
Bakınız için yazan: Burak Demir
İlk dört filmini üçer yıl arayla yapan ingiliz yönetmen Sam Mendes, bu kez elini çabuk tutarak, çok ses getiren Revolutionary Road’un hemen ardından çektiği Away We Go ile izleyicilerini Amerika’da (ABD’de) bir gezintiye çıkarıyor.
İngiltere’de tiyatro ve müzikal yönetmeni olarak ünlenen Sam Mendes, ilk sinema filmi American Beauty ile de dünya çapında bir üne kavuşmuştu. Bu film ile uzaktan hoş görünen zengin ve konformist (mevcut koşulları sorgulamayan, düzene tümüyle ayak uyduran) yaşam tarzının aslında ne kadar bunaltıcı olduğunu çarpıcı bir üslupla göstermişti Mendes. Sonrasında çektiği Road To Perdition, Jarhead ve gösterime giren son filmi Revolutionary Road ile de başarılı yönetmenliğinin devamlılığını kanıtladı.
Away We Go, ilk çocuklarını bekleyen ve mevcut yaşam koşullarından memnun olmayan genç çift Burt ve Verona’nın yerleşip, kuracakları ailenin köklerini salabilecekleri ve çocuklarını büyütebilecekleri en ideal yeri aramak için Amerika’yı dolaşmalarını anlatıyor. Çiftin yol boyunca yaşadıkları aksilikler ve aradıkları ‘ev’i bulmaları için onlara yardım etmeye çalışan enteresan akrabalar ve eski arkadaşlar da serüvenlerine renk katıyor.
[dailymotion x8p0ih_away-we-go-1-trailer_news]
Sempatik konusu ve -Mendes’in önceki filmlerine göre daha- mütevazı kadrosuyla Away We Go sevimli bir komedi vaadediyor. Filmin başrollerinde büyük yıldızlar yerine, Amerika’da televizyon dünyasının popülerlerinden olan John Krasinski (Burt rolüyle) ve Maya Rudolph (Verona rolüyle) yer alıyor. Filmin oyuncuları arasında Catherine O’Hara, Jeff Daniels, Maggie Gyllenhaal ve Melanie Lynskey gibi isimler de var. Senaryosunu iki amerikan yazarın, Dave Eggers ve Vendela Vida’nın yazdığı filmin görüntü yönetmenliğini Ellen Kurras yapıyor. Müzikler de Alexi Murdoch‘tan. Film Mendes’in olunca her ne kadar gözler görüntü yönetmeni olarak American Beauty ve Road To Perdition’da harikalar yaratan Conrad Hall’u ve Mendes’in dört filminin de müziklerini yapan Thomas Newman’ı arasa da böylesi bir romantik komedi için Ellen Kurras ve Alexi Murdoch gibi isimler de gayet tatmin edici.

Filmin ilginç bir özelliği de, karbondioksit salınımını azaltmak için ‘yeşil film yapma inisiyatifi’ programına uygun olarak çekilmiş olması. Sette sadece biyodizel araçların kullanılması, tüm ekip tarafından plastik şişeler yerine alüminyum şişelerden su içilmesi, sette hizmet veren yemek şirketinin kullan-at tabaklar yerine seramik tabaklar kullanması alınan önlemlerden sadece birkaçı. 3-perf-film tekniği kullanılarak da film ve kimyasal madde kullanımı %25 azaltılmış. Alınan tüm bu önlemler sayesinde atık miktarı yarı yarıya ve karbondioksit salınımı da önemli oranda azaltılmış.
Kadro, afiş, fragman gibi kriterlerden yola çıkarak bizi bir dramedinin (dram-komedi) beklediğini söyleyebiliriz. Little Miss Sunshine, Sideways ya da Juno gibi mütevazi ve başarılı olur mu bilinmez. Amerika’da 5 haziranda sınırlı kopyayla, Türkiye’de 21 ekimde gösterime girmesi beklenen filmin başat bir dramedi olup olmadığını zaman gösterecek.
