Oscar’lara Koşan Avustralya

Yazan: Ümit Açık  ·  21 Aralık 2008 Paylaş

2001 yılında müzik ve sinema camiasının konuşmaya doyamadığı enfes müzikal film Moulin Rouge!‘dan sonra yeni Baz Luhrmann işini dört gözle bekleyen sanatseverler, yedi yıllık uzun bekleyişin karşılığını savaş fonlu epik bir klasik adayıyla alıyor: Australia.

İkinci Dünya savaşı öncesi Avustralya’yı zemin edinen film, kendisine büyük bir sığır çiftliği miras kalan aristokrat bir ingiliz kadının (Nicole Kidman) çiftlikte bulunan 2000 baş sığırı güvenli bir bölgeye taşımak istemesi ve bunun için, istemeden de olsa bölgedeki mandıracı (Hugh Jackman) ile bir anlaşma yapmasını konu alır. Japon güçlerinin Avustralya’ya olan saldırısıyla birlikte iyice tehlikeli bir hale bürünen ortam, mandıracı ve hanımefendi arasında bir yakınlaşmaya neden olacaktır.

avustralya-film.jpg

Savaşı arkaplana alan bir aşk hikayesi, anaakım sinemanın en saygı duyduğu temalardan birisi. En yakın zamanda Michael Bay‘in gişede yüzünü güldüren Pearl Harbor, 1997 yılının oscar şampiyonu, geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Anthony Minghella‘ya ait The English Patient veya daha eskiye gidersek bügün sinema dünyasının en büyük klasiklerinden kabul edilen Gone With The Wind gibi filmler, savaş günlerinde yeşeren aşkın gerek seyirci, gerek eleştiri düzeyinde ne kadar tutulan bir alt türe kaynaklık ettiğini bizlere gösteren örnekler oldu.

Baz Luhrmann, sadece üç film çekmiş olmasına rağmen bugün kendi neslinin en maharetli yönetmenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bugüne dek çektiği üç filmi 1992, 1996 ve 2001 yıllarında vizyonda seyrettik. Kendisini tanımlarken nicel anlamda “üretken” sıfatını kullanamıyoruz belki ama önemli olan filmlerin biçimsel zenginliğiydi. ‘Kırmızı Halı Üçlemesi’ olarak da geçen bu üç filmin ilki, dansın ön planda olduğu bir romantik komedi olan Strictly Ballroom‘du. Arkasından daha ismiyle bile fark yaratan modern bir Shakespeare uyarlaması olan Romeo + Juliet‘i izledik Luhrmann’dan. Burada ise elbette şiirsellik öne çıkıyordu. Üçlemenin son filminde ise müziği merkeze alan Aussie yönetmen, kariyerinin en büyük başarısını sergiliyor, her ne kadar akademiye yaranamasa da -Oscar töreninde 8 adaylık alan filmin ‘En İyi Yönetmen’ dalında görmezden gelindiğini ve bu durumun törenin sunucusu Whoopi Goldberg’in de diline dolandığını hatırlayalım- 2000′li yılların şimdilik en büyük yapıtlarından biri olan Moulin Rouge!’u sinema tarihine bırakıyordu.

Arayı bu kez 7 yıla uzatan Baz Luhrmann, belki de en iddialı projesiyle karşımıza geliyor. Tahminler filmin 2009 yılında Oscar’a ve gişeye damgasına vuracak bir proje olacağı yönünde. Hatta sinema dergisinden Uygar Şirin filmin -oscar sayısı dahil- yeni “Gone With The Wind” olabileceğini söylüyor yazısında.

Nicole Kidman, bu filmle birlikte ikinci kez Baz Luhrmann yönetiminde çalışmış oluyor. Partneri için ilk düşünülen isim Russell Crowe olsa da, sonunda rol Hugh Jackman’a gitmiş. Bir diğer deyişle ‘The Drover’ (sığırları süren kişi) rolü,  yenizelandalıdan bir avustralyalıya transfer olmuş . Kadrodaki bir diğer dikkat çekici isim ise son dönemdeki pek çok epik filmin (300, Van Helsing, Lord of The Rings) aranılan yardımcı oyuncularından David Wenham.

Filmin hikayesi yönetmene ait. Özgün senaryoda ise Luhrmann ile birlikte üç ismi daha görüyoruz: Stuart Beattie (Pirates of the Caribbean, Collateral), Ronald Harwood (The Pianist, diving Bell and The Butterfly) ve Richard Flanagan. Filmin diğer teknik unsurlarında ise haliyle avustralyalı isimlerin imzası ağırlıkta.

Son tahlilde sinefillerin ileride gizli gizli buluşup izleyeceği bir kült filme dönüşmeyeceği kesin olsa da, dünya sinemasında adından büyük ölçüde söz ettirme potansiyeli olan bir proje beklemekteyiz. Son yıllarda ismini bir adet The Shins şarkısına ve 2000 tarihli Howie Day albümüne vermiş olan Australia’nın, beyazperdeyi nasıl şereflendireceğini de önümüzdeki aylarda göreceğiz. Film ülkemizde 26 aralıkta gösterime girecek.

İLGİLİ OLABİLECEK DİĞER METİNLER:

  1. Avustralya Gösterimde
  2. Ah Medeniyet, Sen Nelere Kâdirsin
  3. Sekiz Buçuktan Dokuz: Nine
  4. Muhteşem Gatsby’nin Hakları Satıldı
  5. Wolverine 2′yu Aronofsky mi Çekecek?

blog comments powered by Disqus