Av Mevsimi: Daha İyisini Beklerdik

Diğer sözlere geçmeden önce Av Mevsimi’nin güzel bir seyirlik olduğunu söyleyelim. Türkiye’de becerilemiyor denilen polisiye atmosferi, akıcı kurgusu ve oyuncuların performanslarıyla iyi bir yapım. Zaten Yavuz Turgul yazmış, yönetmiş;...

Diğer sözlere geçmeden önce Av Mevsimi’nin güzel bir seyirlik olduğunu söyleyelim. Türkiye’de becerilemiyor denilen polisiye atmosferi, akıcı kurgusu ve oyuncuların performanslarıyla iyi bir yapım. Zaten Yavuz Turgul yazmış, yönetmiş; Şener Şen, Cem Yılmaz, Çetin Tekindor gibi oyuncular rol alıyor; görüntü yönetmeni Uğur İçbak… İyi film olması sürpriz değil. Ama neden kimse salondan “süper film” nidalarıyla çıkmıyor?

Bu soruları yanıtlamaya çalışmadan önce övgüyü fazlasıyla hakeden İdris karakterinden bahsetmek istiyorum. Zaten sinemadan çıkan herkes filmden ziyade Cem Yılmaz’ı konuşuyor. Cem Yılmaz’ın dudak uçuklatacak mükemmellikte canlandırdığı İdris karakteri, uç bir karakter olmasına rağmen, son yıllarda Türkiye sinemasında gördüğüm en canlı, en gerçek, en ayakları yere basan karakterdi. Burada bahsettiğim sadece oyunculuk performansı değil; senaryo ve yönetmenlik başarısından söz ediyorum. İdris gibi deli bir karakteri böylesine ikna edici bir şekilde sunmayı ancak Yavuz Turgul başarabilirdi sanıyorum. Şimdi Yeşilçam Ödüllerinde falan Cem Yılmaz’a en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü verirlerse de çok ayıp; başrol değildi demek çok yanlış bence.

İlk paragraftaki soruya da İdris karakteri üzerinden dönmeye çalışayım. İdris ne kadar gerçek bir karakter olarak sunuluyorsa, diğer karakterler de bir o kadar karton tiplemeler olarak kalıyor. Maalesef burada bahsettiğim diğer karakterlere Şener Şen’in canlandırdığı Avcı lakaplı Ferman da dahil. İlginçtir, Yavuz Turgul verdiği röportajlarda hep filmi Şener Şen üzerine kurduğunun altını çiziyor fakat filmi seyrederken emekliliği yakın, iyi polis klişesi ötesinde karaktere dair hiçbir şey yok. Başrol demeye bile dilimiz varmıyor. Hatta abartarak, harcanmış bir Şener Şen performansı bile diyebiliriz / kimi koysanız oynar bu rolü. Diğer yandan Okan Yalabık’ın canlandırdığı Hasan’ın pis kokuya takmış (yedi-sekiz sahne ayrılmış bu konuya) fakat derinleştirilmeyen karakteri yine havada. Çetin Tekindor’un performansı çok sağlam ama canlandırdığı karakter yine bir derinlik arzetmiyor. Melisa Sözen’in oynadığı Asiye tipinin karakteri ise hep sözde: şöyle asidir, böyle dik kafalıdır, böyle korkusuzdur… ama hep sözde. Tüm bu karton tipler kime ya da neye hizmet etmek için varlar? Bu sorunun en iyimser yanıtı da cinayet atmosferine olabilir.

Heyecanla koltuğa yerleştiğimiz filmden mutsuz ayrılmamızın tek sebebi karakterlerin karton olması mıydı peki? Diğer önemli bir nokta da, filmin havada kalan yanları. Filmin başında öğrendiğimize göre Turgul, Ressam Yavuz Tanyeli’nin resimlerinden ve bir sözünden ilham alarak yazmaya başlamış Av Mevsimi’ni. Sözü maalesef tam hatırlayamıyorum fakat aşağı yukarı gerçeği yakalayacak bir çatlak mutlaka bulunacağına dairdi. Filmin baş karakteri olarak lanse edilen Avcı Ferman’ın da sıklıkla yorumladığı şekliyle “gerçeği göremiyorsak bakış açımızı değiştirmeliyiz”. Şimdi bu sözün felsefi karşılığı üzerinde ahkâm kesecek değilim. Fakat özneyle gerçekliğin ilişkisi üzerine sarf edilmiş bu söz kesinlikle eksik bir bilgiyi işaret etmez. Hatta farklı düşünmeyi de işaret etmez. Mesela, öznenin önyargısal olarak kabul ettiği belli gerçeklik kategorilerinden vazgeçmesini gerektirebilir. Ya da öznenin durduğu konumdan bağımsız düşünmesini gerektirebilir. Belki, öznenin gerçekliğe yaftaladığı çerçevelerden kurtulmasını gerektirebilir. Fakat (filmi seyredenler anlayacaktır) filmde düğümlerin çözümlendiği noktada bunlarla yakından uzaktan alakalı bir durum yok. Sadece eksik bir bilginin keşfi var –ki bu eksik bilgiye, seyirci olarak bizler daha filmin ilk yarısında hasta kızı gördüğümüzde kavuşuyoruz. Bu da polisiye seyir keyfini azaltan etmenlerden biri olarak sayılabilir. Peki, nasıl olsaydı Yavuz Tanyeli’nin sözünün içi doldurulabilirdi? Mesela av ve avcıyı yanlış tanımlamış olsalardı? Örneğin “ölen kız kurban değil, öldüren kurbanmış aslında” çıksaydı ve tüm ekip bunu düşünememiş olsaydı; bu bir şey olabilirdi. Neyse, bu noktayı daha fazla kaşımadan rahat bırakalım da seyretmeyenleri daha fazla sinirlendirmeyelim.

Biraz geri saralım. Daha film gösterime girmeden önce, fragmanı (ki fragman gerçekten kötü bir fragmandı) seyrederken dahi bize vaad edilen bir cinayet soruşturması sırasında dağılan hayatlardı. İdris karakterinin de bir sahnede söylediği gibi “Bir kol bulduk hayatımız dağıldı” söylemi, film için geçerli değil. Kolu bulmadan evvel de İdris’in eşiyle ilişkisi aynıydı; Ferman’ın eşi aynı, hayatı tamamen aynıydı. Hasan desen cinayet masasına girmiş biri, travması o koldan çok daha fazlası. E, peki kimin hayatı değişti? Filmin sonlarına doğru kökten değişen şeyler var fakat olayların kol’la ilişkisi çok dolaylı. Neden-sonuç ilişkisini “kol buldukları için hayatları değişti” şekline sokmak için garip bir düşünce sistemine sahip olmak gerekiyor. Zaten neden film böyle bir temel cümle üzerinden kurulmaya zorlanmış, onu da anlayamadım.

Bunca yazdıktan sonra tekrar hatırlatayım; Av Mevsimi toplamda güzel bir seyirliği olan bir film. Yavuz Turgul değil de başka birinin imzasını görsek “helal olsun” bile diyebilirdik. Zira filmin muhteşem atmosferi, keyifle akan tek boyutlu hikayesi, müzikleri, duygu yoğunlukları… iyi bir film yani. Ama yazan ve yöneten Yavuz Turgul gibi imrenerek takip ettiğimiz, titizliğiyle meşhur bir usta olunca beklentilerimiz karşılanmıyor. Mantık hataları gözümüze batıyor, karton karakterleri yoksayamıyoruz, Şener Şen’in sönük kalması zorumuza gidiyor, ilham aldığı cümlenin filme yedirilemeyişini kabullenemiyoruz, polisiye kısmının kolaylıkla çözülmesi hayal kırıklığı yaratıyor.

Bunca kelamdan sonra yazımızı filmin keyifli bir sahnesiyle sonlandıralım. Seyretmeyenler için kısaca anlatalım: cinayet masasından usta bir polisin emekliliği bir meyhane / kahvede kutlanıyor. Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Laz İdris de patlatıyor Hayde türküsünü! Özgün bir sahne değil belki fakat ikonografik olmadığını kimse iddia edemez. (ki filmin sonlarına doğru bu sahneye yapılan gönderme oldukça şıktır)

[flashvideo file=http://dl.dropbox.com/u/8056448/hayde.mp4 image=http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs739.snc4/63897_472116921859_261778841859_6342406_5011090_n.jpg /]

——
Bakınız: Av Mevsimi Açılmadan Yavuz Turgul
Bakınız: Yavuz Turgul’un Eşikteki Kahramanları
Bakınız: Av Mevsimi Fragman

kategori:
izlenim

ilgili