Waltz with Bashir: Beyrut’ta Herkes Unutur

Yekta Kurtcebe, Waltz with Bashir'i anlatıyor...

Sabra ve Şatila katliamının üzerinden 26 yıl geçti ama olanları hatırlamak 26 dakikadan daha fazla zamanınızı almayacak. Hatırlamak isteyenler aşağıdaki yazıya ve linklere geçsin lütfen.

İlk kez Rafik Hariri Uluslararası Havalimanı’na ayak bastığımda ne Rafiq Hariri isimli suikasta kurban gitmiş eski bir devlet başkanından haberim vardı ne de bu topraklarda yaşanan katliamların savaşların ayrıntılarından. Her şey yüzeysel bilgiydi benim için.

Ortalamanın üstünde yakın tarih ve Ortadoğu olayları bilgime rağmen o topraklara ayak bastığımda pek şey bilmediğimi fark ettim. Meğerse bu bana özgü bir durum değilmiş. Gerçekleri gözden kaçırmak, unutmak, hasıraltı etmek bir Ortadoğu geleneğiymiş.

İsrailli yönetmen Ari Folman Lübnan İç Savaşı sırasında yaşadıklarını hatırlamaya çalışmasını bu toprakların içindeki amneziyi Waltz with Bashir (Beşir ile Vals) filmiyle gözümüze sokuyor.

Beşir ile Vals öyle her sene izleyebileceğiniz filmlerden biri değil. Bu tür filmler 20-25 senede bir ortaya çıkarlar ve 1-2 hafta içinde gösterimden  kalkar, silinip giderler. Bir gişe başarısı çok nadir olur. Her zaman iyi eleştiriler alır ama en son kertede hep unutulurlar. Çünkü ‘unutmak istediğimiz şeyleri’ gösterirler.

Eminin çoğunuz filme ismini veren Beşir’in kim olduğunu bilmiyorsunuzdur. Bu duruma üzülmeyin ‘çoğu apolitikleşmiş, kâfi derece mallaşmış onbinlerce türk gencinden birisiniz’… ama korkun.

Bachir Pierre Gemayel, adından anlaşılabileceği gibi Lübnan’ın hıristiyan araplarından biriydi. 1982 yılında devlet başkanı olmasına çok kısa bir süre kala bir suikast sonucu öldürülmüştü. Bu suikast sonrası lideri olduğu falanjist birlikler Filistin mülteci kampları Sabra ve Şatila’da iki gün iki gece süren bir katliam gerçekleştirmişlerdi.

Waltz with Bashir bu katliam sırasında kampı, dışardan güvenlik çemberine alan ve katliam sırasında olaylardan haberi olmayan düşük rütbeli sıradan İsrailli askerlerin hikâyesidir. Ari Folman’ın zihninin derinliklerine inme çabasının animatik dışa vurumudur. Bachir, yani Beşir 1982 yılında suikasta uğrayıp ölümsüzleşmişti. Her yerde onun resimleri vardır. Tıpkı 2005 İsrail gizli servisinin geçtiği yola iki ton dinamit gömüp, bir aylık bir gözlem sonucunda suikasta uğrayıp ölümsüzleşmesi gibi… suçu da Suriye’ye atmışlar. Suriye askerlerinin ülkeden çıkmasını sağlayıp altı ay sonra Beyrut’u bombalamışlardı. Ölümünde sadece bir yıl sonra oradaydım ama şehrin her yerinde fotoğrafı vardı. Beyrut’un en işlek meydanında elektronik bir sayaç onun ölümünün üzerinden ne kadar zaman geçtiğini gösteriyordu. İsrail’in havaya uçurduğu köprüler hala yıkıktı. 2000’lerin Beşir’i Rafiq yani Refik Hariri’ydi.


Waltz with Bashir filmi, öfkeli 26 köpekten oluşan bir sürünün bir yere koşmaları ile açılır. Ne oluyor demeden hikâye hemen açıklığa kavuşur. Askerliği sırasında insan vurmadığı için militan köylerinin erken uyarı sistemi olan köpekleri vuran nispeten hümanist bir israillinin hikâyesini izleriz. 20 küsur yıldır o köpekler rüyalarına girip onu kovalamaktadır.

Savaşa dair ayrıntılar Ari Folman’ın arkadaşları ile konuşması sonucunda yavaş yavaş ortaya çıkar. Hepsi 18-20’li yaşlarda askere alınmış ve Lübnan’a savaşmaya gönderilmiş gençlerdir. Hepsi kafasından bir şeyleri silmiştir. Kısmen unutmak ve yeni bir hayata başlamak bir musevînin genetik kodundan yer alan bir süper güçtür sanki… belki de öyledir.

Eski silah arkadaşlarından bazıları artık İsrail’de yaşamamaktadır. Biri Hollanda’da, ortadoğunun müslüman araplarına özgü fastfood’u ve geleneksel yemeği falafel sayesinde zengin olmuştur. Hollanda’nın insanın siniri bozacak kadar düz ovalarından birinde, otunu içip emekliliğin tadını çıkarmaktadır.

Bir diğeri ise insanın fiziksel kapasitesine takmıştır. Uzakdoğu savaş sanatları uzmanlığından biatlon ve dekatlon tarzı insanı sıkılmış greyfurt’a döndüren sporlara adayan, insan irisi israilli eski askerin hikâyelerine tanık oluruz. Savaş sırasında da en az şimdi olduğu kadar manyaktır.

Folman, animasyonun gücünü sadece karakterler üzerinde değil mekânlar üzerinde de kullanıyor. Filmin ilk bölümünde yer alan planların birinde Beyrut’un Manara Plajı’nda, denizden çıplak bir şekilde çıkan İsrail askerlerini görüyoruz. Hatta bu plan farklı bir kurgu ile filmde iki kez daha görünüyor; sıradan animasyonların ulaşamayacağı bir arka plan zenginliği ve Beyrut’un mistik güzelliği ile birleşince büyüleniyoruz.

Filmin resmi sitesinde Ari Folman’ın aklına ilk gelen sahnenin hava alanı sahnesi olduğunu belirtmektedir. Boş terminal bir terminal binası, yanmış uçaklar, aylar öncesinde kalma, uçuş bilgi panoları… Ortadoğu çatışmasının döngüsü net bir şekilde görmek isteyenler havaalanlarına gitmeli zaten. Ortadoğu’nun havaalanları savaş zamanları dışında bile gergindir.

Ari Folman adım adım unuttuklarını geri kazanır ve son karede Sabra ve Şatila’nın, insanın içini buran gerçekliğinin içine sokar bizi.

Beşir’le Vals dört yılda tamamlanmış animasyon bir film; eşsiz, benzersiz. Yapılması gereken bir özeleştirinin gerçekleşmesine yardımcı oluyor. Çoğumuzun bildiği ama zamanla unuttuğu gerçekleri hatırlamamıza uğraşıyor. Unutmamak bizim elimizde. Tabii işimize gelirse…

http://en.wikipedia.org/wiki/Bachir_Gemayel

http://en.wikipedia.org/wiki/Black_Saturday_(Lebanon)

http://en.wikipedia.org/wiki/Hundred_Days_War

http://en.wikipedia.org/wiki/Rafic_Hariri

http://en.wikipedia.org/wiki/Lebanon_Civil_War

kategori:
izlenim

ilgili