Avatar

Suat Demirel

<a href="http://www.twitter.com/entrapmen">twitter.com/entrapmen</a>
  • Metro Manila: Yabancı Gözlerle Fakirlik

    Çalıştığı ipek fabrikası kapatıldıktan sonra çiftçilik yapmaya başlayan Oscar (Jake Macapagal) karısına ve iki çocuğuna artık bakamayacak duruma gelir. Çareyi “Metro”pol Manila’ya gitmekte bulur. Yol bilmeden, kalacak yer veya işi olmadan ceplerinde yalnızca birkaç kuruşla vardıkları bu megakentin ise onlara iyi davranmaya pek niyeti yoktur… Aslında ortada oldukça tanıdık...
  • Tepenin Ardı: Ortada Bir Fil Problemin Varsa Üstüne Balina Oturtursun

    Emin Alper'in yazıp yönettiği Tepenin Ardı filmini Suat Demirel yazdı. ...
  • Young Adult: Öykünen Hayatlara Kör Gözlerle Bakamayış

    Jason Reitman ve Diablo Cody’yi ikinci kez bir araya getiren Young Adult bu ikilinin önceki işinden ötürü (Juno), adıyla ve kısa konusuyla dikkat çeken bir yapımdı. Daha gösterime girmeden başrol oyuncusu Charlize Theron’a en iyi kadın dalında bolca ödül getirmesine neredeyse kesin gözüyle bakılan film Altın Küre haricinde (O...
  • X-Men First Class: Devam Değil, Yeni Bir Başlangıç

    Bir X-Men çizgi roman hayranı değilim, daha doğrusu çizgi romanlara erişme şansımın olmadığı bir yerde büyüdüm. Çok sonraları onlardan haberdar olduğumda artık o treni yakalama şansını kaybetmiştim. Lakin büyük bir X-Men hayranı olduğumu söyleyebilirim. Çoğu karakteri bilirim, çizgi filmlerini tekrarları dâhil onlarca kez izlemişimdir. Benzer şekilde sinemaya uyarlandığından beri...
  • Exit Through Gift Shop: İçine Ettiğimin Sanatı

    Exit Through the Gift Shop (Çıkışlar Hediyelik Eşya Dükkânından) kurgusal açıdan, barındırdığı zekâ ve diğer bir sürü neden ötürü kesinlikle kafa yorucu bir film. Hiç bilgisi olmayanlar için mevzuyu biraz açmaya çalışayım. “Banksy” kimliğini gizleyen, politik ve mizahi grafitileri ve çalışmaları olan bir sokak sanatçısı. 2000’li yılların başında pek...
  • A Patch Of Blue (1965)

    Lütfen, bir parça mavi ve mümkünse biraz da yeşil! Kimi zaman bir filmi izledikten sonra “bu film, bir şekilde onu izlediğim için çok şanslı” diye düşünürüm. Bana pek bir şey katmayan, doğru dürüst duygu kırıntıları uyandırmayan filmler için kullandığım bir nevi Pollyannacılık yaparak içimi rahatlattığım bir düşünce biçimidir bu...
  • Winter’s Bone: Oscar’ı Bırak Filme Bak!

    Daha birkaç gün evvel 2010 yılıyla ilgili genel değerlendirmemi yazarken farkında olduğum bir şey vardı, 2010 henüz bitmemişti. Velhasıl kelam bu filmi gördükten sonra bitmemiş olmasına çok sevindiğimi belirtmem gerekiyor. Oscar yarışı hasebiyle bu filmin adını duyanlarınız olduğu gibi birçoğunuz bu filmi Sundance Film Festivalinde aldığı ödül sonrasında da...
  • Bakınız 2010 Yıllığı: Suat Demirel

    Neler geldi, neler geçti hiçbirisi evdeki rahatlığı vermedi… Geçtiğimiz senenin benim açımdan en önemli değişimi sinemaya gitmek yerine ev sinemasını tercih etmem oldu. Sinemada tek başıma ve mümkünse az kişiyle izlediğim filmlerden çok zevk almama rağmen sinema salonlarının hali, vizyon, seslendirme ve üç boyutlu tercihleri, seyirci kitlesi ve bilet...
  • Habitación en Roma: Konulu Porno mu?

    Ateşli Oda adıyla ülkemizde Filmekimi’nde gösterilen Habitación en Roma (Room in Rome) son zamanlarda en acımasızca eleştirilen filmlerden birisi kanımca. Eli yüzü düzgün bir film olmasına, anlatmak istediğini gayet güzel anlatmasına rağmen bunca eleştiriyi almasının tek sebebi içerdiği cinsellik mi acaba? Cinselliği bir basitlik olarak görenler için belki öyledir...