Bir Garip Ramirez, Bir Garip Bombita

“…Memurlar köye iner ya da köyden şatoya dönerlerse, hiç de eğlence için yapmazlar bunu; köyde olsun, şatoda olsun kendilerini iş beklemektedir, bu yüzden de yoldan olabildiğine hızlı bir tempoyla gelip geçerler. Sonra,...

…Memurlar köye iner ya da köyden şatoya dönerlerse, hiç de eğlence için yapmazlar bunu; köyde olsun, şatoda olsun kendilerini iş beklemektedir, bu yüzden de yoldan olabildiğine hızlı bir tempoyla gelip geçerler. Sonra, pencereden bakıp dışarıda ricacılar aramayı da akıllarına getirmezler hiç; arabaların içi dosyalarıyla tıka basa doldurulmuştur; bunları okuyup incelemekle uğraşırlar. Ama ben bir defasında, dedi K., bir memurun kızağının içini görmüştüm, evrak falan yoktu.

Franz Kafka’nın Şato romanından

Çağımızın konformizmden[*] sonra bir diğer illeti, düşmanı da bürokrasi: yüzyılların kangrenleşmiş bir mirası. Hayatı boyunca bürokrasinin kucağında, Big Brother’ın gölgesinde yaşamış ve bundan da çok acı çekmiş Franz Kafka’nın yazdıklarından, yaşadıklarından uzaklaşamadığımız bir başka yüzyılda (hemen hemen aynısı) yaşıyoruz. K.Marx’ın tasvir ettiği, kendi ürettiğine yabancılaşan bir endüstri toplumundan (C.Chaplin’in Modern Times filminde hicvettiği gibi) yaptığı işe, imzaladığı evraka, içinde bulunduğu ofise fransız kalmış, nerdeyse hiçbir insiyatifi bulunmayan otomatlar yığını bir topluma çoktan geçilmiş durumda. Moda deyimiyle beyaz yaka topluma. Mavi yakalıların makineler sayesinde ürettiği, endüstriyel ürünlerin üzerine zimmetlenmiş, memurlaşmış bir zihin yapısının gündelik yaşam pratikleri: beyaz ekran karşısında kapanan göz kapakları, cam bölmeden mikrofonla konuşan mekanik sesler, evrak yığılı masalar, 9-5 mesaiye sıkışmış yaşamlar… Akabinde sarsılmaz bir konformizm.smooking room

Ramírez (nam-ı diğer Eduard Fernández) ve Simón (nam-ı diğer Ricardo Darín) tepedekileri bir başlarına sarsmaya çabalayan ve bunu da kısmen başaran iki isim. 2002 yapımı Smoking Room filminde Ramírez, şirkette çalışan sıradan biridir. O ve birkaç arkadaşı şirkette sigara içenler için ayrı bir oda olması için imza toplarlar ve gerekli imza sayısına da ulaşılır. Şirket yönetimi buna rağmen talebi yerine getirmez ve imza atanlar üzerinde baskı kurma yoluna gider, teker teker imzalar geri çekilir. Ramírez’inki hariç. O tek başına dağın görünmeyen yüzüyle mücadelesini sürdürür, tüm şirketi ateşe verme pahasına.Relatos-Salvajes

En iyi yabancı film dalında Oscar adayı, 2014 yapımı Relatos Salvajes (Vahşi Hikayeler -Türkiye’de Asabiyim Ben gibi alakasız ve gülünç bir adla vizyona girdi!-) filminde Simón ise patlayıcılar konusunda uzman bir mühendistir. Arabasını yanlış yere (sarı bölgeli alana) park ettiğinden arabası çekilir ve yüklü bir cezaya çarptırılır. İtiraz edeceği bir merci yoktur. Cezaya itirazda bulunduğu merciler, cezayı ödemek için para çektiği ATM’ler gibi hissiz ve inisiyatifsizdir. Kimseye kendini dinletememektedir ve bu sabrın sonudur. Uzmanı olduğu patlayıcıları bu otopark bürokrasisine karşı kullanır ailesini, kariyerini kaybetme uğruna. O artık bir bombita’ya (bombacı) dönüşmüştür. Film genel olarak, duyguları (intikam, kıskançlık gibi) aşırı uçta yaşayanların gülünç bir hikayesi olarak lanse edildi (Bunda, Pedro Almodóvar’ın prodüksiyon şirketi El Deseo S.A. ortaklığıyla çekilmesinin de etkisi olsa gerek). En azından sinema salonundaki seyircilerin tavrından ve filmin giriş hikayesinden ben bunu anladım. Günlük yaşamın bürokratik dehlizlerinde kaybolan bireylerin mücadelesi (özellikle de bombita’nınki) bana çok daha tanıdık ve üzerinde durulmaya değer bir hikaye gibi göründü. Bize komplike bir değerler ve anlamlar bütünü diye yutturulmaya çalışılan, bu insansızlaştırma mekanizmasını deşifre etmeye çalışan ve üzerine giden tüm Ramírezlerin, Simónların (nam-ı diğer bombita) hikayesi, yani bizlerin…

relatosBu keşmekeşte yitip gidenlerin anısına…

[*] Geçen yazım, Haneke sineması ve konformizm üzerineydi. Sanırım kavramın kendisi biraz sıkıntılı. Konformizm, ‘rahatına düşkün’, ‘konforu seven’ olarak algılanıyor, ancak TDK’ya göre ‘uymacılık’ anlamı taşıyor. Yani ‘kabul eden’, ‘boyun eğen’. Bu kavramı kullanmamdaki kastım, iki anlamını da karşılıyor kanımca.

kategori:
izlenim

ilgili