Bakınız Kulis: Oscar Değerlendirmeleri

2020 Oscar Ödülleri sürpriz olmayan sürprizlerle geçti.

Bakınız yazarları, toz duman dağıldıktan bir gün sonra 2020 Oscar Ödülleri’ndeki sonuçları değerlendirdi.

Veysel Erkoç: The Irishman’in sıfır çekmesine üzüldüm, Parasite’in kimse için sürpriz olmayan başarı zincirine ‘en iyi film’ halkasını da eklemesi çarpıcı bir gelişme oldu amerikan film endüstrisi açısından. Bu açıdan tarihi bir gündü. Brad Pitt nihayet Oscar’ına kavuştu, kariyerindeki önemli bir eksik tamamlanmış oldu. Bu arada Toy Story 4’un Oscar almasına şaşırmayalım lütfen, ne var bunda canım, gayet başarılı bir seri…

Tarık Volkan Cengen: Sürprizsiz ama sürprizli bir ödül töreni oldu. Ne demek istediğimi açayım.
Başat ödüllerde bir sürpriz olmadı. Oyunculuk ödüllerinde favoriler kazandı. En İyi Uluslararası Film beklendiği gibi Parasite oldu. Özgün Senaryo, Sinematografi, Kostüm Tasarımı, Özgün Film Müziği tahminlerimde yanılmadım ama hepsi de favoriydi bence. Diğer teknik kategorilerde kendi tahminlerimde yanılsam da kazananlar için de sürpriz denemez.
Sürpriz ise, bence yılın tartışmasız en iyi filmi olan Parasite’in hak ettiği değeri görmesiydi. Yani En İyi Film ödülü hakkıydı ama şaşırtan, Akademi’nin ABD dışından bir filme bu ödülü verebilmesiydi. En büyük ikinci sürprizse En İyi Yönetmen ödülünün de Bang Joon Ho ile Parasite’e gitmesiydi çünkü 1917 ile Sam Mendes bu kategoride favoriydi. Yine de hak edilmiş bir ödül diyebiliriz.
Bu sonucu şaşırtmayan sürprizler, Akademi’nin zincirlerini kırıp yüzünü gerçekten yeniden sanata, sinemaya döndüğü anlamına mı geliyor, zaman gösterecek.

Yıldıray Kibar: Memories of Murder’ı izlediğimde zihnimize kodlanan Hollywood diyagramını paramparça ederek anlatımın farklı yollarını deneyen ve başaran bir yönetmenle tanışmıştım. Heyecan vericiydi. Aynı yönetmen bundan yaklaşık 15 sene sonra gitti Oscar’ı fethetti. Sevineyim mi, üzüleyim mi bilemedim.
Oscar o kadar da mühim değil desem Cannes’ı da aldı öte yandan. Mevzuyu ödüller üstü okumak lazım galiba.
Konudan biraz da saptım, şaşkınlığımı mazur görün. Phoneix’in geç kalmış ödülünün aslında başka bir rolde hak edilmiş olduğunu düşünüyorum. The Master, You Were Never Really Here hatta Signs. Olsun varsın.
Jojo Rabbit boş geçmediği için memnun oldum. Taika adamsın.
Genel görüş olarak ise, geçen yıl Green Book’a en iyi film vererek muhafazakar bir duruş sergileyen akademinin bu sene radikal bir duruş sergilemesi dikkat çekici. Önümüzdeki yıllarda daha radikal seçimlere doğru devam etmesini dilerim.

Naci Köse: Ödüllere şöyle bir baktığımda son yıllardaki en başarılı ödül dağıtımını gördüğümüzü düşünüyorum. Çoğu film gerçekten en güçlü yanlarıyla ödüle ulaştılar denebilir. Adaylar içerisinde düşünüldüğünde elbette farklı fikirler çıkacaktır. Mesela yönetmen olarak Sam Mendes, yardımcı kadında Scarlett Johansson, yardımcı erkek Joe Pesci ve uyarlama senaryoda The Irishman daha iyi tercihler olabilirdi. Parasite’ı herkes kadar sevmemiş olsam da diğer iddialı filmler olan 1917 ve Once Upon a Time In Hollywood’dan daha iyi bir film olarak kazandığı ödülü yerinde buldum. Parasite’ın “en iyi film olan ilk ingilizce olmayan film” payesine ulaşması ise tıpkı Brad Pitt’in Oscar’ı alması gibi aslında. Önceki yıllarda (en yakın Roma) ödüle uzanamayan filmlerin intikamını aldı adeta. Tıpkı Pitt’in rolüne değil de önceki kariyerine ödül verilmesi gibi. Parasite’ın başarısı aynı zamanda PR ve lobinin gücünü de tekrardan gösterdi. Filmin Amerika dağıtımcısı NEON, muazzam bir iş çıkardı. Oyuncu kadrosu ve Bong Joon-Ho’nun sempatikliğini harika kullandılar. Parasite’ın kazanması Amerikan izleyicisindeki altyazı hastalığını düzeltecek mi bunu zaman gösterecek. Peki, bu sonuçlar Akademi’nin değiştiğini gösterir mi? Sanmıyorum. Parasite inanılmaz popüler olmasa bu ödülü alamazdı. Güzel bir adım oldu ama seneye yine bir Green Book vakası yaşanma ihtimali yüksek. O yüzden bu radikal gözüken seçimlere kanmayın derim. Değişim hiçbir zaman o kadar kolay değil.

kategori:
izlenim

ilgili