Being Human: İçine Girmesi Kolay, Çıkması Zor

Genç yazarımız Burcu Tarı ilk yazısında Being Human'ı değerlendirdi....

Being Human, diziyi takip eden herkesin bildiği gibi 2011 yılında ekranlara gelmeye başlayan, Sam Witwer, Meaghan Rath ve Sam Huntington’ın baş rolleri paylaştığı, aslında 2008 yılında ekranlara gelen Lenora Crichlow, Russell Tovey ve Aidan Turner’ın başrollerini paylaştığı aynı ismi taşıyan ingiliz dizisinin amerikan versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.

Beş sezondur devem eden ingiliz Being Human genelde ingiliz dizilerini seven seyirciler tarafından sevilmiş durumda. Bunun dışındaki kitlelere pek hitap etmiyor. Amerikan yapımcılar tarafından ele alınan Being Human üçüncü sezonunda… Tabi ki amerikalılar kendilerine has bir tarza çevirmişler diziyi ve açıkçası ingiliz versiyonunu çok da beğenemedim.
Being Human
Aynı hastanede çalışan bir vampir ve bir kurt adamın kendilerinden utanarak bir insan gibi yaşamaya karar vermelerini ve birlikte aynı eve taşınmaları ile başlayan senaryo, o evde nişanlısı tarafından öldürülmüş olan bir hayaletin de onlarla birlikte yaşamaya başlaması ve birlikte zorlu günlerle başa çıkmaları üzerine kurulu. Fantastik dizileri ne kadar sevsem de çok büyük bir bir etki bıraktığını söyleyemem bende bu dizinin. İzleyecek bir şey bulamadığımda, canım sıkıldığımda takıldığım bir diziydi ancak son sezon heyecanlı gelişmeler var. Diğer dizilerin kalitesine bakıldığında onların tarzına çok yaklaşamasa da, onların yanında çok basit kalsa da bir kere izlemeye başlayınca yine de insanda merak uyandırmayı başarıyor. Özellikle oyuncularının kalitesi dikkat çekiyor. Başrol oyuncularının dışında dizide sürekli yer alan ya da arada bölüm bölüm yer alan oyuncular da ellerinden gelen başarıyı gösteriyorlar. Senaryo da kimilerine göre giderek saçmalaşsa da insanın bağlanmasını kolaylaştıran özellikler taşıyor.

Özellikle her birinin yaşadığı farklı farklı sorunlara birlikte göğüs germeleri, birbirlerinin sorunlarını çözmek adına kendi sorunlarını göz ardı etmeleri, ne olursa olsun birbirlerini korumaları, birbirlerine olan bağlılıkları etkileyici bir şekilde veriliyor. En çok zorluk yaşayan, diğerlerine en çok yardımı dokunan ve en çok fedakarlıkta bulunan karakter Meaghan Rath’in oynadığı “Sally” karakteri. Hayalet olmaya oldukça zor bir dönemden geçerek alışan Sally’nin başına gelmeyen kalmadığı gibi iki dünya arasında durduğu dengeyi de korumak zorunda. Kendi problemleri ile uğraşırken aynı zamanda vampir olan Aidan ve kurt adam olan Josh’ın problemlerine de yardım etmekten geri kalmıyor. Sadece onlar da değil farklı hayaletlere de öbür dünyada yer bulabilmelerine, hayalet olmaya alışabilmelerine yardım ediyor. Oldukça yardımsever ama bir o kadar da kendisini yalnız hisseden bir karakter.
Being-Human
İyi bir fantastik dizide senaryo bütünlüğünden ya da görsel efektlere verilen önem kadar senaryolarında farklı bir bakış açısı bulunup bulunmadığı da önemli bana göre… Dizinin birçok kişiye göre saçma olduğunu, kalitesiz ve basit olduğunu biliyorum. Dizilerin izleyenler üzerinde etki bırakması gerektiğini de biliyorum ama bunun izleyen kişinin nasıl bir etki altında kalmak istemesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum.
Dizinin sorduğu sorular kısa ve basit: İnsanlar ne gibi sorunlarla karşılaşabilir? Vampir olsak nasıl bir sorunla karşı karşıya kalırdık? Kurt adam olmak ister miydik? Hayaletler bizlere hep anlatıldığı gibi mi? Bu yaratıklar ne gibi sorunlar yaşayabilir? Onların insan olmaması, fantastik yaratıklar olmaları ve asla gerçek olmayacak olan bir dünyayı anlatmaları bu sorulara cevap aramamıza engel değil kesinlikle. Çünkü bu soruların alt metinlerini incelediğimizde onların yaşadıkları sorunların aslında insanlar üzerinde de yaşanabilecek sorunlar olduğunu görüyoruz. Tabi ki burada vampir çekişmeleri, kurt adam düelloları ya da iki dünya arasına gidip gelen hayaletlerden bahsetmiyorum.
Örneğin vampir dünyasını ele alırsak Aidan kendi türünden kendisini soyutlamaya, onlar gibi yaşamamaya çalışıyor. Zamanında çok büyük kötülükler yapmış, çok insanın canını yakmış, vahşice yaşamış biri olarak artık bu hayatı istemiyor. Vampirler onu rahat bırakmamakla birlikte başına da bir sürü bela açıyorlar. Yani bu adam bulunduğu ortamdan, belki de geçmişinden kaçmaya çalışan, belki ailesinden ya da arkadaş çevresinden uzaklaşmaya çalışan ama başaramayan bir insanı simgeliyor olabilir.
beinghumanus
Ya da kurt adam Josh… Çok güzel bir hayatı varken, nişanlısı ile evlilik planları yaparken bir kurt adam tarafından saldırıya uğrayarak hayatını değiştirmek zorunda kalan bir karakter. Sonrasında ise hep yeniden insan olmanın yollarını arayan, kurtların dünyasından uzaklaşmak isteyen, artık kurt adam olmak istemeyen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum da bazı şartlar altında mecburi olarak bulunduğu ortamdan ayrılmak zorunda kalan, eski yaşantısına geri dönmek isteyen, bunun için çabalarken yeni yaşamına da ayak uydurmak mecburiyetinde kalan insanları çok da güzel bir şekilde simgeleyebilir. Aynı şekilde Sally karakterini nişanlısı tarafından itilerek merdivenlerden düşerek ölen ve hayalet olarak o evde yaşamaya alışmaya çalışan bir karakter olarak görüyoruz. Onun durumunda ihanet var. Bu karakter de bizlere insanın hayatının nasıl alt üst olabileceğini, yeni hayatına nasıl ayak uydurmaya çalışabileceğini, bu alışma döneminde ne gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini gösterebilir.
Dizi karakterlerinin vampir, kurt adam ya da hayalet olmasının bir önemi yok. Onlar üzerinde kullanılan görsel efektlerin ne derece inandırıcı olup olmadığının da bir önemi yok. Senaryonun saçma olup olmadığının hiç önemi yok. Önemli olan senaryoya nasıl baktığımız ve ne görmek istediğimiz. Ben bunları gördüm. Dediğim gibi hala daha sıkı takipçisi değilim ama izlediğim zaman da etkisine çok güzel bir şekilde girebiliyorum.

kategori:
izlenim

ilgili