2004 yapımı, Reha Erdem’in yazıp yönettiği, başrollerinde Ali Düşenkalkar, Köksal Engür, Işıl Yücesoy, Ozan Uygun, Şenay Gürler gibi isimlerin yer aldığı Korkuyorum Anne filminin incelemesi. bakınız
Kategori Arşivi: Bakınız Seyir Defteri
Shame: Bağların Ardında
Steve McQueen’in yönettiği Shame (Utanç) filminin bağlılık ve bağımlılık ekseninde incelemesi. bakınız
Bir Zamanlar Anadolu’da: Dev Bir Vicdan Filmi
Sarı bir pencere doldu kadraja, yavaş genişledi sonra üç tane adam, sefil bir rakı sofrası, simsiyah gökyüzü, bir dükkân önü sonrası karanlık… Uzun uzun karanlık sahnelerin arkasında duran … bakınız
Looking for Istanbul (Eric Cantona)
Eric Cantona’nın anlatımında, Türk futbolu ile ilgili taraftar görüşleri ağırlıkta olan bir futbol belgeseli. Hikayeye en baştan başlayan Cantona, ülkenin işgal altında olduğu dönemlerde işgal kuvvetleri ile yapılan … bakınız
We Need to Talk About Kevin: Bir Anne-Oğul Savaşı
Lionel Shriver’ın nobel ödüllü romanından uyarlanan, başrollerinde John C. Reilly, Tilda Swinton ve Ezra Miller’ın oynadığı 2011 yapımı, insanı oturduğu yerde kolaylıkla rahatsız edebilecek türde filmlerden. Yönetmenlik koltuğunda … bakınız
Take Shelter: Gerçeklerden Kaçarken
Curtis Lafoche, Ohio’nun bir kasabasında eşi ve altı yaşındaki duyma engelli kızıyla birlikte yaşayan işçi bir aile babasıdır. Kendi halinde yaşayan Curtis’in hayatı görmeye başladığı kâbuslarla gündelik akışından … bakınız
Fetih 1453: Şefik Sultan Mehmet
Fetih 1453, Türkiye sinema sektörü açısından oldukça önemli bir iş. Sinemayla uğraşan birçok insanın İstanbul’un Fethi’ni çekme hayalini Faruk Aksoy gerçekleştirmiş oldu. Filmle ilgili çok farklı açılardan değerlendirmeler … bakınız
Underworld – Awakening: Bunu Saymıyorum
Serinin bir seveni olarak bulduğum ilk fırsatta sinemanın yolunu tuttum. Üç filmi de keyifle izlemiş ve çok sevmiştim. Şimdilerde onca pespaye film ve kitapta vampirler ve kurt adamlar … bakınız
La Piel Que Habito: Uçlardaki Yalın Anlatım
Yazarımız Simge Üngör El Piel Que Habito’nun öyküsünü farklı bir şekilde çözümledi. bakınız
Extremely Loud & Incredibly Close: Aşırı Dağınık ve İnanılmaz Uzak
Amerikan sinemasında büyük film demek, %60 oranında roman uyarlaması demek. Salladığım anlaşılsın diye küsuratsız sayı veriyorum ama bu sene en iyi film dalında Oscar’a aday olan dokuz filmden … bakınız
Hodejegerne: Zenginlik ve İnsanın İçindeki Boşluk!
Yazarımız Edip Can Rende, norveç sinemasındaki farklı yolculuğunu sürdürüyor. bakınız
Zamani barayé masti asbha: Atlara Viski Peki ya Bana?
Kalbimin kapılarını kapatmak istiyorum bugün… Savaşın kenarında bırakılmış bir kaya oluyorum bir anda, kulağıma doğru koşuyor cümleler aralarında silah sesleri, tankların gürültüsü, kanayan yaraların sesi de var. Ne … bakınız
Perfect Sense: Yaşadığımız Sürece Yalnızız Biz
Koku, tatma, işitme, görme duyularının yavaş yavaş yok olduğu bir dünyada aşk nasıl mümkün olur sorusuna yanıt arıyan Perfect Sense filmini Cem Çelik yazdı. bakınız
Kraliyet Shakespeare Domatesleri Sunar: Attack of the Killer Tomatoes!
1963′de Alfred Hitchcock “Kuşlar” adında bir film yaptı. Kanatlı yaratıklar insanlara acımasızca saldırıyordu. İnsanlar güldü. 1975 sonbaharında, 7 milyon siyah kuş insanların tüm kovma çabalarına rağmen Kentucky’deki Hopkinsville … bakınız
The Help: Gündeliğin Faşizmi
1950’lerin sonları 1960’ların başlarında Amerika’nın Mississippi eyaletinde, ülkenin genelinde olduğu gibi zenciler ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edilmektedir. Otobüslerde oturdukları koltuklar en arkada, yemek yedikleri lokantalar ayrı, eğitim … bakınız
Dinlenilesi Film: Tous les matins du monde
Sanatı duyan insanlarla anlayan insanlar çoktur, ama sanatı hem duyan, hem de anlayan insan pek azdır. – Hilard Sanat, ekmek peşinde koşarsa alçalır. – Aristophanes Fransız sinemasının en … bakınız
War Horse: Spielberg’in Atı
1910ların başında İngiltere’nin taşrasında tarlasını ekip boğazına kadar olan borcunu bir nebze olsa da kapatmaya çalışan gariban çiftçi Ted Narracott (Peter Mullan) tarlada kendisinden istediği randımanı alamayacağını bilse … bakınız
La piel que habito: Kadınların Üzerine Dikilen Elbiseler
Misafir yazarımız Çağlar Can Cengiz, La Piel Que Habito’yu farklı bir gözle değerlendirdi. bakınız
A Love Song For Bobby Long: Kitap & Sigara & Blues
Bazen bazı filmler sizi yakalar. İki hafta boyunca da yakanızı bırakmaz. İçine öyle bir çeker ki sizi, neresinden bu kadar etkilendiğinizi bile anlayamazsınız. İşte öyle filmlerden biri A … bakınız
In the Mood For Love: Aşkın Sabiti
Zaman hızla geçiyor, algılar ve alışkanlıklar değişiyor. Oysa bazı filmler sabit kalıyor. Bana göre bunlardan biri de Wong Kar Wai’nin aşk şiiri In The Mood For Love. bakınız
Melancholia: Sakin ol, Panik Yapma; Bu Olacaklardan Sen Sorumlusun!
Cumartesime kar yağdı. Bir deli adamın filmi vardı sinemada, ben onu izlemeye gittim. Benim de evrenime bir gezegen çarptı. Melankoli’yi keşfetmek, benim için babamın öldüğünü duymak gibiydi. Sarsıldım. … bakınız
Eternity And A Day: Sonsuzluk, Zaman, Hayat
Theo Angelopoulos’un ölüm tarihinde yaşamı sonsuza çevirdiği güzel filminin kendi adıma anlamlı bir zamana gelmesinden ötürü iki kelamını etmek istiyorum. Yakın zamanda kendi kendime sormuştum: Yarın ne kadar … bakınız
Hostel Serisi Üzerine…
Hostel serisi denilince serinin yapımcısı Tarantino en başta zikrediliyor (yönetmenin o olduğunu sananlar bile var) ve bu da beni uyuz ediyor. Zira kendisi, nazarımda Kill Bill’den sonraki işlerinde … bakınız
Ghost Protocol: Aksayan Şeyler ya da Tekinsiz Dünya
James Bond’un kardeşi Jason Bourne’un ağabeyi Ethan Hunt’ın son macerası Ghost Protocol’ün gösterime girmeden önce nete düşen ilk fragmanlarını seyrettiğimde ilk şu yorumu yapmıştım: “Daha şimdiden çok sıkıcı.” … bakınız
Los Lunes Al Sol: Işığı Biriktirmek
Nevin Ferhat, Los Lunes Al Sol’un tüm karakterlerini teker teker ele alarak bambaşka bir portre çizdi. bakınız

























