Bir Sivil Direniş Hikayesi: Beş Kırık Kamera

Filistin’de bir kasaba olan Bil’in’de yaşayan Emat Burnat 2005’te dördüncü çocuğu Cebrail doğunca kendine bir kamera satın alır. İlk başlarda amacı oğlunun büyüyüşünü görüntülemektir fakat İsrailliler Bil’inlier’e ait arazilere...

Filistin’de bir kasaba olan Bil’in’de yaşayan Emat Burnat 2005’te dördüncü çocuğu Cebrail doğunca kendine bir kamera satın alır. İlk başlarda amacı oğlunun büyüyüşünü görüntülemektir fakat İsrailliler Bil’inlier’e ait arazilere yerleşim alanları kurmaya başlayınca kamerasını alıp köyle yeni yerleşim alanı arasına kurulan tel bariyerin olduğu yere gider. Emat bu andan sonra her protesto gösterisinde kamerasıyla çekim yapacaktır.

five broken cameras

Beş Kırık Kamera bu sivil direnişin yaklaşık dört yıllık bölümünde çekilen görüntülerin kurgulanmasıyla oluşturulmuş bir belgesel. Bu dört yıl boyunca Emat’ın kameraları gösteriler sırasında aldıkları darbeler, itiş kakış ve hatta mermiler yüzünden kırılır ve kullanılmaz hale gelir. Emat iki kez gözaltına alınır; bir kez tel bariyerin yanıbaşındaki tarlasında traktörüyle çalışırken kazayla tel bariyere girer ve ağır yaralanır. İki arkadaşı İsrailli askerlerin açtığı ateşle öldürülür. Askerler kasabaya gece baskınları düzenleyip çocuk yetişkin ayrımı yapmaksızın Bil’inli köylüleri gözaltına alırlar. Her defasında gaz yiyip tartaklanır, şiddete maruz kalırlar.

Bil’inlilerin tek derdi kendilerine ait olan arazilerin hiçbir hukuka dayanmayan işgalini engellemektir. Çünkü işgalci İsrailliler işgal ettikleri arazileri genişletmek için geceleri inşa ettikleri yeni binaların civarında bulunan boş alanlara konteynırlar yerleştirerek başka yeni arazilerin de kendilerine ait olduğunu iddia etmekte ve yine geceleri misilleme olarak köylülere ait zeytin ağaçlarını yakmaktadırlar. Emat’ın köylüleri ise sonuna kadar direnmeye kararlıdır. Yakılan her ağaç için yeni zeytin ağaçları diker, kendi toprakları konteynırlarla işgal edilmesin diye tarlalarına derme çatma barakalar inşa eder, kendi konteynırlarını yerleştirmeye çalışırlar. Barakaları yıkılır, konteynırları vinçlerle kaldırılır. İsrailli askerler Filistinli direnişçileri öldürmeye, insanları plastik mermilerle yaralamaya, gaz bombalarıyla zaten bir avuç olan köylüleri dağıtmaya devam eder. Ne ki kimsenin kendi amacından geri adım atmaya niyeti yoktur. Her ölümden sonra insanlarını öfkesi daha çok artar ve bu sivil direniş “sivil” olma halini sürdürmekte zorlanmaya başlar.

beş kırık kamera

Belgeseli oluşturan filmleri çekerken beş defa kamerası kırılan bu yüzden de belgeselini her kırılan kamera için beş bölüme ayıran Emat Burnat’ın teknoloji harikası çekim cihazları, yüzlerce kişiden oluşan profesyonel set ekibi, beyazperdede insanların hayal güçlerinin sınırlarını zorlayan dijital efektleri, bütün dünyanın kendilerine hayran olduğu milyon dolara çalışan aktörleri, aktrisleri, bir dediğini iki etmeyen prodüktörleri, sanat yönetmenleri, senaristleri, dünyanın bütün sinema endüstrisine hakim dağıtım firmaları yok. Emat Burnat, dünyaya inandırmaya çalıştığı bir yalanın düzenini yaratmaya çalışmıyor. Emat’ın anlatmaya gayret ettiği tek şey saf gerçek. Bunu yapmak için kullanabileceği tek şey elden düşme ve çoğu zaman tam anlamıyla çalışmayan amatör bir dijital kamera – ki hiçbirinin ömrü çok uzun olmuyor.

Onun sahip olduğu asıl değerli şey ise bence, kendi insanlık onurları ve toprakları için savaşan ama bu savaşta bedenlerinden başka kullanabilecekleri hiçbir şeyleri olmayan; buna rağmen ölümden, baskıdan, gözaltılardan, işkenceden, tecritten korkmadan savaşan insanlarının gerçek hikayeleri. İşte o basit kameralarla çekerek bütün dünyaya yaydığı bu hikayeyi böylesine güçlü, etkileyici ve saygı duyulası yapan da bu onurlu direniş hikayesi.

Emat Burnat, Beş Kırık Kamera ile aslında düpedüz bir direniş hikâyesi de anlatmıyor. Bu direnişin içinde gündelik hayatlarına devam etmeye çalışan insanların kaygılarını, sevinçlerini, üzüntülerini, çaresizliklerini, çıkmazlarını, imkânsızlıklarını, bu direnişin içinde doğup bütün hayatı distopik bir filmin kahramanıymış gibi yaşamak zorunda bırakılan çocukların onlarla birlikte büyüyen, boy atan nefretlerini de anlatıyor. Dünyanın bizlere çok da uzak olmayan küçücük kasabasında bir avuç insan, insan olmak adına ve şiddete başvurmadan bir haksızlığa karşı gelmeye çalışıyor. Hem bu öylesine bir haksızlık ki artık kimsenin kimseye çok da uzak olmadığı dünyada neredeyse hiç kimse bu barbarlığı görmüyor ya da işte bu küçücük insanların mücadeleleri dünyanın geri kalanına olduğundan çok farklı bir mizansenle anlatılıyor.

beş kırık kamera film

Beş Kırık Kamera’nın gerçekleştirdiği en önemli işlevlerden biri de bu bence. Beş Kırık Kamera, Ortadoğu denilen coğrafyada neler olup bittiğini sadece güçlülerin ve haksızların bilinmesini istedikleri biçimde yansıtan kurulu mizansenin aynasını çatlatıyor. Çatlayan yapay gerçekliğin ardında belirenlerse seyredenlerin tüylerini diken diken ediyor.

Elbette bu belgesel bugün Filistin’in yaşadığı bu zalim işgali bir anda bertaraf etmeyecek. Filistinli gençler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar sokaklarda bedenlerini silahlara gererek direnmeye, başka vicdan sahibi insanlar Filistin’de devam eden bu amansız mücadeleyi anlatan belgeseller, filmler yapmaya devam edecekler. Beş Kırık Kamera ise her izlendiğinde işte bu insanların ne kadar onurlu ve cesur olduklarının altını bir kez daha çizecek. Edip Cansever’in o meşhur mısraı Filistin’de biraz daha değişerek söylenmeye devam ediyor: Ne gelir elimizden direnmekten başka…

kategori:
izlenim

ilgili