Ceset: Ah Bir De Çürümese…

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilen yerli yapımlar arasında yer alan Pınar Sinan’ın ilk uzun metrajı “Ceset”, bir hastanede ayak işleri yapan ve boş vakitlerini morgdaki genç kadın cesetlerine...

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilen yerli yapımlar arasında yer alan Pınar Sinan’ın ilk uzun metrajı “Ceset”, bir hastanede ayak işleri yapan ve boş vakitlerini morgdaki genç kadın cesetlerine istismarda bulunarak geçiren İhsan’ın hikayesini konu alıyor

Ceset, ölüleri istismar eden bir cenaze levazımatçısının başından geçenleri işleyen Güney Kore yapımı Muge (The Weight / Yük) filminden fena halde “esinlense” de İhsan’ın istismar ettiği cesetle kurduğu ilişkiye yüklenen aşırı dozda romantizm, bize Muge’den ziyade bir şişme bebekle yaşanan aşkı konu edinen Lars and The Real Girl’ü hatırlatıyor. Film, tıpkı Lars gibi İhsan’ı da ilişkisini benimsedikçe günden güne değişen, daha sosyal, daha dışa dönük olmaya başlayan biri gibi resmediyor. Ancak bunu yaparken şişme bebek ve insan ceseti arasındaki farkı gözden kaçırıp tam da eleştirdiği şeye dönüşüyor.

ilk-izlenimler-ceset_131000954639186685Nekrofili (ölü sevicilik) gibi daha önce Türkiye sinemasında hiç işlenmemiş bir konu seçerek oldukça cesur davranan yönetmen, yazık ki tek boyutlu yazılmış karakterleri ve son derece sığ senaryosu ile kendi ayağına çelme takıyor. Sinan, hikayesini içine düştüğü bu handikaptan kurtarmak isterken en yanlış tercihi yapıp ölülere tecavüz eden bir sapığı karşımıza “çılgın aşk çocuğu” olarak getiriyor. İhsan, mezarından çıkardığı kadına elbiseler, çiçekler alıyor, ona makyaj yapıyor, hatta tüm riskleri göze alıp onu gezmeye bile götürüyor. Böyle büyük bir aşk yaşarken elbette kendi de değişiyor. Onu ezenler karşısında hakkını savunmaya ve diğer insanlarla iletişim kurmaya başlıyor. Sapıklığına açıklama olarak elimizdeki tek veri olan fiziksel çirkinliği bile gün geçtikçe azalıyor. Ah bir de şu cesetler çürümese…

Mehmet Yılmaz Ak’ın filmin başrolünde hiç fena bir iş çıkarmadığını söyleyebiliriz. Ancak yan karakterlerin tamamı -hikayenin kilit karakterlerinden biri olan ev sahibi dahil- baştan savma yazılmış senaryonun gölgesinde kalıyor. Dilerim kendine nekrofili gibi hassas bir konu seçecek kadar cesur bir kadın yönetmenin elinden, gelecekte işlediği konuya doğru açıdan bakacak yetkinlikte işler çıkar.

 

Bu yazı ilk olarak yazarın kişisel blogunda yayınlanmıştır.

kategori:
izlenim

ilgili