Atom Bombasına Hayır Diyen İlk Adam: Jozef Rotblat

Kapitalizmin bitmek bilmeyen hırsı, komunist ülkelerin bu hırs karşısında kendilerini kaybederek sonu olmayan ve insanlığa hiçbir yararı bulunmayan bir harcama yarışına girmeleri dünyamıza “Nükleer Yarışı” yaşattı. Şimdilerde ABD “Kitle...


Kapitalizmin bitmek bilmeyen hırsı, komunist ülkelerin bu hırs karşısında kendilerini kaybederek sonu olmayan ve insanlığa hiçbir yararı bulunmayan bir harcama yarışına girmeleri dünyamıza “Nükleer Yarışı” yaşattı. Şimdilerde ABD “Kitle imha silahı var” diye ülkeleri yerle bir ediyor, “nükleer yarış” döneminde ise kitlesel imha silahı üretmek ülkelerin en büyük hakkıydı.

Son 15-20 yılda nükleer yarış yavaşlamış gibi görünse de aslında yeni ülkelerin de katılımıyla tüm hızıyla devam ediyor. Barışçı gibi görünen kullanımlar, ortaya çıkardığı Çernobil gibi facialarla tüm insanlığı tehdit ediyor. Tüm bu nükleer çılgınlık içinde bu işin en başında yer alan ama sırtını dönerek farklı bir savaşın adamı olan bir ismin hikayesi daha da büyük önem kazanıyor: Jozef Rotblat’ın yaşamı, insanlar bir yana hükümet ve devletlerin kulağına küpe olması gereken büyük dersler barındırıyor.

İlk atom bombasının yapıldığı, denendiği, son haline getirilerek Japonya’ya atılmasının sağlandığı “Manhattan Projesi” dünyanın en iyi nükleer bilim adamlarını bir araya getirmişti. Bu isimlerden polonya asıllı ingiliz bilim adamı Jozef Rotblat, projenin amacının ne olduğunu anlar anlamaz işi bıraktığını açıkladı. “Hain, Casus” gibi suçlamalarla karşı karşıya kalmasına rağmen, nükleer yarış ilerledikçe Rotblat’ın bu muhalif duruşu “anti-nükleer” hareketini doğurdu. Rotblat, Nükleer teknolojiler konusundaki uzmanlığını tıbbi kullanımlara yöneltti. Dönemin önemli filozof ve aktivistleriyle birlikte nükleer silahlanmaya karşı ilk adımları attı.

Bakınız olarak sizlere bu önemli insanın hayatını anlatan belgeselin tamamını aktarmaktan mutluyuz ve gururluyuz. Eric Bednarski’nin “The Strangest Dream” isimli belgeselinin daha ilk saniyelerinde “Eski nükleer test alanlarını turistik yer gibi gezen hamburger kafalı aptal amerikalıları” görünce ilk şokunuzu yaşıyorsunuz. Geride kalan 90 dakikada ise hepimize örnek olması gereken bir hayatla karşılaşıyorsunuz.

kategori:
haber

ilgili