Bakınız 2012’ye Bakıyor: En Eğlendiğimiz Filmler?

Bakınız olarak 2012'yi farklı yönleriyle değerlendirmeye çalışacağız. İlk olarak bizlere mutluluk veren, eğlendiren filmlerle başlıyoruz....

Bakiniz.com olarak farklı bir 2012 değerlendirmesi yapalım dedik. Filmleri listeler yapıp sıralamak yerine bizlere neler hissettirdiğine göre sınıflandırdık. Not vermenin, listeler oluşturup sıralamalar yapmanın birçok iyi filme haksızlık olacağını düşünüyoruz.

İlk olarak bu yıl bizi en çok eğlendiren filmlerle başlayalım:

Edip Can Rende: Bu sene gösterime giren filmler içerisinde benim için en eğlencelisi Wes Anderson’ın “Moonrise Kingdom”ıydı. Genelde çocuk karakterlerin hikayenin merkezine oturulduğu, yetişkinlerin arka planda kaldığı komik filmlerden hoşlanmıyorum, genelde komik de bulmuyorum. Fakat bu işin arkasında Anderson gibi çok iyi bir yönetmen var. Dolayısıyla eğlenceli bir film olacağı kesin gibydi. Anderson hayal kırıklığına uğratmadı ve filmin başından sonuna dek pek bir eğlendirdi. Ken Loach’un hafif komedi türünü denediği “Angel’s Share” de yılın en eğlenceli filmlerinden bir tanesiydi. Amerika’da 2011’de gösterime giren “50/50″yi bizde bu sene gösterildiği için bu listeye dahil edebilirim. Bu üç film arasında en eğlencelisi kanımca “Moonrise Kingdom”dı.

Ebru Çavdarlı: Woody Allen’ın son filmi To Rome with Love benim için 2012’nin en eğlenceli filmi oldu. Sonra Moonrise Kingdom geldi. Bir de her ne kadar çok üst seviyelerde olmasa da müziklerinin payının büyük olduğu Ferzan Özpetek’in Şahane Misafir’i bana 2012’de mutluluk hormonu sağlatan filmler oldu.

Gültekin Turgut: The Lorax, Ice Age: Continental Drift, Looper, The Watch en eğlendiklerim denebilir…

Uğur Kibar: Geçen sene en eğlendiğim film sanırım Ruby Sparks’tı.

Ümit Açık: The Dark Knight Rises epey keyifli vakit geçirmemi sağlamıştı, bir de imax izleyince zaman aktı gitti. Ted ve Silver Linings Playbook gibi filmlerin de ilk yarım-bir saati eğlenceliydi epey, sonra beklenene evrildiler tabii. Bir de the Expendables 2 vardı ki Chuck Norris’li sahnelerde tutamadım kendimi (yazar burada yüzü görünmesin diye elini yüzüne kapatıyor).
Sinan Doğrul: Ayı Ted had safhada terbiyesiz ve eğlenceli bir filmdi

Ozancan Demirışık: 4 Ocak’ta gösterime girse de yapım yılından dolayı 2012’ye dahil etmekte bir sakınca yok: Tartışmasız en çok eğlendiğim film “Silver Linings Playbook” oldu. Eğlenmediğim tek bir sahnesi bile olmadığını söyleyebilirim hatta. Diyaloglardan oyuncu performanslarına kadar, müthiş incelikli bir iş. David O. Russell her türde iyi film çekebileceğini kanıtlamış oldu.
İkinci sırada “Moonrise Kingdom” var tabii. İnsanın içini ısıtan, rengarenk bir iş, tıpkı Wes Anderson’dan beklediğimiz gibi. Hatta beklediğimizden bile daha iyi olduğu söylenebilir. Yönetmenin filmografisinde üst noktalarda kendine yer bulabilir. 2012’nin çok eğlendiğim diğer filmleri arasında “The Perks of Being a Wallflower”, “Ruby Sparks” ve “Ted” de var.

Cem Çelik: En eğlendiğim film Ted oldu benim de bu sene. Bunun haricinde beni tatmin eden bir komedi filmi izlemedim gecen seneye ait. En eğlendiğim filmler arasında Project X de girebilir. Güzel kafayla parti havasına soktu beni…

Suat Demirel: Senenin başından sonuna doğru ele alacak olursam açılışı 50/50 yaptım. Fena bir film değildi, eğlendiğim yerleri de oldukça vardı ama genel itibariyle bir yere kadar götürebildi. Intouchables sene boyu aldığı ödüllerle zaten gönülleri fethetmişti, yüksek temposuyla oldukça iyi bir seyirlik sunuyordu. Chronicle uzun zamandır istediğim türden eğlenceli filmlerden birisiydi. Amatöre yakın hali onu çekici kılan yanlarından birisiydi hiç şüphesiz. Herkesin çok beğendiği Moonrise Kingdom beklentilerimin yarattığı çıta yüksekliğini aşamadı ama izlerken çok farklı tatlar aldığımı itiraf etmem gerek. Sırf bu açıdan bile listemde yer almayı hak ediyor. God Bless America geçen sene şiddet dozajı ve garip çözümlemeleriyle benim içimde yer etti. Eğlenmekle tiksinmek arasında gidip gelmiş olsam bile eğlence yanı ağır bastı. 21 Jump Street sıfır beklentiyle izleyip fazlaca beğendiğim bir film oldu. Çokça yapılmış bir şeyi eli yüzü düzgün yaptıktan sonra yapmakta bir sakınca olmadığını tekrar anlamamı sağladı. Beasts of the Southern Wild senenin en iyi filmlerinden birisiydi, eğlenmek ne kelime hayata bakış farkı yarattı bünyemde. Looper uzun zamandır almadığım hazları almamı sağladı. Bilimkurgu denildiğinde biraz farklı düşünmenin bile yeterli olabileceğini tekrar gösterdi. Bunu yaparken zevkten dört köşe oldum. Karanlık bir film olmasına rağmen öyle eğlendirdi ki, offf. Silver Linings Playbook ilk 30 dakikası ile kahkaha krizine sokup sonra beklenen şekliyle ilerleyen iyi bir filmdi. İşte o efsane 30 dakika burada yer almasını sağladı.
Tüm bunların sonucunda en çok “eğlendiğim” filmler sırayla: Looper, Silver Linings Playbook, Intouchables ve Beasts of the Southern Wild oldu.

Yıldıray Kibar: Moonrise Kingdom, The Avengers, The Campaign, Intouchables, 50/50, hobbit, Ted, Skyfall, The Dark Knight Rises, The Raid aklıma ilk gelenler ve tabi ki The Angel’s Share

Ozancan Demirışık: The Angel’s Share’i nasıl unuttum ya, zirveye oynayabilir.

Haktan Kaan İçel: Silver Linings Playbook, Angel’s Share, Frank & Robot, The Fairy, The Raid, Dictator, Cabin in the Woods, Looper, Drive ilk aklıma gelenler… Eğlenceli filmler vardı sanki de, akla gelmiyor bir anda.

kategori:
seçki

ilgili