• A Martfüi Rem: Yoldaş Seri Katil

    Turgay Kaplan, Árpád Sopsits'in yönettiği, Macaristan'da yaşanmış gerçek bir seri katilin yaptıklarını aktaran A Martfüi Rem'i yazdı....
  • Avengers: Infinity War: Taht Oyunlarını Mükemmel Oynamak

    Avengers: Infinity War, daha doğrusu filmin bu hafta gösterime giren ilk bölümü, sinematik evrenlerle dolan dünya sinemasında kolay kolay rastlayamayacağımız düzeyde bir film......
  • Beast: Dışlanmışların Tekinsiz Çığlığı

    Beast: Her Türlü Zorluğa Rağmen Hala Aşk ve Yine Aşk… Herkes hep aynı şeyi söyler: “Beni kimse anlamıyor.” Bu cümlenin getirdiği ait olmama hissi, topluma ayak uyduramayan bireylerin kendi dünyalarında bir hayat kurma çabaları pek çok sinemada anlatılan konular haline geldiler. Beast de işte böyle bir çiftin hikayesine odaklanıyor....
  • Dhogs: Rahatsız Edilmenin Zevki

    Klasik anlatı dışına çıkan kimi filmler, yeni tatlar yaşamamız adına biçim olarak değişik görünümlere evrilebilirler. Dhogs filmi de bu tip filmlerin bir örneği denilebilir....
  • Matar a Jesus: Mutlu İntikam Yoktur

    Matar a Jesus: Kolombiya’nın Suç iklimi Güney Amerika sinemasında ülkelerini eleştiren pek çok örnek görebiliriz. Gün geçtikçe artan suç oranları ve ekonomik anlamda uçurumlaşan zenginlik kavramının ortaya çıkardığı kutuplaşma sonucunda Güney Amerika suç filmleri furyası ortaya çıktı. Zengin insanların az dertli hayatlarının ötekileştirilen fakir toplum tarafından müdehalesiyle oluşan sızıntılar...
  • Piercing: Sinemada Bir Sado-Mazo Seansı

    Sinema her türlü arzunun vuku bulduğu bir güzelliktir. Bu yüzden de sinemada insanların deneyimleyemediği pek çok şeyi yaşamak isterler. Çoğu zaman bu durum hikaye sarmallarıyla sınırlı kalırken, bazı yönetmenler farklı türdeki deneyimleri sinemada izleyicisine yaşatmak isterler. Piercing de biraz öyle bir deneyim denilebilir. Sinemada sado-mazo seansı deneyimi bir filmin...
  • You Were Never Really Here: Belki de Bir Gün Nefes Alabildiğimiz Güzel Bir Güne Uyanabiliriz

    Joaquin Phoenix… Bir tetikçi için en iyi şey işini yapıp kulaklarını kapamaktır. Joe ise kurallarına göre oynamayı sever. Geçmişin dizginlediği şiddet iklimi gözlerini her kapadığında yanındadır. Nefes almak bu yüzden anlamsızdır. Gördüklerimiz aklımızı kaybetmemize yol açan kamburumuzdur. Bu yüzden aklımıza yerleşen travmalar bizi ince bir iplikle bağlıymışçasına yok olmaya...
  • 120 Battements Par Minute: Sessizlik Ölüm, Cesaret Yaşam

    Toplumun binlerce yöntemle dışladığı insanlar, 90'lı yıllarda bir de cahil kesimin "tanrının laneti" olarak gördüğü HIV'i kanlarında taşımaya başladıktan sonra nasıl ayakta durur, nasıl savaşır? 120 Battements Par Minute, bunun yanıtını tek sözcükle veriyor...
  • There Will Be Blood: Kan ve Milkshake Üzerine

    Paul Thomas Anderson'ın uyarlayıp yönettiği, modern zamanların en derinlikli filmlerinden There Will Be Blood'ın, tipik bir klasik anlatımcı filminde olduğu gibi, son sekansıyla ana fikrinin bağlandığını görürüz....