bakınız
pamuk prenses aysecik

Ayşecik ve Yedi Cüceler: Sinemada İlk Pamuk Prenses Uyarlaması

Biri Mart, diğeri Haziranda olmak üzere yıl içinde bizleri iki Pamuk Prenses filmi bekliyor. Masalı ilk defa filmleştirmiş bir neslin evlatları olarak “Bizim” Pamuk Prenses’i hatırlamasaydık içimiz rahat etmeyecekti. bakınız dünyanın en güzel masalını iftiharla sunar.

ayşecik ve yedi cüceler

Sinemanın ortaya çıkışıyla beraber masalları -özellikle de Binbir Gece Masalları’nı- filmleştirmek bir tutku halinde ülkeden ülkeye yayıldı. Fransa’da Pathe Kardeşler’le başlayan furyanın topraklarımıza uğraması içinse 1953 yılına kadar beklemek gerekiyordu. Baha Gelenbevi’nin yönettiği “Balıkçı Kız – Binikinci Gece” filminden sonra da sinemamızda bu tür, pek rağbet görmeyecekti. 1970 yılına kadar Yeşilcam’da çekilmiş, tür olarak masal filmleri kapsamına alabileceğimiz bilinen yalnızca beş film var.

1970e geldiğimizde çekilen “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler” gişedeki başarısıyla ortalığı öyle bir salladı ki; sonraki dört yılda çekilecek 40ın üzerinde filme ön ayak oldu. Hisar Film yapımcılığında çekilen filmin senaryosu Hamdi Değirmencioğlu’na, yönetmenliği ise Ertem Göreç’e emanet edilmişti. Bu ikili sonraki birkaç yıl daha kâh beraber, kâh ayrı ayrı masal filmleri yapmaya devam edecekti.

Warner Bros 1937de meşhur “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” masalını çizgi filme uyarlayarak hafızalardan silinmeyecek bir senaryoyu ortaya çıkardı. Değirmencioğlu senaryoyu oluştururken Grimm Kardeşler’in masalını neredeyse görmezden gelerek bu çizgi filmi uyarlamış. Tabi üzerine bize özgü birkaç ekleme yapmayı da unutmamış. Bu uyarlama durumu filmin kostümünden dekoruna her yerde karşımıza çıkıyor. Sanat yönetmeni olarak (gerçi jenerikte bu “Ar Direktör” olarak yazılmış) Güner Peyman çok iyi bir iş çıkartarak, dönemin çok ötesinde bir özenle hazırlanmış –cadının yaşlı kadın halindeki burnunu görmezden gelirsek- kostüm ve dekor kullanılmasını sağlıyor. Ertem Göreç de filme katkısını esirgemiyor. Filmde hayvanların kullanımı özellikle dikkat çekiyor ve sonuçta ortaya Türk sinemasının en iyi fantastik filmlerinden biri çıkıyor.

suna selen pamuk prenses

Filmin kadrosu da yabana atılmayacak derecede iyi. Pamuk Prenses rolünü Hamdi Değirmencioğlu’nun kızı; Türk sinemaseverlerin Ayşecik olarak tanıdığı Zeynep Değirmencioğlu başarılı, birazcık da abartılı bir şekilde canlandırıyor. Adil ve iyi kalpli kral rolünde Aydın Tezel’i, yakışıklı prens olarak ise Salih Güney’i görüyoruz. Masalda küçük ama önemli bir karakter olan cellat rolü Hüseyin Baradan’a verilmiş. Filmin başında kısaca gördüğümüz kraliçe rolünde konuk sanatçı olarak Belgin Doruk var. O kısacık rolünde bile farkını hissettirmeyi başarıyor ancak filmin en başarılı oyuncusu, kötü kalpli cadı rolündeki Suna Selen. Suna Selen açık ara filmin en iyi oyuncusu. Cadı kraliçe olmanın getirdiği tüm küstahlığı, asabiyeti ve fenalığı anında mimiklerine yansıtıyor. Kısık bakışlarıyla da yüreğimizin derinliklerine korku salıyor adeta. Film boyunca sergilediği oyun ayakta alkışlanacak cinsten. Diğer önemsiz rollerde de Gülistan Güzey, Ahmet Kostarika, Bahri Özkan ve Osman Han’ı görmekle kalmıyor, filmde Ömercik’e bile rastlıyoruz.

Yedi Cüceler’i oynayan oyuncular neredeyse tamamen amatör olmalarına rağmen işi ellerinden geldiğince kotarıyor. Bu vesileyle Aydın Babaoğlu başta olmak üzere masal furyası süresince pek çok filmde yerlerini garanti altına alıyorlar. Film boyunca bazen abartılı oyunculuklar sergileseler bile; bu durum Zeynep Değirmencioğlu abartılarının yanında çok gözümüze batmıyor. Filmdeki cücelerin rol paylaşımları ise tam olarak şöyle:

ayşecik yedi cüceler

Keloğlan: Aydın Babaoğlu
Bilgin: Nuri Turgut
Öfkeli: Mehmet Açık
Neşeli: Tayyar Yıldız
Uykucu: Ali Abbas Bayar
Utangaç: Harun Atalay
Aksırık: Ayhan Babaoğlu

Filmin müzik direktörü Yıldırım Gürses. O’nun etkisi var mıdır bilinmez ama dönem filmlerinin aksine bu filmdeki danslı, müzikli sahneler siz sıkılmadan önce bitiyor. Genel olarak kullanılan müzikler de sinemayla çok haşır neşir olmamış bir besteci ve ses sanatçısı için oldukça başarılı.

Jenerikte gözümüze çarpan “Hisar Film dünyanın en güzel masalını iftiharla sunar” yazısı da boşa gitmiyor, gerçekten iftihar edilecek bir film ortaya çıkıyor. Sonuç olarak bu film her anlamda döneminin ötesinde bir iş çıkartarak kült haline gelirken; ilk olarak bizim sinemamızda filmleştirilen eserlere bir yenisini ekliyor.