Run Benjamin Run

Yazan: Candan DoÄŸan  ·  4 Ocak 2009 Paylaş

benjamin-button-sayfa.jpg

İnsanlar doğar, büyür ve ölür. Peki, biri yaşlı olarak doğsa ve hayatına gençleşerek devam etse?

Bu zihin açan, parlak fikrin babası Scott Fitzgerald. Bu fikirden yola çıkılarak ortaya çıkardıkları film ise; 6 ÅŸubatta Türkiye’de de gösterime girecek olan The Curious Case of Benjamin Button. Sinemada böylesi yaratıcı fikirler nadiren ortaya çıkıyor. Fakat bugüne kadar ne güzelim fikirlerin hebâ olduÄŸuna tanıklık ettiÄŸimizden, David Fincher ismi içimizi rahatlatmıştı… filmi seyredene kadar.

Öncelikle filmin, Fitzgerald’ın hikayesindeki gibi geliÅŸmediÄŸini belirtelim. Hatta anafikir bile, herhalde görsel zeminde problem yaratacağından revize edilmiÅŸ. Fitzgerald’ın Benjamin karakteri konuÅŸan, huysuz, yaÅŸlı bir adam olarak doÄŸarken, Fincher’ın Benjamin’i yaÅŸlı görünümlü bir bebek olarak karşımıza çıkar. Bu uyumsuzluk yüzünden maraz çıkaracak deÄŸilim; çıkarmadım da. Åževkle filmin bir yerlere gelmesini bekledim.

Filmin geleceÄŸi ya da gideceÄŸi hiçbir yer olmadığını ancak kısmet kavramıyla tanıştırıldığımızda hissettim. Ama kısmet kavramını ÅŸimdilik kenarda bırakalım. Her ÅŸeyden önce beni allak bullak eden durum, filmin aslında Benjamin Button’un tuhaf hikayesi olmadığı; daha ziyade Benjamin Button’la aÅŸk yaÅŸayan kadının tuhaf hikayesi olmasıydı. Herhangi bir insan bile Fitzgerald’ın bu yaratıcı fikrini duyduÄŸunda aklına onlarca ÅŸey gelir ve heyecanlanır. İşte film ‘o’ heyecandan zerre nasibini alamamış. Böyle bir fikri alıp bir aÅŸk hikayesine indirgemek ayıptır. Ya da böylesine bir aÅŸk hikayesine indirgiyorsan iki buçuk saat sündürmek ayıptır; boÅŸ konuÅŸmaktır.

Artık ya Eric Roth ya da David Fincher filmin bir ÅŸey  söylemediÄŸinin baskısını o kadar hissetmiÅŸ olacaklar ki, içine kader-kısmet gibi kliÅŸe bir altmetin (!) döşeme ihtiyacı hissetmiÅŸler. Daisy karakteri sayesinde tanıştığımız bu kavram, filmin ilerleyen sahnelerinde yine Daisy karakterinin trafik kazası geçirmesi bizlere aktarılırken pekiÅŸtiriliyor. Benjamin Button’un bu kazayı anlatışında, Lola Rennt (KoÅŸ Lola KoÅŸ) filminin belkemiÄŸini aynen filme entegre etmekte bir beis görmedikleri çok ortada.

Her ÅŸey bir yana, filmin bu kadar kötü olmasının temel suçlusu senarist Eric Roth; ya da yapımcıların kendisine verdikleri sipariÅŸ! Benjamin Button’un hemen her karesinde bariz bir Forest Gump yaratma çabası var, fakat Forrest Gump’ın kumaşından çıkan elbise Benjamin Button’a dar geliyor. Ayrıca bu benzerlik sadece karakter yaratmada deÄŸil, film içerisindeki pek çok trükte de kendini gösteriyor. Yıllar evvel Türkiye’deyken seyrettiÄŸim ve artık unuttuÄŸumu sandığım Forrest Gump’ın pek çok karesini, film boyunca hatırlama fırsatı buldum.

Fincher’ın yarattığı bu dünyanın heveslisi elbette çok çıkacaktır. Geceleri yataÄŸa yattığında, sadece aÅŸk hayalleri kuran ve gündelik hayatlarını bu hayaller sayesinde kotarabilen seyirci, bu filmi de ufuk açıcı bulabilir. Fakat nazarımda, Benjamin Button harcanmış bir hikaye olarak raftaki yerini almıştır.

O çok beÄŸendiÄŸim iki oyuncu Brad Pitt ve Cate Blanchett’ı izlemek bile iki saat kırk dakikayı doldurmaya yetmemiÅŸ olsa da, The Curious Case of Benjamin Button sadece Blanchett’in küçük oyunlarındaki yaratıcı sentezini bir kez daha takdir etmemi saÄŸlamıştır. İki oyuncunun bir araya geliÅŸi keÅŸke bu filme rast gelmeseydi.

İLGİLİ OLABİLECEK DİĞER METİNLER:

  1. Benjamin Button’un Åžaibeli Durumu
  2. DGA’nın Yönetmen Adayları
  3. Yeni Benjamin Button Görseli
  4. Birkaç Oscar Adayı
  5. Bafta Ödülleri: Slumdog Yine Millionaire

blog comments powered by Disqus