Brad Anderson Tekrar Bale’le Çalışacak

Brad Anderson ile Christian Bale daha önce 2004 yılında The Machinist filminde çalışmışlardı. Ortaya çıkan iş oldukça kaliteliydi. Christian Bale de sınırlarını tekrar zorlamış ve rivayetlere göre yirmi kilo...

Brad Anderson ile Christian Bale daha önce 2004 yılında The Machinist filminde çalışmışlardı. Ortaya çıkan iş oldukça kaliteliydi. Christian Bale de sınırlarını tekrar zorlamış ve rivayetlere göre yirmi kilo vermişti. Filmdeki performansı da kariyerinin en iyi performansları arasında sıkça gösterilir.

Bu filmden sonra Bale yükselişini sürdürmeye devam etti, Anderson ise sinemadan elini ayağını çekti, kendini dizilere verdi. Bu süre zarfında Fringe’in, bu sene yayından kaldırılan ve tek sezonluk Rubicon’un, JJ Abrams’ın 10 bölüme ulaşamadan kaldırılan dizisi Undercovers’ın, bol ödüllü Boardwalk Empire’ın, The Killing’in ve en son JJ Abrams’ın 2013’te yayınlanacak (tekrar) gizem dolu dizisi Alcatraz’ın yönetmenliklerini üstlendi. Transsiberian’la dört yıl aradan sonra sinemaya dönüşünü gerçekleştirmişti. Geçen sene vizyona giren son filmi Vanishing on 7th Street’le de epey olumsuz eleştiri toplamıştı. Anderson şu sıralar Jack ve All Lost Souls adında iki projeyle ilgileniyor. Bu projelerden sonraysa Bale’li Concrete Island’ın çekimlerine başlayacak.

Sekiz yıl aradan sonra Chris Bale ile Brad Anderson’ın aynı filmde çalışacak olmaları The Machinist’i sevenlerde bir heyecana sebep oldu. Anderson, J. G. Ballard’ın aynı adlı romanını Scott Kosar’la beraber senaryoya uyarladı. Roman ülkemizde “Beton Ada” adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanmıştı.

Garip bir talihsizlik sonucu, yeryüzünün unutulmuş bir köşesine, molozlar ve yabani otlarla kaplı çorak bölgeye düşerek dünyadan soyutlansak… Issız adamızda kendimize Robinson Cruseo-vari yeni bir düzen kurup bütün gereksinimlerimizi karşılayarak hayatımızı idame ettirebilir miyiz? Genç bir mimar, Londra’nın merkezindeki ofisinden evine giderken, yolda lastiği patlayan arabası üç otoyolun çakıştığı bir kavşaktaki trafik adasına yuvarlanır. Mimar yardım istemek için yoldan geçen araçlardan birini durdurmaya çalışsa da, çabaları boşa çıkar. Adada sıkışıp kaldığını ve kimsenin kendisiyle ilgilenmeyeceğini anlamakta gecikmeyecektir. Ballard’n gerçekte olmayacak bir olay örgüsüne bizi düpedüz inandırdığı Beton Ada’da anlatmak istediği çok net: Beton ormanlarımızdaki çatlaklar kayıtsız kalınmış insanlarla doludur ve günün birinde biz de onlardan biri olabiliriz.

Yazar hiç beklemediği bir anda konforlu hayatından mahrum kalan bireyin acizliğini gözlerimizin önüne sererken, bir yandan da toplumdan tecrit edilmenin insanı hiç dünyasıyla yüzleşmeye zorlayacağını vurguluyor. Nitekim mimar, mahsur kaldığı bu berbat yerin kendi zihninin aynası olduğunu fark edecektir giderek…

Ballard’a göre, toplumsal yaşamın dayattığı davranış kalıpları, gerçek benliğimizi bastırıp bizleri genelgeçer değer yargılarıyla uzlaşmaya zorluyor. Oysa, kenardaki değil asıl merkezde yaşanan hayat, örneğin kendimizi işyerlerine hapsettiğimiz bir hayat benliğimize aykırı belki de. Beton Ada’nın sakinleri, kalabalıkların arasında dolaşan bireyin ta kendisi olmasın? (Netkitap.com’dan alınmıştır)

Filmin ilk teaser posteri de yayınlandı. Filmde Bale, konforlu hayatından kopan genç mimarı canlandıracak. Filmin 2000’lerin Fight Club’ı olma ihtimali mevcut gibi görünüyor. Açıkçası Anderson’dan beklentilerimiz yüksek. Film 2013 yılında vizyona girecek, çekimler gelecek sene gerçekleştirilecek.

kategori:
haber

ilgili