Bakınız Fuaye: Polanski Protestoları

Adele Haenel'in cesur protestosu tartışmaları beraberinde getirdi...

Cèsar Ödülleri’nde yaşanan Polanski protestoları hem Fransa’da, hem de ülkemizin sinema eleştirmenleri arasında ciddi tartışmalar doğurdu… Bakınız yazarları olarak farklı sorularla değerlendirmek istedik.

1.Roman Polanski’yi karşınıza alıp ne söylemek isterdiniz?
2.Adele Haenel’i karşınıza alıp, ne söylemek isterdiniz?
3.Twitter’da son olarak bu konuda birbirine giren genç twitter eleştirmenlerine ne nasihat vermek isterdiniz?
4.Kendiniz bir soru yazıp, yanıtlayabilirsiniz…

Haktan Kaan İçel:
1.Küfür etmek en uygunu olurdu ama sanırım bir şey söylemezdim. Bu konuda ne söylenebilir ki? Kimse bu kadar harika filmler çeken birisinin böyle bir insan olmasını istemez. Bu açıklamalar ortaya çıkmadan önce açıkçası kendisini cesur bulurdum. Ama hiçbir zaman aklıma karakterindeki karanlık tarafları düşünmek gelmemişti.
2.Bazen iyi filmler ve iyi performanslar görmezden gelinir. Merak etme ileride bu filmdeki performansına neden ödül vermedik diye kendilerini hırplayacaklar. Proteston da sonuna kadar haklıydı. Kim ne diyebilir ki? Merci Adele!
3.Her konu hakkında fikrinizi söylemek zorunda değilsiniz. İnsanların protesto etme hakkı var, fikirlerini belirtme hakkı var. Bu yüzden katılmadığınız fikre gözünüzü devirirsiniz ve geçersiniz bu kadar basit. Yani insanlara ille de saldırmak zorunda değilsiniz. Ya da şakşakçılık yapmak zorunda değilsiniz. Bence filmler hakkında konuşalım. Farklı bakış açılarını değerlendirelim. Yeni bir şeyler keşfetmek en kıymetlisi değil de nedir?
4.Cesar ödülleri Polanski’nin ödülüyle prestij kaybeder mi?
Yıllarca farklı ödül törenleri izledik. İnsanlar sonuçları protesto etti. Ama geçen süre zarfında her şey unutuldu. Sadece akılda protestolar kaldı. Bu yüzden de Adele bu açıdan Cesar ödüllerine bir anlamda yeni sayfayı ekledi. Sonuç olarak ileride yine insanlar Cesar ödüllerini prestij olarak görecekler. Polanski bile ödül aldı diye bolca sitem ortaya çıkacak ama insan unutup yeni ayıpların peşine düşer. İleride kimbilir ne skandallar ortaya çıkacak.

Naci Köse:
1.Mide bulandırıcı bir insansın. Hala ödüller alabiliyor olmanı da asla anlamıyorum, anlamayacağım. Artık kenara çekil de bir köşede milletin linç etme çabasıyla uğraşmak yerine kendini unuttur ve filmlerin hayatta kalsın.
2.Neler yaşadığını tahmin bile edemem açıkçası. Tepki göstermekte de sonuna kadar haklısın. Le jeune fille en feu’nun yönetmeni Celine Sciamma’nın, J’accuse’a/Polanski’ye karşı ödülü alamaması başlı başına skandal iken bir de ortada Polanski’nin iğrenç geçmişi olunca her açıdan haklı oluyorsun.
3.Akılda tutulması gereken en önemli şey, sizin yazdıklarınız değil onların okuduğudur. En doğrusu engel butonu, yapıştırın gitsin. Laf anlamak istemeyene ne yapsan boş.
4.Polanski ödülü hak etti mi?
Venedik’te Gümüş Aslan’ı alan ve eleştirmenlerin favorisi olan J’accuse, bence yarışmanın en kötü filmlerindendi. Filmdeki hiçbir şey vasat üstü değildi. Yıllardır ödül sezonunu, yabancı eleştirmenleri takip ederim ancak Oscar’lar dahil hiçbir zaman bu kadar kötü bir filme böyle bir övgü seli görmemiştim.

Fırat Türkoğlu:
1.Normalde uzun süre hapis yatman gereken bir suçtan, ünlü olman sayende kurtuldun. Erkek egemen ortamdan yararlanıp, suçun hiç gündeme gelmeden uzun süre film çekmeye devam ettin. Yaşlandın, suçunun ağırlığından ruhun karardı, dünya biraz da olsa kadınların lehine değişti. Eh, bırak artık, köşeye çekilip bir vicdan muhasebesi yap. Fransız sinemasının gerçek radikal kuşağının yanında takılmanın ekmeğini yemeye, o kuşağın gerçek ustaları Truffaut’nun, Godard’ın hiç umrunda olmayan ödüllerin, Hollywood’un peşinden koşmayı bırak artık…
2.Belirli konular karşısında tepkinin her yolu güzeldir. Herkesin gözünün içine bakarak, tepki vermeye korkanları salonun içinde bırakıp afişe ederek yürüyüp gitmen çok daha güzeldi…
3.Türkiye’de twitter kitlesinin yüzde 80’i erkek, çok büyük çoğunluğu da ergen yaşlarda… Maalesef yorumlarını başı sonu belli, ne demek istediğini iyi anlatan yazılarla değil de, karakter sınırı cümlelerle anlatmayı seçen yazarlar da bu ortamdan zehirlenmiş durumda… Her tartışmada ortam lise bahçesine dönüyor, birbirine kısa anlaşılmaz cümlelerle laf anlatmaya çalışan ve haliyle yanlış anlaşılan genç beyinler kavga edip duruyor. Polanski tartışması bu durumun son örneği oldu. Sakin olun ve bir süre twitter detoksu uygulayın diyebiliyorum sadece…
4. Peki ne olacak bu yaşlı tacizcilerin durumu?
“60’larda, 70’lerde yaptık, bir süre de hiç suçlanmadık ve unutulduk” diye düşünen ve hareket eden Roman Polanski, Woody Allen gibi isimler kendileri bırakmasa da, 1-2 yıl içinde izleyicilerin ve meslektaşlarının verdiği tepkilerle kariyerlerini sonlandıracaklardır. Bu durum yeni tacizciler çıkmasını da engellediği için iyi olacak gibi..

kategori:
izlenim

ilgili