Brezilya’nın Boyhood’u: Hoje Eu Quero Voltar Sozinho

Kör bir gencin ergenlik çağında kendini keşfetme sürecine odaklanan, Daniel Ribeiro'nun tek başına yazıp yönettiği film pek çok açıdan Boyhood'a benziyor......
Bugün Eve Yalnız Dönmek İstiyorum

Her sene aynı temayı kullanan ve bu yüzden birbirlerine benzeyen filmlerle karşılaşıyoruz. Bu senenin tematik açıdan benzer filmleri Amerika’dan “Boyhood” ile Brezilya’dan “Hoje Eu Quero Voltar Sozinho” (Bugün Eve Yalnız Dönmek İstiyorum).

Yüksek ihtimalle Richard Linklater’ın Berlin’den ödüllü, Oscar için yarışan büyüme temalı filmi “Boyhood”u izlemişsinizdir. Linklater bu filmini 2002-2013 yılları arasında aynı oyuncularla çekmiş ve bir ailenin değişimini, daha çok da bu ailenin değerli evladı Mason’ın çocukluktan gençliğe geçişini sürprizsiz anlatıyordu. On iki yılda çekilmesi, ailenin gözümüzün önünde on iki sene yaşlanmaları ya da büyümeleri filmin en çarpıcı taraflarından. Brezilya’nın ödüllü filmi “Hoje” de bu filmin izinden giden, haliyle (önce “Boyhood”u izlediğimizden) “Brezilya’nın ‘Boyhood’u” tanımlamasını hak eden bir film. Hemen belirtelim ki “Hoje” karakterinin on iki senesini değil, sadece iki üç haftasını anlatıyor.

hoje

Daniel Ribeiro’nun tek başına yazıp yönettiği “Hoje”nin merkezinde kör bir genç olan Leonardo yer alıyor. Leonardo’nun koca bir lisede tek arkadaşı var: Giovanna. Her gün Giovanna’yla okula gidip okuldan dönen Leonardo bir yandan körlüğün yarattığı zorluklarla baş etmeye çalışır, öte yandan bu monoton hayatını (okula git, derslere gir, salak insanlara katlan, Giovanna’yla sohbet et, onunla eve dön, sonraki güne kadar evde kal) değiştirmek ister. Ribeiro’nun filmi farklı bir dilde ve kültürde olsa da “Boyhood”la benzer bir film.

Aslında zaten gençler de benzer sorunlara sahipler lise zamanlarında: Ergenliğin getirdiği cinsel arzular, büyüme telaşı, üniversite heyecanı, ebeveynlere atılan “Beni rahat bırakın!” tripleri, aşk, gelecek kaygısı… Hepimiz aynı yollardan geçtik, aynı şeyleri hissettik, hissedeceğiz. Dolayısıyla gençliği konu alan bu iki filmin bu açıdan benzeşmeleri şaşırtıcı değil. Leonardo da bakıldığında Mason’a benziyor. Ailesinden uzaklaşmak istemesi, ailesini bırakıp başka bir şehirde okuyan Manson’ı hatırlatıyor. Ama Mason’dan farklı olarak evliya değil. Mason’a evliya demek biraz abartı olur belki. Lakin Mason’ın pek sinirlenmemesi, olaylara hep geniş açıdan bakıp duygularını çok sık ortaya koymaması, fazlasıyla sabırlı olması “Evliya mısın birader?” diye düşündürtmüştü bana.

hoje film

“Hoje”, başta Giovanna-Leo arkadaşlığına odaklanırken daha sonra bu ikiliye Gabriel’in de dahil olmasıyla ilişkiler karmaşıklaşıyor. Giovanna da, Leo da Gabriel’den hoşlanırlar. Leo, Gabriel sayesinde eşcinselliğini keşfeder. Neyse ki Ribeiro bu aşk üçgenini işlerken klişelere ve tabii körlüğü işlerken de klişelere fazla saplanmıyor da seyir zevki bozulmuyor; film bir an olsun aksamıyor, sıkmıyor.

Leo’nun Gabriel sayesinde eşcinselliğini keşfetmesine odaklanılması, filmi cinselliğe pek bulaşmayan “Boyhood”tan farklılaştırıp geçen senenin hit filmlerinden “La vie d’Adele”in çizgisine yakınlaştırıyor (“Hoje”de de cinsel sekansların olmadığını ama “Boyhood”la mukayese edildiğinde bu konuda daha cesur davrandığını, “La vie d’Adele”le mukayese edildiğindeyse naif kaldığını söyleyelim ki yanlış bir izlenim yaratmış olmayalım). Filmin en çarpıcı sekansı kanımca Leo’nun rüya sekansıydı. Leo, Gabriel’e aşık olduktan sonra onu Karina’dan kıskanmaya başlar. Bu durum onun bilinçaltına yerleşir ve bir rüyasında ortaya çıkar. Leo rüyasında Gabriel ile Karina’nın öpüştüklerini görür. Bu sahnenin çarpıcı olmasının nedeniyse Gabriel ile Karina’nın suretlerinin belirsizleştirilmiş olması. Gerçekte kör olduğundan Gabriel’i göremeyen Leo, rüyasında da onların suretlerini görmez doğal olarak. İyi düşünülmüş, etkileyici bir sekanstı.

Bir ilk film olarak da, körlüğü işleyiş şekliyle de (dediğim gibi körlükle ilgili klişelere çok sık yer verilmemesi artılarından), büyüme temasının hakkını vermesiyle de dikkat çekici bir film, “Hoje Eu Quero Voltar Sozinho”. Filmdeki üç oyuncu da rollerinin hakkını vermişler – ki asıl alkış Leo’yu inandırıcılığı zedelemeden canlandıran Ghilherme Lobo’ya gidiyor.

kategori:
izlenim

ilgili