Bakınız Kulis: Bir Başkadır

Son yılların en çok konuşulan yerli dizisini irdeledik.

Netflix’te yayınlanır yayınlanmaz beğenilen ve tartışmalara yol açan Bir Başkadır dizisini, bakınız yazarları olarak değerlendirdik.

1) Nasıl buldunuz?
2) Artıları – eksileri?
3) Netflix’in TR’deki dizi seçimlerini değiştirip Hakan Muhafız, Atiye gibi fantastik dizilerden çok, toplumsal/politik içeriklere ağırlık vermesini sağlar mı?
4) Politik açıdan ve farklı kesimleri yansıtması açısından nasıl buldunuz diziyi?
5) Müzikler, şarkı seçimleri, oyunculuklar nasıl?

Naci Köse
1) Genel olarak bakınca eksikliklerine rağmen fena bulmadım. Berkun Oya’nın serbestçe ekrana istediğini yansıtabilmesi oldukça önemli. Kimsenin ona karışmadığı çok belli ve umarım devamını başka yaratıcı isimlerle de göreceğiz.
2) Başta ilk bölümlerdeki terapi sahnelerinde gördüğümüz kurgu tercihleri olmak üzere kurgusu ve sanat tasarımı büyük artılar. Gerçekten özenilmiş bir dizi olduğu hissediliyor. Eksilerinde ise ilk göze çarpan tesadüfe dayalı olay örgüsü. Tembel bir senaryo yazımı var bu konuda. Karakterlerin ise (Özellikle Peri) bir şablon üzerine oturtulmuş havası vermesi büyük bir eksi. Aynı zamanda mesajını çok net söylüyor, herhangi bir çıkarım yapmaya gerek kalmıyor.
3) Netflix’in prensibinin bariz şekilde izlenme olduğu belli. Yerden yere vurulan Hakan: Muhafız’ın sezonlarca sürmesi mesela. İzlenmeler tatmin ediyor ki devam ediyor. Bu yüzden bu tarz dizilerden vazgeçeceklerini düşünmüyorum. Bir Başkadır tarzı projelerin daha fazla gelmesi de yine izlenmelere bağlı olacaktır ancak ağırlığı asla buraya vereceklerini düşünmüyorum.
4) Kürt karakterlerini derinleştirmekte biraz yetersiz kalsa da söylemeye çalıştıkları değerli ve kayda değer. Diziyi beğenenlerde de bu sayede karşılık bulduğunu düşünüyorum. Toplumda bu insanlar (yukarıda bahsettiğim şablonlara sıkıştırılmış olmasalar da) var. Tespitler genel olarak isabetli ama biraz orta yolcu sanki. Bu iyi mi kötü mü tartışılır. Sinan ve Melisa karakterleri ise oldukça havada kalıyor, pek bir şey ifade etmiyorlar.
5) Müzikler harika ve çok güzel kullanılmış. Sahnelerde hep ön plana çıkıyorlar ve bu rahatsız edici bir hal almıyor çünkü başarılı bir kullanım var. Oyunculuklar ise fena değildi. Öykü Karayel oldukça ön plana çıkıyor. Sinematografi ise ortalama üstü ama yerli projelerin özelinde başarılı.

Haktan Kaan İçel
1) Benim hoşuma gitti. İyi gözlemleriyle tam bir Türkiye portresi olmuş. Herkesin defolarını gösterirken her seferinde sevmediğimiz insanlara dönüştüğümüze dair olumlu bir dizi diye düşünüyorum.
2) Artıları iyi oyunculuklar, 80ler mahalle dizisi havası ve insanlara karşı önyargılarımızı yüzümüze vurması ve Ferdi Özbeğen
Eksileri: Uzatılan sahneler, tesadüflere dayalı olay örgüsü ve keskin klişeler
3) Bence sağlamaz. Çünkü fantastik projeler Netflix’in ekmek kapısı ve ne kadar kötü olurlarsa o kadar rating alıyorlar. Bu yüzden genç kitleye yönelik bu projelere devam edecekler. Bu proje başarılı olursa, yani bol izlenme sağlarsa bence bu tip projeleri de ara ara yaparak geri kalan kitleyi de ellerinde tutmayı isterler diye düşünüyorum.
4) Bence verdiği mesajlar çok önemliydi. Öteki gördüklerimizin hataları kadar bizim de hatalarımız olduğunu sunduğunu düşünüyorum. Yine de insanlar yine işlerine geldikleri gibi anlayacaklar. İyi tespitler yapılmış.
5) Post modern bir üslup seçilmiş. 70ler – 80ler Türkiye sinemasi muzik kullanımlarına çok benziyor. Oyunculuklar iyi ama özellikle Öykü Karayel tek başına diziyi götürüyor. Ek olarak Defne Kayalar’ı ekleyebiliriz. Öne çıkan bu iki oyuncu performansı.

Yekta Kurtcebe:
1)Elbette ortalamanın üstünde başarılı bir dizi ama bir yandan Türkiye gibi insanı boğan bir hissiyatı var dizinin.
2)Sinematografisi, senaryosu ve müzik seçimi en öne çıkan artısı dizinin. En büyük eksisi ise seküler karakterlerin yüzeyselliği ve yapmacık kötücüllüğü. He bir de post bir eksisi var bu eserin. Sosyla Medya’da bir tür infial yaratması ve tartışmaların anlamsız noktalara ulaşaması…
3)Keşke öyle bir şey olsa ama Haktan’ın dediği gibi bu platformun ekmek kapısı bu tür diziler. Zor.
4)Farklı kesimleri yansıtması açısından başarılı ama yeterli mi diye sorarsanız evet cevabını veremem.
5)Twitter’da Zeynep Talu Ferdi Özbeğen’e saygısızlık edildiğini bile söylemiş durumda. Taverna müziğini sevmesem de dinlemesem de seçimi çok başarılı buldum. Rahmetli Özbeğen de izlese bence memnun olurdu. Oyunculardan da Öykü Karayel, sert bir rüzgar gibi esiyor. Onun oyunculuğu kusursuz. Diğerleri de oldukça iyi ama mükemmel değil.

Turgay Kaplan:
Son bölümün son sahnesinde Meryem neden bayıldı? Gördük ki evlilik teklifi anlamına gelen yüzükten dolayı imiş. Oysaki biz izleyiciler bayılmasının altında peşinen çok daha girift duygular aradık. Böylelikle Berkun Oya bizi ters köşeye yatırmış oldu ya da biz öyle düşündük. Dizide açık açık geçen Jung söylemi olan kolektif bilinçaltının hem fikri hem de hem de yapısal olarak diziyi beslediğini düşündüğümüzde Meryem’in bayılmasının altında yatan sürprizin esasında çok da sürpriz olmadığı aşikar. Zirvesini sonunda her karakterin ağlama noktasında eşitleştirilmesiyle yapan kollektif hallerimiz ve duygularımızla ilgili birçok örnek verilebilir diziden. Diğerlerine nazaran katıksız insanın timsali rolünde çizilen Meryem’in evlilik teklifi anlamına gelen yüzüğü görünce bayılması ise dizinin olgunlukla söylemeyi ve göstermeyi başardığı gibi masumiyetin yitimine neden olan her şeyi ama her şeyi elinin tersiyle itmesi değil de nedir?

Buğra Mert Alkayalar:
Başarılı bir iş olduğu ortada ancak günlerdir sosyal medyada yazılanların abartılı olduğunu düşünüyorum. Sinematografisi her sahnede değişiyor gibi, dengesiz geldi, göze battı bayağı. Söylemleri, alt metni çok güçlü kesinlikle. Fakat fazla açık bir şekilde söyleniyor her şey. Kör göze parmak misali… İlk bölüm başlangıç olarak fazla durağan geldi. Bu kişisel bir tercih tabi. Bu kadar sessiz, durağan “Yerli Sanat Filmi” atmosferi fazla kaçmış bence. Berkun Oya’nın eserlerine bayılırım. Masum da, Son da bayıldığım yerli dizilerden. Bir Başkadır’ı da genel olarak severim kesin ancak her yönüyle değerlendirilip bu kadar abartılmaması gerektiğini düşünüyorum. Netflix’in genel kitlesinin böyle dizilere alışkın olmaması büyük etken.

Umut Kurç:
Genel bir girişle başlayayım, çok beğendim. Oyunculuklar, yönetmenlik, görüntü yönetmenliği ve müzikler şahane. Müzikleri yapan Cem Yılmazer, 20 yıldır tanıdığım bir isim. Türkiye’nin en iyi ışık tasarımcıların birisi. Dekor tasarımlarında da çok başarılı. Zaten Büyük Ev Ablukada’nın kurucularından. Ama ilk defa yayınlanan bir işin müziklerini yapıyor ki bence bu işin altından çok başarılı kalkmış.
Dizi müzikleriyle ve görüntü yönetmenliğiyle 70’lerin, 80’lerin havasını bugün yansıtabiliyor. Çok başarılı o yüzden.
Dediğim gibi, oyunculuk, görüntü ve müzik var olan işlerin 10 gömlek üstü. Bunlar artıları. Çok fazla karakter olması ve öykülerin son bölüme kadar tam çözümlenmemiş olması eksi olarak kabul edilebilir.
Netflix’in tercihleri konusunda değişiklik sağlayabilecek olduğunu düşünmüyorum. Evet, başarılı iş. Biz de zaten Masum ve Şahsiyet ile alıştık bu başarılı işlere. Bir Başkadır da Masum ve Şahiyet’ten sonra diijtaldeki üçüncü başarılı iş (ikisinin imzasının Berkun Oya olması ilginç tabii). Ama neticede total izleyiciye ve alıcıya bakıldığında yelpazenin geniş tutulacağı, Hakan Muhafız olmasa da Aşk101 tadında işlerin sayısının artacağı mutlak.
Politik açıdan bizim cenahın pek dile getirmediği bir şeyi söylüyor. Kapalı insanlar var, ve evet, onlar da insan, hatta çoğunluktalar. Bu noktada Türkiye’deki seküler kesimin klasik siyasal islamla mücadele yönteminin yanlışlığını görüyoruz. Sİyasal İslam’la mücadele bence de mutlak. Ama bu mücadele kapalı insanlarla mücadele değil. Sistemle ve siyasetle mücadele yerine insanlarla mücadele etmek, sadece eldekini zayıflatır. Kolaydır, ama aynı zamanda faydasızdır.
Bu yüzden dizideki başörtülü vurgusunu doğru buluyorum. Tülin ÖZen’in canlandırdığı Gülbin karakterinin Edi Bese çıkışı, ve ablasına söylediği “35 sene önce hamile annemizin karnına tekme attılar, sen o tekme atanların ayaklarının altını öpüyorsun” çıkışı son derece güçlü, önemli, ve kıymetli. Buradaki tek sorun, bu çelişkinin 2 cümleyle geçiştirilmesi.
Türkiye siyasetinin temelde bir evrensel, iki yerel çelişkisi vardır. 100 senedir de bu üç çelişki ülkeyi belirler.
Evrensel olan çelişki, sınıf çelişkisi. Dizi buna dair neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Bu dizinin en temel eksiği.
Yereldeki iki çelişkisi de “laik – siyasal islamcı” ve “Türk – Kürt” çelişkileri. Bunlarda “laik – müslüman” çelişkisine dair dizinin çok fazla sözü var. Doğru da sözler. Meryem’in tercihlerini kabul edilmesi kadar Hayrünnisa’nın tercihlerinin de kabul edilmesi dengeyi kuruyor. Ama Türk – Kürt dengesi Tülin Özen’e yazılan bir iki diyalogdan ve ablasının baş örtücü – cip sembolünden öteye gidemiyor. 2020 Türkiyesi’nde anlaşılabilir, ama keşke bu konuya eğilmek daha mümkün olsaydı.
Şarkı seçimi, özgün müzikler ve oyunculuklar bu ülkede yapılan, özellikle televizyona yapılan işlerin 20 yıl ötesinde. Ben çok beğendim.
Boş diyalog yok, boş bakış yok, boş sahne yok. Gerçekten özenilmiş olduğu çok belli.

Berk Çubukçu:
Oyunculuklar bence gayet yerinde ama müziklerinin dizinin kendisiyle ayrı bir uyum içinde olduğunu düşünüyorum. Öykü Karayel oyunculuğunu had safhada sergilemeye çalışmış. Tamamını izlemediğim için dizi ile daha fazla izlenim paylaşmak pek uygun olmaz ama Netflix’in attığı bu adımı değerlendirebilirim sanırım. Dürüst konuşmam gerekirse gerçekten kendilerinden beklemediğim bir hamleydi bu, yani böyle bir adım için tebrik ederim kendilerini. Daha önce yaptıkları işe gereğinden fazla sektör olarak bakıyor gibilerdi. Para kazandırmışsa iyidir diye düşünüp geçiyorlardı. Bugüne geldiğimizde yerli dizilerde farklı yönelimlere yetişmeye çalışan bir Netflix var artık. Daha önce yayınladıkları yerli diziler belki eleştiri aldı, fakat aldığı eleştiriler kadar da sevildi. Ellerinde tuttukları kitleye, yenilerini katmak için iyi bir hamle… Eski tarzlarından pek kopmazlar tabi, ama umarım çeşitliliği genişletme yolundaki bir adımdır Bir Başkadır ve devamı gelir. İzleyici olarak güzel sunulmuş çeşitliliğe pek hayır demeyiz açıkçası.

kategori:
izlenim

ilgili