Bakınız Kulis: George A. Romero, Walking Dead, Pembe Dizi?

Romero ustanın Walking Dead'e yaptığı salvoları Bakınız yazarları olarak tartıştık... ...

George Romero;
“The Walking Dead’in bir kaç bölümünü çeker miyim diye sordular ama ben dizinin bir parçası olmak istemedim. Aslında, ara sıra bir zombinin geldiği bir pembe dizi. Ben zombi karakterini her zaman yergi veya siyasi eleştiri için kullandım. Şu an yapılan şeyde bunu eksik buluyorum”

Can Rende: Usta doğru demiş. En azından izlediğim bölümlerde dizinin pembe dizilerden farkı yoktu. Zaten o yüzden bıraktım izlemeyi. Sonradan düzeldi mi bilmiyorum. Reytingler sürekli artıyor da kalite de artıyor mu, bilemiyorum, pek de merak ettiğim söylenemez.

Turgay Kaplan: George Romero’yu severim. Zombi üçlemesi şaheserdir, özellikle de Ölülerin Şafağı. Ve dediği gibi kendisi zombileri yergi ve siyasi eleştiri olarak çok iyi kullanır (en azından ilk filmlerinde). Bu açıdan Walking eleştirisi doğru. Ancak bir pembe diziye benzetmesi olmamış. Pembe dizide olaylar karakterleri şekillendirir burada ise tüm bu olaylara ve kıstırılmışlık çaresizlik hissine rağmen karakterler olayları biçimlendiriyor. Ben hala izliyorum ve seviyorum ustaya da selam yolluyorum.
george-romero
Ebru Çavdarlı: George Romero benim gözümde de zombilerin lideri bir abimizdir. Söylediklerine katılmakla birlikte ben de pembe dizi elestirisine tam olarak katılamıyorum. Evet dizi ara ara pembe dizi kafasına bağlasa da pembe dizi formatına zombilerin yerleştirildigi bir dizidir yorumu yapamam. Turgay’a bir açıdan katılmış oluyorum. Fakat hala sevdiğimi söylemem mümkün değil. Neredeyse sararak izleyecek bir ruh haline soktu beni artık Walking Dead.

Turgay Kaplan: George Romero nasıl ki zombileri yergi ve siyasi eleştiri için kullanmışsa Walking Dead’de onları dramatik yapıyı sağlamlaştırmak için kullanıyor.Yani bu durumda tutup da ben bu amaçla kullandım ama sen başka amaçla kullanıyorsun o yüzden olmamış diyemez. Ben zaten Walking Dead’de zombi falan da görmüyorum. Gördüğüm şey insanların kendileriyle ve birbirleriyle olan ilişkilerindeki pürüzlerin daha net ortaya çıkmasını sağlayan bir açıdan da bu süreçlerin hızlanmasına neden olan katalizör yaratıklar. Pembe diziden farklı olarak karakterlerin olayları şekillendirdiği düşüncemi de biraz açayım. Bir kere dizide olayların şekillendirdiği karakterler eninde sonunda elimine oluyor. Shane ve Vali gibi… En son da Carol… 4.sezon bir salgınla başlar. Salgının büyüyeceğinden endişe eden Carol hastalık belirtileri gösteren iki kişiyi öldürüp yakar. Rick, onları Carol’ın öldürdüğünü anlar, Carol da itiraf eder. Sonraki bölüm boyunca Rick Carol’ın yaptığı şeyle ilgili kendi içinde mücadele eder. Gidip gelmektedir. Çünkü şartları düşünürsek Carol tamamen haksız da değildir. Ancak en nihayetinde Carol artık tamamen olayların şekillendirdiği biri olmuştur. Ve bunu gören Rick yaptığının yanlış olduğuna zor da olsa karar verir ve onu ekipten ayırır.

Cem Çelik: Ben sanırım Can’ın safında yer alıyorum. 3.sezonun ortalarında bıraktım çünkü diziyi. Tamam belki pembe dizi kıvamında olmayabilir ama, kesinlikle türk dram dizilerindeki durağanlık, konunun çok çok ağır işlenişi, bazı bölümlerde gereksiz ajitasyon mevcut. 4 bölüme sığdırılabilecek bir konunun 12/13 bölüme yayılması, kişi analizi,insan ilişkileri ve çaresizliğin arkasına sığınsa dahi bu kadar durağan olmamalı ve uzamamalı. Her sezonda ciddi bir düşüş gözlemliyorum ki reytinglere bakılacak olursa dünye genelinde bir kan kaybı mevcut dizinin. İlk sezonu heyecanla, ikinci sezonu merakla izledim. Üçüncü sezon ise benim içim kabus gibiydi.

Gültekin Turgut: Romero, Marvel ile birlikte yeni bir çizgi romana başlıyor o yüzden Kirkman’ın zombileri hakkında konuşması çok doğal… Türün babasının çocuklarını her ebeveyn gibi (boynuz – kulak klişesi) eleştiriyor olması şaşırtıcı değil… Burada mesela Romero’nun değil ama “28 Gün Sonra” ile türü yeniden ilgiye değer kılan Danny Boyle’un dizi için neler düşündüğünü daha çok merak ediyorum açıkçası… Ayrıca zombi alt türü ne yazık ki Romero’nun bıraktığı yerde durmuyor, aşık zombiler bile gördük… The Walking Dead sağlam bir drama olarak ilerlemeye devam ediyor. Bir TV dizisi olması vesilesiyle eksiklerinin olması çok doğal. Peri masallarından, korku filmlerine, pornodan dini filmlere aklımıza gelen her şey insana dairdir. İnsanın türlü hallerine… Siyaset, ekonomi, çevre kirliliği gibi aşk da, dedikodu da, insana ait… Issız Atlanta kenti görüntüsü veya iki insanın zombilerle dolu bir dünyada hala birbirlerine aşık olabilmesi, çocuk doğurabilmesi de en az devletlerin biyokimyasal deneyleri kadar siyasi bir şeyler söyler… Önemli olan neyi görmek istediğimizdir… Ayrıca ufaktan da olsa laboratuarda geçen bölümde oldu, devletin ortada olmadığı, bilim adamlarınınsa kafayı yediği bir dünyaya da vurgu yapıldı. Hatta orada intiharla sonlandı bölüm ne olursa olsun yaşama kavgasına devam etmek gene o soap operadan fırlamış gruba kaldı… Romero’ya çektiği tüm filmler için teşekkür eder, keşke bir bölüm de The Walking Dead çekseydi der, dizinin bir biçimde devam etmesini de diler, sözlerimi burada bitiririm.

kategori:
haber

ilgili