlendiği, puanlama sistemlerinde de gördüğümüz gibi milliyetçiliğin öne çıktığı, müzisyenlerin ise tüm bu rekabet ortamında biraz naif kaldığı yarışma, filmde de bu özellikleriyle yer alıyor. Merhum İzlanda Maliye Bakanı’nın da belirttiği gibi, gereğinden fazla para ve önem verilen ama buna rağmen Avrupa’nın farklı özelliklerini de barındıran Eurovision, iyi aktarılmış gibi…

– Konu Eurovision olunca tabi ki başrollerden biri de müzikler… Eurovision şarkı yarışmasını seviyorsanız, müzikleri de seveceksiniz. Özellikle Alexander Lemtov karakterinin söylediği Lion of Love tam bir Eurovision şarkısı olmuş. Son şarkı My Hometown içinde dinleyenlerin Molly Sanden’e bir teşekkür borcu var.

– İzlanda’nın doğasıyla ve yerleşim yerleriyle yer aldığı her filmde başrollerden biri haline gelir. Bu filmde de değişmemiş. “Komedi sevmem, Eurovision’u da Türkiye yarışmayı bıraktığından beri izlemiyorum” diyorsanız, en azından İzlanda’nın güzel görüntüleri için izlenebilir.

Eksileri:

– Will Ferrell her filmiyle formunu kaybediyor. Bu filmde son iki fiyaskosuna göre bir toparlama var tabi ama yeterli değil gibi… Yeni ve genç bir komedyen oynasa daha etkili bir film olabilirdi.

– Absürt komedi filminde tabi ki mantık aranmaz ama bazı konuların çok hızlı geçilmesiyle tempo sorunu yaşadığı gerçek. Bazı sahneler (Amerikan turistlerle araba sahnesi gibi) fazla uzatılmış, puanlama kısmı hakkında çok sayıda espri yapılabilecekken çok hızlı geçip gidilmiş.

kategori:
izlenim

ilgili