Bartu Ben: Sarı Çoraplara Yer Yok

Tolga Karaçelik, Bartu Küçükçağlayan işbirliğiyle ortaya çıkan Bartu Ben üzerine bir değerlendirme...

Bir yıl önce blutv’den üzerimize bir bomba atıldı. Tolga Karaçelik’in yöneteceği bir dizi müjdelendi. Sinemasına hayran olduğum yönetmenin bir diziye başlıyor olması müthiş bir haberdi ama bu haberin negatif kısmı da vardı, oyuncusu. Bartu Küçükçağlayan’ın oyunculuğunu beğenen ama yıllar evvel gittiğim bir Büyük Ev Ablukada konseri yüzünden sevemediğim bir kimseydi. Yani büyük bir önyargı beni bekliyordu başrol oyuncusu ve senaristi yüzünden. Bu gibi dizimtrak buhranların da verdiği havayla Bartu Ben dünyasına ilk bölümden giriş yapmış bulundum.

Bildiğimiz hikayeler diye geçiştirmeyeceğim Bartu Ben’in alt metnini. Birbirinden nevrotik ve ego buhranları geçiren ünlülerin geçit yaptığı dizi, sinema ve dizi sektörünün manyaklıklarını ortaya koymakta. Ancak bu sadece kahramanın ormanındaki ağaç topluluklarının bir kısmı.

‘Kişisel Gelişim Uzmanlığı’ denen saçmalık meslek grubunun yeryüzünden yok olması gerektiğinin yegâne ispatını izlemiş bulunduk bu dizide. Kişi ne istediğini ararken pek çok datayla hareket eder. Yaş, maddi durum, hayat tarzı bunlardan birkaçı. Bu sebeple; ‘Ne istiyorsun?’ sorusu, ‘Nasıl istiyorsun?’ ve ‘Neleri feda edebilirsin?’ sorularına yenilecektir bu dizide. İçsel yolculukların intiharını gözlemlememiz de kişisel gelişim klişesini de yok edecektir. Dünyevi materyallerin elde edimi ve sanatsal doyum arasında sıkışıp kalan ana karakterimiz Bartu, sanatsal doyumu ararken karakterin ormanındaki engellere çarpar. Menajer, arkadaş grubu ve en önemlisi para. Bu engeller, Bartu’nun sanatsal doyum arayışından açlık sınırına doğru sürüklenişini sergiler.

Bu yoldan dönüşün yolunu arayan karakterimiz, karakterinin tüm özelliklerinden feragati çözüm edinir ve ilk önce Emre Belözoğlu posterli arkadaş evi odasından kurtulmak için dayısına kızını ispiyonlar. Bu sayede reddettiği insana dönüşüm sürecinin gözlemlemeye başlarız. Sonrasında berbat bir magazin programı sayesinde eleştirdiği dizi profilinin eleştirdiği tiplemelerinden birini oynar. Bu süreçte de mütemadiyen giydiği sarı çoraplar, yerini yeşil beyaz çoraplara bırakır. Bartu artık teslim olmuştur. Karakterin yolculuğu miti de bu süreçte çöpe atılmıştır. Climaxler ortadan kalkmış ve tam teşeküllü bir mağlubiyet de yanımıza kâr kalmıştır.

Sonuç olarak; benim gözümdeki kişisel handikapını yok eden, karakter yaratımı konusundaki başarısı sayesinde artık hep takdir edeceğim bir adet Bartu Küçükçağlayan ve yine yönetmenlik zanaatına hayran olduğum bir adet Tolga Karaçelik barındıran Bartu Ben, internet dizileri arasında niş bir yer edindi. Bartu Ben ve Tolga Ben’in bizlere yalan söylemeyip gerçeklerle yüzleştirmesi, peşinden koştuğumuz hobilerimizin nelere mâl olabileceğinin küçük bir uyarısı niteliğinde. Sarı çorapların çıkmaması dileğiyle.

kategori:
izlenim

ilgili