Bir Sinefilin İtiraf Listesi – İzlenemeyenler 2013

Yıldıray Kibar, her yerde 2013 listelerinin yayınlandığı şu günlerde farklı bir yol seçerek, izleyemediklerini yazdı....

Unuz mazanrıd yazmamıd. Unutmuşum resmen yazmayı. Hayat işte. Beni bile aldı götürdü yazmaktan geriye doğru. Yazmak hadi bir yere kadar ama film izlemeyi de bıraktım bir süredir. Arşivdeki filmler, küflü raflarda duran eski kitaplara benzediler. Ha bugün ha yarın derken geniş zaman içinde isimlerini bile unuttum gittiler. Ben de hazır böyle itirafvari bir girizgah yapmışken, olaya bir de ters açıdan bakayım dedim. Eskiden, izlediğim filmleri yazardım. Şimdi, izlemediğim filmleri, bir liste gibi yazmayı en azından deneyeyim.

before-midnight-3

Before Midnight
Yönetmen: Richard Linklater
Senarist: Richard Linklater, Julie Delpy, Ethan Hawke
Başrol: Ethan Hawke, Julie Delpy

2000 yılında gelecekten gelen biri bana “2013 yılında Jesse ve Céline’in hikayesinin üçlemesi tamamlanıyor.” deseydi gala gösteriminde beni görüp görmediğini sorardım. Linklater’ın uzun ve güzel diyaloglara sardığı Before Sunrise ve Before Sunset sevmekten öte sinemayı bana sevdiren filmlerden ikisi oldu. Oyunculuklar, yönetim, senaryo ve hikaye her şeyiyle mükemmeldi nazarımda. Her şeyden öte hikayenin bir proje olması, 20li yaşlarının başındaki 2 ana karakterin 30lu yaşların sonundaki hallerini gösterecek olmayı vaadetmesi harikulade bir şeydi. Heyecanlıydım çok. Oysa film gösterime girdi, bitti, gitti, kopyası satışa çıktı, geçti. İzlemedim. Mahçubum kendime karşı. 2004 yılında ikinci filmi izledikten sonra kıpır kıpır heyecanlanan genç adama karşı mahcubum. Bu yüzden ilk olarak Before Midnight’ı yazmak istedim.
İzleyememe Notu: 10

The Place Beyond The Pines
Yönetmen: Derek Cianfrance
Yazan: Derek Cianfrance, Ben Coccio, Darius Marder
Başrol: Ryan Gosling, Bradley Cooper, Eva Mendes

The Believer’dan beridir mıh koydum bu adamda iş var diye. Ryan Gosling şu ara popüler ikon haline gelmiş olsa da zannımca oyunculuk namına her daim güçlü bir figür olacak. Drive ile pekiştirdiğim bu fikrin 2013 yansıması bu filmi izlemek olacaktı. Aslında Derek Cianfrance’nin bir önceki filmi Blue Valentine da izlenecekler listemin gedikli konuklarındandı ve hiç izlenmedi. Bu sene en azından The Place Beyond the Pines’ı izleyeyim diyordum. Olmadı. Yönetmene buradan selam ediyorum.
İzleyememe Notu:7

Mud
Yönetmen: Jeff Nichols
Yazan: Jeff Nichols
Başrol: Matthew McConaughey, Tye Sheridan, Jacob Lofland

Derek Cianfrance’a gönderdiğim selamın muadili de Jeff Nichols’e gitti. Take Shelter hakkında o kadar çok övgü okudum ki sonunda izlemeden över hale geldim. Doğal olarak filmi hiç bir zaman izleyemedim. Ben de “E Take Shelter madem elden kaçtı, Mud’u izleyeyim” dedim gayet iyi niyetli bir şekilde. Take Shelter’da ortaya çıkan Michael Shannon gösterisinin benzerinin Mud’da Matthew McConaughey için geçerli olduğunu öğrendim. İkisi de hakkı yeterince verilmeyen oyunculardı. Yetenekli indie auteur ve yapıtlarıyla hala tanışamamış durumdayım. Evet izleyemedim.
İzleyememe Notu:8

like-someone-in-love
Like Someone in Love
Yönetmen: Abbas Kiarostami
Yazan: Abbas Kiarostami
Başrol: Rin Takanashi, Tadashi Okuno, Ryô Kase

Abbas film çekmiş dediler koştum eve yattım uyudum. Şimdi Japon oyuncularla, japonya’da Kiarostami bir film çekiyor, ismi pek güzel, hikayesi pek dramatik kokuyor. Fakat gel gör ki yorumlar hep vasat olduğu yönünde. İlk haberini aldığım zaman ki heyecanım pek kalmadı. Bu filmi neden izlemediğimi biliyorum en azından.
İzleyememe Notu:4

Gravity
Yönetmen: Alfonso Cuarón
Yazan: Alfonso Cuarón, Jonás Cuarón
Başrol: Sandra Bullock, George Clooney, Ed Harris

Aslında bu liste içerisinde olabilecek en talihsiz filmlerden Before Midnight ile beraber zirve noktası olabilir bu film. Alfonso Cuaron zat-ı alimin insanların kafasını en uzun süre ütüleyebileceğim konu bahislerinden biridir. Tek plan, uzun plan, senaryo yönetimi, yönetmenlik maharetleri derken alır yürürüm. Konu, sonunda Michael Mann’a gelebilir ama listeyle bir alakası yok. Yine heyecan verici bir film haberi, yine gelse de izlesem diyen bir ben ve yine izlenemeyen bir film. 3 boyutlu görseli şahane deniyor. Sıkıcı diyen de var. Olmamış diyen dünün çocukları da kumda oynuyor; görüyorum internette. Her ne olursa olsun. Alfonso Cuaron mevzubahisse gerisi teferruattır. Mahcubum; Bu sefer 26-27 yaşlarımdaki kendime.
İzleyememe Notu:9

L’écume des jours
Yönetmen: Michel Gondry
Yazan: Michel Gondry (senaryo), Luc Bossi (senaryo), Boris Vian (Roman)
Başrol: Romain Duris, Audrey Tautou, Gad Elmaleh

Boris Vian. Michel Gondry. Bitti.
İzleyememe Notu:10

Nebraska
Yönetmen: Alexander Payne
Yazan: Bob Nelson
Başrol: Bruce Dern, Will Forte, June Squibb

Geldi mi, gitti mi, kopyası çıktı mı hiç bilmiyorum. Alexander Payne’den bir baba-oğul ekseninde yol hikayesi. İzlesem iyiydi.
İzleyememe Notu: 7

fruitvale-station-main

Fruitvale Station
Yönetmen: Ryan Coogler
Yazan: Ryan Coogler
Başrol: Michael B. Jordan, Melonie Diaz, Octavia Spencer

İlk film, Sundance fatihi, haksız yere polis tarafından öldürülen gencin hikayesi ( tam da Gezi hissiyatı üzerimizdeyken), bağımsız. Yeter de artar. İzlememiş olmam izlemeyeceğim anlamına gelmez.
İzleyememe Notu: 9

Stories We Tell
Yönetmen: Sarah Polley
Yazan: Sarah Polley, Michael Polley (anlatım)
Başrol: Michael Polley, John Buchan, Mark Polley

Sarah Polley kendi ailesinin filmini yapmış. Ben izlememişim. Olacak iş değil. Yaratıcı ve öğrendiğime göre ilgi çekici bir film. Yaşanmışlık, hikaye ve belgesel arasında gidip gelen özel bir film (olmalı).
İzleyememe Notu:8

The Act of Killing
Yönetmens: Joshua Oppenheimer, Anonymous
Başrol: Anwar Congo, Herman Koto, Syamsul Arifin

Her şeyiyle çarpıcı. Her şeyiyle sert. Her şeyiyle gerçek.
İzleyememe Notu:8

No
Yönetmen: Pablo Larraín
Yazan: Pedro Peirano (senaryo), Antonio Skármeta (oyun)
Başrol: Gael García Bernal, Alfredo Castro, Antonia Zegers

Bir toplumun yönetilmesinin ve yönlendirilmesinin hikayesi. Bernal harika dediler, inandım. Hikaye ve yaşanan atmosfer çok tanıdık. Merak, merak, merak.
İzleyememe Notu:8

Prisoners
Yönetmen: Denis Villeneuve
Yazan: Aaron Guzikowski
Başrol: Hugh Jackman, Jake Gyllenhaal, Viola Davis

Denis Villeneuve, Incendies ile delik deşik etmişti yüreğimi. Kolay hazmedilecek bir film değildi. Sağlam ve derdi olan bir film her zaman benim için bir sonraki yapıta kredi tanır. Gelen haberler de fena sayılmaz. Jackman ve Gyllenhaal’un performansları da tahminimce vasatın altında değildir. Hala izleme ihtimalim var sanki(?)
İzleyememe Notu:8
frances-ha-2

Frances Ha
Yönetmen: Noah Baumbach
Yazan: Noah Baumbach, Greta Gerwig
Başrol: Greta Gerwig, Mickey Sumner, Adam Driver

Noah Baumbach hadi The Life Aquatic with Steve Zissou’yu Wes Anderson ile beraber yazmıştı. The Squid and the Whale ne olacak peki? Zeki ve dünyası kendine doğru evrilmiş zihinleri hep sevdim. Baumbach kesinlikle orta dünya insanı. Fakat fantastik şekilde değil. Günümüz dünyasının ortasında sıkışmış insanların hikayelerini anlatıyor. Kafa bağımsız, film bağımsız olunca kırıyor gönlümün zincirini. Her şeyiyle kendisine ait olan Greenberg, yönetmenlik adına çok şey vaad etmemişti aslında. Bağımsız sinemanın sultanı Greta Gerwig anlaşıldı ki fetiş oyuncusu olmuş bile. Eksiler artıları götürmeye yetmiyor. Frances Ha’yı seyretsem iyiydi.
İzleyememe Notu: 8

The Spectacular Now
Yönetmen: James Ponsoldt
Yazan: Scott Neustadter (senaryo), Michael H. Weber (senaryo), Tim Tharp (Roman)
Başrol: Miles Teller, Shailene Woodley, Kyle Chandler

(500) Days of Summer yazarlarından gelen yine komik, hüzünlü ve bağımsız bir film. Yönetmeni tanımıyorum. İnternet yorumları vasatın üzerinde. Yine filme ulaşma şansım var mıydı, yok muydu bilmemekle beraber hala izlememiş olduğumu çok iyi biliyorum. Henüz kaçırmış sayılmam bence.
İzleyememe Notu: 7

The Bling Ring
Yönetmen: Sofia Coppola
Yazan: Sofia Coppola, Nancy Jo Sales (Makale)
Başrol: Katie Chang, Israel Broussard, Emma Watson

Sophia Coppola sevdam bitti bitecek. Zaten adamımla ayrıldıklarından beri bir önyargılı bakıyorum, orası ayrı. Her neyse konu aslında ilgi çekici görünüyor. Fakat ben Sophia’yı tanıyorum. Eğlenceli bir konuyu sıkıcı anlatmak gibi bir ustalık sahibi olduğundan da eminim. Bu kadar yerdikten sonra neden izlemek isteyip izlemediğim filmler listesine koyduğumu da açıklayamıyorum.
İzleyememe Notu:3

Short Term 12
Yönetmen: Destin Cretton
Yazan: Destin Cretton
Başrol: Brie Larson, Frantz Turner, John Gallagher Jr.

Bazı düşük bütçeli filmlerle ilgili kıyıdan, köşeden küçük bilgilerle o filmden hoşlaşılacağına dair bir his edinirsin. Büyüyerek gelir ve sonunda bir çok kişinin sevdiği kült filmler olurlar. Bu filmle de ilgili böyle bir hissiyatım var. Festival yankıları, sıcak ve samimi olduğuna dair dip notlar derken ben fikrimi edindim. İzle(ye)mediğim için rahatsızım.
İzleyememe Notu:9

Upstream-color

Upstream Color
Yönetmen: Shane Carruth
Yazan: Shane Carruth
Başrol: Amy Seimetz, Frank Mosley, Shane Carruth

Tekinsiz bir adam Shane Carruth. Evini satıp Boris Vian’dan etkilenimle yazdığı Primer zamanında anlamıştım bunu. Bazı kafalar ters yöne doğru akar ya bu zat-ı muhterem de onlardan işte. Filmle ilgili bir açıklamadan alıntı yaparsam “…yaşı olmayan bir organizmanın yaşam döngüsüne kapılarak bir araya gelmiş bir kadın ve adamı konu ediniyor. Mahvolmuş hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye çalışırken ikilinin kimlikleri bir hayale dönüşüyor.” Başka sorum yok Hakim Bey.
İzleyememe Notu:8

Jagten
Yönetmen: Thomas Vinterberg
Yazan: Tobias Lindholm, Thomas Vinterberg
Başrol: Mads Mikkelsen, Thomas Bo Larsen, Annika Wedderkopp

Bir dogma vardı ne oldu ona? Vintenberg, Festen ile takdirimi toplamış, o zamanlar genç ve ergen bir sinefil olduğum için dogma mevzusu da ilgimi çekmişti. Aradan geçen zamanda Lars Von Trier kafasına göre dağıldı gitti. Wintenberg de o ilk fikre sıkışıp kalmadı elbette ki. Submarino fena değildi en son. Anlaşılıyor ki Jagten , Mads Mikkelsen’in katkısıyla Vintenberg’e vites arttırıyor. İzlemeden ahkam kesmeye yakınım hatta kesiyorum: Avrupa sinemasının mikro-kitle mühendisliği üzerine küçük bir manifestosu olabilir film (bendeki cüret ayrıca takdire şayan). Vintenberg bana Haneke’yi anımsatıyor. Ya da daha doğru bir tabirle o hissiyata doğru ilerliyor.
İzleyememe Notu:9

Rush
Yönetmen: Ron Howard
Yazan: Peter Morgan (senaryo)
Başrol: Daniel Brühl, Chris Hemsworth, Olivia Wilde

Bu kadar bağımsız ve festival filmini listeleyerek entelektüel mastürbasyon yaptığım zannedilebilir. Aslında tam tersi. Yüksek bütçeli, ana akım filmlerin çoğunu izledim ne yazık ki. O sınıfa girebilecek içimde uhde kalan filmlerden biri ise Rush. Vakti zamanında F1 dünyasına merak sarmam, Niki Lauda’nın her daim ilgi uyandıran bir adam oluşu ve dönem filmi olması itibariyle merak eylediydim. Ron Howard açıkçası beni fazla heyecanlandıran bir yönetmen değil. Fakat eli yüzü düzgün bir iş yapacağına da neredeyse eminim.
İzleyememe Notu:6

Blackfish
Yönetmen: Gabriela Cowperthwaite
Yazan: Gabriela Cowperthwaite, Eli B. Despres
Başrol: Tilikum, Dave Duffus, Samantha Berg

Orkalara karşı oldum olası sempati duydum. Çok zeki ve yaratıcılık sahibi eşsiz birer dünya varlığı oldukları aşikar. Esaret altında yaşayan canlılara karşı da her daim hassas oldum. Bu hikaye esaret altındayken 3 kişinin ölümüne yol açan orka Tilikum’un hikayesi. Sundance’de özel seçki içerisinde olan bu belgeseli çekmeden önce yönetmen Gabriela Cowperthwaite hayvan hakları konusunda aktivist eğilime sahip değilmiş. Hatta olabildiğince tarafsız bir gözle çekmek gayretindeymiş. Fakat süreç içerisinde yaşananlara şahit oldukça tarafsızlığın taraf olmak haline geldiği durumlardan birinin içerisinde olduğunu anlamış. İzleme fırsatım yoktu ama listenin izlenemeyenleri içerisinde mühim bir koltuk bu değerli belgesele ait.
İzleyememe Notu:10

the_broken_circle_breakdown

The Broken Circle Breakdown
Yönetmen: Felix Van Groeningen
Yazan: Johan Heldenbergh (oyun), Mieke Dobbels (oyun), Carl Joos(uyarlama), Felix Van Groeningen(uyarlama), Charlotte Vandermeersch(senaryo)
Başrol: Veerle Baetens, Johan Heldenbergh, Nell Cattrysse

Çölde Kutup Ayısı, Van Groeningen sinemasının insan üzerinde yarattığı etkiyi tanımlamama yardım etmişti. Kanımca, yönetmenin insanların duygularını manipüle etmekten ziyade darmaduman etme, yumruk üstüne yumrukla dövme niyeti var. Aynı kanaate Lukas Moodysson için de varmıştım. Sanıyorum ki o bu karanlıkla baş edemedi. Van Groeningen’in bundan sonra ne yapacağını bilemem. Yalnızca Lars Von Trier ve Michael Haneke arasında bir yerlere çapa atmasını dilerim. The Broken Circle Breakdown hem sıradışı konusu hem de yönetmenin vaadi ekseninde cazibeli bir film. Sonuç olarak, izlemek lazımdı. İzlenmedi.
İzleyememe Notu:8

kategori:
izlenimseçki

ilgili