Beast: Dışlanmışların Tekinsiz Çığlığı

Haktan Kaan İçel, İstanbul Film Festivali "Galalar" bölümünden Beast filmini değerlendiriyor.

Beast: Her Türlü Zorluğa Rağmen Hala Aşk ve Yine Aşk…

Herkes hep aynı şeyi söyler: “Beni kimse anlamıyor.”

Bu cümlenin getirdiği ait olmama hissi, topluma ayak uyduramayan bireylerin kendi dünyalarında bir hayat kurma çabaları pek çok sinemada anlatılan konular haline geldiler.

Beast de işte böyle bir çiftin hikayesine odaklanıyor.

Toplum baskısının dışladığı insanlar, yargılanmadan kötü tohum ilan edildiği anda ortaya bir direniş çıkar. İnsanın “kendi” olma özgürlüğünü yakalama çabası sayesinde baskılara dayanabilmek mümkün olur.

Moll ve Pascal… Biri ailesi tarafından bastırılmış, egosunu yeniden kazanmaya çalışan ve sevgiyi arayan bir kadın… Diğeri ise elit kesimler tarafından hor görülen bir doğa adamı… Kast sisteminin acımasız gerçekleri bu çiftin de varlığını tehdit ediyor. Onaylanmayan ilşkinin nefes alabilmesi için iki aşığın birbirine inanması ve güvenmesi gerekiyor.

İşte bu noktada filmin gerilim etmenleri ortaya çıkıyor. Çünkü Pascal pek tanınmayan, hayvanları acımasızca avlayan gizemli bir adam… Ana hikayenin perde arkasında işlenen cinayetler ve ortaya çıkan sert bir dramatik çatı ve bir an bile rahatlayamadığınız gerilimin nefesi…

Güçlü Senaryo, İçine Alan Bir Atmosfer…

Beast, tekinsizliğin içinde gizlenen hisleri ve unutmak istediğimiz anları yumruk gibi yüzümüze çarpıyor. Dışlanmış karakterinin ruh haline sizi hapsediyor ve adeta kulakları tırmalayan bir çığlığa dönüşüyor. Gerçeklerin sivri ucu, insan etine değerken asıl meselenin gerçeklerden çok, inançla ilgili olduğu ortaya çıkıyor. Bir insanın diğer insana inanması en büyük motivasyon kaynağı oluyor. Bu sebeple bıcağı hissederken bile doğrulardan çok, hissediklerimize karşı samimi olmayı tercih ediyoruz. Moll ve Pascal da bu şekilde hareket ederek aşkın gücüne kendini bırakıyorlar.

Klişe de olsa zengin aile, fakir genç denklemi bu filmin içinde farklı katmanlarla psikolojik açılımlara gebe bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Tanıdığı herkes tarafından ikinci plana atılan bir kişinin mutluluğa kavuşmak için sürüyü terk etmek istemsi kadar doğal bir şey var mı?

Canavarlaşan İnsanlar Mı, İnsan Gibi Görünen Canavarlar Mı Daha Tehlikelidir?

Monoton hayatların tatminsiz yaşantısının, belki de sonu kötü bitebilecek bir heyecandan daha üstün olamayacağı algısı filmin atmosferine yayılıyor. Filmin içler acısı, yürek dağlayan müzikleri benliğinizi tırmalıyor. Bir yandan karakterler arasındaki çatışmalar, öte yandan bir toplumun lekelediği gururunu kazanmak için mücadele eden yalnız bir çift… Hayatın vurgun gibi yoğun dışavurumu, korkuların içinde buharlaşıyor. Melankolik havanın bulutları gerçeklerin üzerine yağmur gibi yağabilecek midir, yoksa canavar diye nitelediğimiz insanlar, sadece yaftalanan masumlar mıdır?

Beast son tahlilde yoğun duyguların bir şelale misali insanı yerden yere çarptığı yumruk etkisi yaratan bir film… İmkansızlığa karşı dışlanmışların bir tepkisi… Görsel anlamda tatmin edici görsel kullanımı, hikayenin gücüyle şaha kalkıyor ve yılın en iyi filmlerinden birini ortaya çıkarıyor. Korku, nefret, aidiyet, özgüven, bastırılmış duygular ve affedilme isteği… Filmin içinde öyle çok duygu saklanmış ki; Beast bu duyguların gücüyle bizlere güçlü bir sinema sunmayı başarıyor.

kategori:
izlenim

ilgili