Bakınız Kulis: Tenet, Nolan ve Geleceği

Bakınız Kulis'in bu bölümünde Tenet ve Nolan'ı konuştuk.

Yılın en çok tartışılan filmi pandeminin gösterim takvimini boşaltması nedeniyle kuşkusuz Tenet olacak. Christopher Nolan, bir başyapıt ortaya koysaydı, 2020 yılının sinema gündemine damgasını vuracaktı kuşkusuz. Ama filmi pandemi riskini de alıp izleyenler maalesef sinemadan mutlu çıkamadı. Filmi ve Christopher Nolan’ın gittiği yönü yazarlarımıza 3 soru yönelterek değerlendirdik.

1.Tenet’i nasıl buldunuz?
2.(Tenet’i izlemediyseniz bile) Nolan sineması nereye gidiyor?
3.(Gelişmelerden bağımsız olarak) Nolan’ın bir sonraki filminin ne olmasını istersiniz?

Haktan Kaan İçel:
1.Tenet Nolan filmografisi için zayıf bir film diyebiliriz. Onca görkemine karşın senaryosunu ve karakterlerini derinlikleştirmede sorunlar yaşıyor. Omurgasına yerleştirdiği ajan hikayesini klişe bir zaman yolculuğu teorisiyle harmanlayarak, geri sarma buluşuyla seyircisini tatmin edeceğini sanıyor. Ancak kendince doğru mesaj verse de, karakterler arası rtkileşim ve duygusal bağlar bakımından inandırıcılıktan yoksun kalıyor.
2.Nolan istediklerini yapmaya devam ediyor. Biliyor ki ne yaparsa yapsın hayranları koruma kalkanlarıyla onu koruyacaklar ve tolarası epey fazla. Yeni projesi kimbilir bir dönem draması olursa kimse şaşırmaz.
3.Nolan’ın bir sonraki filminin ne olmasını istersiniz? Hayal gücünüze göre istediğiniz filmi söyleyebilirsiniz…
Ben bir sonraki projesinde biraz kuantum fiziğinden uzaklaşıp, bir şehir hikayesi çekmesini isterim. Karakter üzerinden giden daha sağlam bir film ortaya çıkarabilir. Memento’yu özledim sanırım.

Yıldıray Kibar:
1.Filmi izlemedim ama Tenet’in daha izlemeden bir “deneyim” olduğunu anladım. filmi izledikten belli bir süre sonra taşların yerli yerine oturacağı kesin. tekrar izlendiğinde çok farklı detayların keşfedileceği de aşikar gibi duruyor. Nolan kendi sularının dışına çıkarak deneysel arayışlar içerisine girdiği Dunkirk sonrası kaynağa geri dönmüş gibi görünüyor. 20 yıl önce Memento’yu beyaz perdede izlediğimde allak bullak olmuş genç zihnim orgazm yaşamıştı resmen. “anlamaya çalışmayın, hissedin” sözünü o gün duysam çok daha hızlı yerine otururdu her şey. Tenet izleyenlerden aldığım izlenim benzer duygular uyandırıyor.
2.Nolan sinemasının belirli bir yöne gittiğini düşünmüyorum. Kendi içinde dönen kaotik bir yolculuğu var. Sadece Jonathan Nolan ile beraber çalışmadığı filmlerde içerik noksanları olduğunu düşünüyorum. Onun dışında vizör, akış, karakter konumlaması ve derinliği hikaye farklılaşsa da çok değişmiyor kendi denkleminde.
3.Johnnie To’nun 2007 yapımı Mad Detective filmini kendi yorumuyla tekrar çekmesini isterim. Orijinalini çok seviyorum ama bir de Nolan gözüyle izlemek isterdim bu aksiyonu.

Naci Köse:
1.Nolan’ı seviyorum öncelikle bunu belirteyim. Kurduğu oyuncu kadrosu, güzel fragmanlar ve son zamanların en iyi bestecilerinden biri olan Ludwig Göransson’u görünce de Tenet için oldukça heyecanlıydım. Nolan’ın kendi James Bond’u olan Tenet, bulduğu fikrin altını doldurmakta büyük sıkıntı çekiyor. Soyut bir anlatıya sahip olmayan Tenet’in nedense iki kere izlenmesi için bir hava oluşturuluyor. Hâlbuki film oldukça net olabilirmiş ama kötü yazılan senaryo ve diyaloglar yüzünden anlaşılmaz hale geliyor. Bir film yukarıda dediğim gibi soyut bir anlatıya sahip değilse ve en az iki kere izlenmeyi talep ediyorsa güzel yazılmamıştır. Burada Chris Nolan’ın “Sinemaları kurtaracağım” havalarında da karşımıza çıkan egosu devreye girmiş. Mike McCahill’in Indiewire’daki incelemesinde belirttiği üzere filmin gösteriminin ardından “filmi anlamaları için” ikinci hatta üçüncü gösterime davet edilmişler. Ancak sıkıntı şu, filmde çözümlenecek veya anlaşılacak pek bir şey yok. Karakterlerin hepsi zaman fikrinin altına sıkıştırılmış tek düze kartonlar ve kötü senaryo yüzünden bir karmaşa var. Nolan kendi karikatürü gibi adeta bu filmde. Kendine imza olarak belirlediği her şey bu filmde de var ancak bir denge yok. Bi’ de kulakları sağır eden ses miksajı sıkıntısı var ki hiç sormayın. Ana dili İngilizce olan izleyiciler bile filmde altyazı olmasını diliyordu. Göransson’un harika müzikleri rahatsız edici haldeydi. Bunların dışında teknik olarak kusursuz, muazzam çekilmiş aksiyon sahnelerine sahip ve akıcı bir film Tenet ancak beklentilerin çok altında.
2.Dark Knight Rises hariç falsosu olmadığını düşünüyordum Nolan’ın ta ki Tenet’e kadar. Buradan sonra gideceği tek yerin ise daha büyük, daha gürültülü filmler olacağını düşünüyorum. Bu konuda bir sıkıntı yok ancak senaryo konusunda çok daha fazla çalışması gerekiyor. Dunkirk gibi, senaryonun o kadar önemsenmeyeceği harika filmlerle de dönebilir. Kendini soktuğu bu “kafa karıştıran film” sarmalından çıkması gerekiyor. Warner Bros. gibi bir deve kafa tutabilen büyük bir marka olarak istediğini yapmakta özgür ve bunu daha iyi şekilde kullanmalı.
3.Ben hala büyük filmler çekmesini istiyorum Nolan’ın. Çizgi roman filmlerini boğulduğumuz şu dönemde özgün ve devasa filmlere ihtiyacımız var. Ancak Memento gibi minimal bir filmle hem nefes almasını hem de bizi tekrardan büyülemesini daha çok isterim.

Sinan Doğrul:
Ben seyretmedim ama fragmandan sonra “Nolan cephesinde değişen bir şey yok” diye geçirdim aklımdan. Bir filmin anlaşılmasının güç olması veya karmaşıklığı o filmi iyi yapmaz, tezimde ısrarcıyım.

kategori:
izlenim

ilgili