Cannes’da Un Certain Regard (Belirli Bir Bakış) Filmleriyle İlgili Bilgiler

Edip Can Rende, Cannes'da yarışma filmlerinin ardından Un Certain Regard filmlerini de inceledi....

Önceki yazımda Cannes’da Altın Palmiye için yarışacak yirmi filme kısa bir şekilde değinmiştim. Bu yazıda ise festivalin “Un Certain Regard/Belirli Bir Bakış” olarak adlandırılan bölümünde gösterilecek on beş filmine değineceğiz. Evet, bu bölümde herkesin bildiği, çokça tanınan isimler yarışmadığından pek ilgiyi çekmiyor. Genelde Altın Palmiye için yarışan filmlere odaklanılıyor. Ama biz bu bölümü es geçmeyeceğiz. Lakin hakkında bilgi bulamadığımız filmler de var (dört film). Onları yazıya dahil etmedik.

As I Lay Dying: James Franco için işkolik demek yerinde olur. Franco aynı anda hem “As I Lay Dying” filmini, hem de “Bukowski”yi çekti. “Bukowski” filmi adından da anlaşılacağı üzere Amerikalı yazarın hayatına odaklanırken “As I Lay Dying” bambaşka bir yazarın, William Faulkner’ın aynı adlı romanından uyarlandı. İki farklı yazarla aynı anda haşır neşir olan Franco’nun Faulkner’ın ülkemizde “Döşeğimde Ölürken” adıyla piyasaya sürülen ve soylu kesimin acınası yaşamına bol monologlarla odaklanan bu romanının hakkını verip vermediğini mayısta öğreneceğiz.

as-i-lay-dying-stills

The Bling Ring: Çok sessiz, çok sakin, neredeyse Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinin temposuzluğunda başlayıp sona eren “Somewhere” ile bazı eleştirmenlerce öve öve bitirilemeyen, bazı eleştirmenlerce yerin dibine batırılan Sofia Coppola da sonunda suç türüne bulaşıyor. “The Bling Ring” adını verdiği filminde Paris Hilton, Orlando Bloom gibi bir kaç Hollywood yıldızının evlerine girip üç milyon dolarlık vurgun yapan bir çetenin hikayesini anlattı. Ama tabi alışık olduğumuz suç filmlerine benzemeyebilir “The Bling Ring”. Film Cannes’nın bu bölümünün açılışını yapacak. Coppola Altın Palmiye için yarıştığı “Marie Antoinette”ten yedi sene sonra Cannes’a ikinci kez katılacak.

Anonymous: 2010 yılında İran hükümeti tarafından Cafer Panahi ve Mehdi Parmusa ile birlikte yakalanıp ev hapsi ile cezalandırılan Muhammed Resulof’un kotardığı bir film “Anonymous”. Tutuklu birisi nasıl film çeker? Tabi ki çok gizli bir şekilde, çaktırmamaya dikkat ederek. Bilindiği gibi Panahi yasak olmasına rağmen gizli bir şekilde filmlerini çekip gene gizli bir şekilde yurtdışına gönderebiliyor. Ne yazık ki nette “Anonymous” ile ilgili bir bilgi yok.

Bends: Festivale ilk kez katılacak isimlerden birisi Flora Lau. İsim size büyük ihtimalle tanıdık gelmeyecektir. Zira Lau ilk kez kameranın arkasına geçip bir hikaye anlattı. Lau’nun kotardığı “Bends”in tanıdık tek yüzü Christopher Doyle. Efsane haline gelen görüntü yönetmeni Doyle bu filmin de görüntü yönetmenliğini üstlendi. Film romantik bir hikaye, zengin bir kadınla bir şoförün hikayesini anlatıyor.

bends

Les Salauds: Fransız senarist-yönetmen Claire Denis epey uzun bir aradan sonra ikinci kez Cannes’a katılacak. Denis 1988 yılında kotardığı “Chocolat” ile Altın Palmiye için yarışmıştı. Denis’in “Les Salauds” filmi Belirli Bir Bakış’ta gösterilecek. Denis on ikinci uzun metrajlı filminde kamerasını dramatik bir hikaye anlatıyor. Konteyner gemisinin kaptanlığını üstlenen Marco acilen Paris’e döner. Kız kardeşi Sandra oldukça mutsuzdur. Çünkü Sandra’nın kocası intihar etmiştir. Sandra bu intiharın sorumlusu olarak piç bir iş adamını gösterir. Gün geçtikçe ortalık kızışacak, iş adamı Edouard ailesine yapılan işkencelerin intikamını almak için harekete geçecektir.

4b9a7fd8-83f1-4ef7-9fb4-2b3f181e4a93-800x600

Grand Central: 1980 doğumlu Rebecca Zlotowski 2010’da kotardığı Fransız filmi “Belle Epine” ile dikkatleri üzerine çekmişti. Bu ilk yönetmenlik denemesinden sonra yönetmenliğe iki sene ara veren Zlotowski yeni filmi “Grand Central” ile ilk kez Cannes’a katılacak yönetmenler arasında yerini aldı. Romantizm dolu “Grand Central”ın başrollerini yönetmenin ilk filmi “Belle Epine”de rol alan Lea Seydoux ile Cannes’a “Le Passé” ile de katılmaya hazırlanan Tahar Rahim üstlenmişlerdi. Nükleer santralında kendisine iş bulan Gery’nin burada tanıştığı bir kadına aşık olur. Ama Gery yavaş yavaş radyasyona maruz kalır ve hayatı tehlikeye girer.

grand central

L’Inconnu du lac: Alain Guiraudie de Cannes’a ilk kez katılacaklardan. ’64 doğumlu yönetmen kariyerinin altıncı filmine imzasını attı bu sene. “L’Inconnu du lac” adını verdiği yeni filminde yazın bir gölde başlayan bir eşcinsel aşkı anlatıyor. Frank ile Michael burada tanışıp birbirlerine aşık olurlar. Frank yakışıklı, güçlü ve epey tehlikeli Michael ile tutkulu bir aşk yaşamak istediğinden tehlikeleri pek umursamaz ve haliyle olaylar gelişir.

du lac

Sarah Prefere La Course: 88 doğumlu genç yönetmen Chloé Robichaud’nun kotardığı “Sarah Prefere La Course” filminde annesinin hiçbir desteği olmadan, arkadaşlarının ve üniversitedeki atletizm kulübündeki hocalarının cesaretlendirmeleriyle yarışlara katılan atlet Sarah’nın öyküsünü anlatıyor. Film Kanadalı Robichaud’nun ilk yönetmenlik denemesi.

Sarah préfère la course

Omar: “Paradise Now” ile Berlin Film Festivali’nde üç önemli ödülü domine eden yetenekli yönetmen Hany Abu-Assad yeni filmi “Omar” ile Cannes’a ilk kez katılacak. “Omar” çocukluklarından beri birbirlerini tanıyan ve seven üç kişinin hikayesini anlatıyor. Abu-Assad “Paradise Now”dan sonra tekrar İsrail-Filistin sorununa odaklanıyor. Bu kez merkeze Filistin’in özgürlüğü için çırpınan bir kadını yerleştiriyor.

Miele: 1980’lerden beri oyunculuk yapan ve “Frida”, “Rain Man”, “Four Rooms”, “Hot Shots!”, “Cash” ve “Escape From L.A.” gibi onca filmde rol alan İtalyan aktris Valeria Golino da kameranın arkasına geçti ve ilk uzun metrajlı filmi “Miele”yi kotardı. Golino “Miele”de insanların acılarını hafifletmeye çalışan ve kendisini bütünüyle insanlara adayan, “Bal” lakaplı Irene’in öyküsünü anlatıyor. Film İtalya’da 1 mayısta gösterime girecek.

Fruitvale Station: Ocak ayında Sundance Film Festivali’nde ilk gösterimi gerçekleştirilen “Fruitvale Station”, Sundance’ten jüri ve seyirci ödüllerini kapmayı başarmıştı. Sundance’te bir hayli övülen film Ryan Coogler kotardı. Bu bağımsız dramanın başrolünü Michael B. Jordan üstlenirken ona Octavia Spencer, Kevin Durand ve Chad Michael Murray eşlik ettiler. Film, Oscar adındaki bir gencin son günlerine odaklanıyor. Filmin gerçek bir yaşamöyküsünden uyarlandığını belirtelim.

sundance-fruitvale

kategori:
haber

ilgili