Blind: Karanlığın Olasılıkları Üzerine

Bir süredir giderek artan bir görme kaybı yaşayan İngrid sonunda gözlerindeki ışığı tamamen yitirmiş ve sonsuz bir karanlığa gömülmüştür. Bir yazar olan İngrid bu önemli engele rağmen iyimserliğini yitirmeyip,...

Bir süredir giderek artan bir görme kaybı yaşayan İngrid sonunda gözlerindeki ışığı tamamen yitirmiş ve sonsuz bir karanlığa gömülmüştür. Bir yazar olan İngrid bu önemli engele rağmen iyimserliğini yitirmeyip, hayatı parmak uçlarında ve seslerde yeniden tanımamım mümkün olacağına inanır. Ne var ki bu onun için o kadar kolay olmayacaktır.

blind 2014

İngrid her şeyi yoluna sokup bu yeni yaşamına alışma sürecinde gelgitler yaşar ve zihninde onu rahatsız eden soru işaretleri vardır. Her şey yolunda gitse de artık kör bir kadınla evli olan kocası ona sadık kalacak, onu beğenecek, onunla birlikte olacak mıdır? Bu sorular İngrid’in kafasını kurcalarken yazar tarafı da kendine küçük hikâyeler uydurmaya başlar. Gerçek hayatla olan ilişkisini iyice kesen İngrid kendi içine kapandıkça yarattığı kahramanlar üzerinden çaresizliğinin, yalnızlığının ve çıkmazlarının ürünü olan hayali kahramanlarıyla daha çok zaman geçirir. Giderek onların varlıklarıyla yoklukları tam olarak belli olmayan yaşamlarına dâhil olur. İlk başta bir çeşit oyalanma, zaman geçirme biçimi olarak görülse de bir yerden sonra bu kahramanlar İngrid’in kaygılarını iyice su üstüne çıkarır ve onu bir bunalıma sokar.

Blind bir “görememe” filmi olsa da beklenilenin çok dışında yumuşak ve aydınlık renkler kullanılarak çekilmiş. Hikaye karanlığa hapsolmuş bir yazarın çıkmazını anlatıyor ama anlatımında seyirciyi ne gereğinden fazla karamsarlığa boğuyor ne de filmine eklemesi muhtemel koyu renklerle bir kasvete sevk ediyor; hatta yer yer eğlendiriyor. Hikâyesini ise düz bir olay örgüsü üzerine kurmuyor. Bunun yerine seyirci İngrid’in görmeyen gözleri oluyor ve onun zihnine süzülüp aklının karmaşasında onun kaygılarını, çaresizliğini, şaşkınlığını ve tüm bunların birer yansıması sayılabilecek hikayelerindeki kahramanların başından geçen kimi zaman absürt kimi zaman tedirgin edici hadiseleri izlemeye koyuluyor.

Film her ne kadar kahramanı İngrid’in zihinsel karmaşası üzerine kurulmasına rağmen devinimini tamamen bu karmaşanın üzerine inşa edip hikâyesini seyirci için içinden çıkılmaz bir hale de sokmuyor. Seyircisine kendince “zekâ” gösterileri yapıp meselesini iyice anlaşılmaz bir hale sokmaktan kaçınıyor. Blind’ı seyirciye belki de bu kadar yakın hissettiren de onun, bu naif denebilecek anlatımı oluyor.

Blind bir kadının hapsolduğu karanlığın olasılıkları üzerine düşünüyor. İnsanı hayata bağlayan ışığın kayboluşunun o ışığa sahip insanı nasıl bir ruh hali içine sokabileceğine dair tahminlerde bulunuyor ve bunu da neredeyse serbest çağrışımlar kullanarak çok rahat bir anlatımla yapıyor. Zaten hep bir başına yaşamak zorunda kalan modern dünya insanının, üzerine bir de fiziksel körlüğün karanlığı eklenince ortaya çıkan ilişki biçimlerine dair iddialı olmadan bir şeyler söylemeye gayret ediyor. Seyretmeye değer.

kategori:
izlenim

ilgili