L’Illusionniste: Chomet, Tati ve Kızları…

Les Triplettes De Belleville (Belleville’de Randevu ve hatta doğru çevirisiyle BelleVille’nin Üçüzleri) bizlere ABD ile Uzakdoğu arasında da farklı bir animasyon kültürü olduğunu hatırlatmıştı. Miki Fare-Bugs Bunny ile Voltran-Robotech...

illusionist9.jpg

Les Triplettes De Belleville (Belleville’de Randevu ve hatta doğru çevirisiyle BelleVille’nin Üçüzleri) bizlere ABD ile Uzakdoğu arasında da farklı bir animasyon kültürü olduğunu hatırlatmıştı. Miki Fare-Bugs Bunny ile Voltran-Robotech arasında geçen çocukluğumuzda Clementine gibi farklı bir renk olduğunu da anımsamış ve yüzümüzde geniş bir gülümseme belirmişti. Sylvain Chomet yıllardır fransızların bile unuttuğu animasyon kültürünün kurtarıcısı olarak gösterildi. Hatta Çek Cumhuriyeti ve Polonya’dan da yeni kısa animasyonlar gelmeye başlayınca “Avrupa’da animasyon uyanıyor” naraları çınlattı her yanı. Ama sonrasında derin bir sessizlik geldi…

Şahsım adına söyleyebilirim ki 2-3 ayda bir “Acaba Chomet ne yapıyor?” diye internette dolandığım, bir şey bulamayınca arada Belleville’in pin pon teyzelerini izleyip “Demek ki bir atımlık barutları kalmışmış” diye üzüldüğüm çok oldu… Ta ki geçtiğimiz yıl başında “L’illusionniste”in haberleri yavaş yavaş yayılmaya başlayana kadar… 2009 ocak ayında Chomet yeni filminin üzerinde zaten 4 yıldır çalıştığını ancak çok da ayrıntı vermek istemediğini belirtiyordu. Chomet’nin bizlerle paylaştığı tek şey filme alınmamış bir Jacques Tati senaryosunu anime ettikleriydi.

Yakın takibe aldığımız bu Chomet/Tati projesinin ismi 2009 yılının ortalarında açıklandı: L’illusionniste. Ve filmin isminin ortaya çıkmasıyla beraber Tati’nin senaryosunun ayrıntıları da basında yer almaya başladı. Filmde yaşını başını almış bir sihirbazın, hayatına küçük bir kızın girmesiyle değişen hayatını Chomet’nin çizgileriyle izleyeceğimiz ortaya çıktı. Chomet’nin yeni filmini izleyecek olmanın yanısıra filmleriyle büyüdüğümüz Tati’yi bu kez çizgi bir karakter olarak beyazperdede görme şansını yakalayacağız diye de sevinmeye başladık.

illusionist5.JPG

Geçtiğimiz ay içinde filmden ilk karelerin yayınlanması ise itiraf ediyoruz boşluğumuza geldi ve sayfalarımızda yer veremedik. Bakınız.com olarak filmden görüntüleri yayınlamak için doğru zamanı kollarken senaryoyla ilgili ortaya çıkan sarsıcı ayrıntılar, hem filmi tanıtmak, hem görüntüleri yayınlamak, hem de senaryonun ardındaki motivasyonları anlatmak için fırsat yarattı.

Tati’nin senaryosunu bilenler bu filmi küçük kızı için çekmek istediğini, onu mutlu edecek bir film yapmak istediğini belirtiyorlardı. Jacques Tati’nin kızı Sophie, 2000 yılına kadar babasının veda hediyesi olarak sakladığı senaryoyu Chomet’ye teslim etmiş ve 2002’de de hayata gözlerini yummuştu. Chomet bu eşsiz yadigarı en iyi şekilde hayata geçirebilmek için ilk filminin ardından 7 yıllık bir çalışma sürecine girmişti. Tüm buraya kadar filmin hikayesi pekişiyor ve belki de olduğundan daha duygusal bir anlam kazanıyordu. Tam bu sırada Kuzey İngiltere’den farklı bir ses yükseldi: “Tati, senaryoyu Sophie’ye değil, annemize yazdı”

1940lar Fransa alman işgali altında… 1907de doğan Tati tüm zorluklara rağmen tiyatrosunu yaşatmaya çalışıyor. Bu arada tiyatroda çalışan iki avusturyalı kızkardeşten küçük olanı, Herta Schiel ilgisini çekiyor. Bu ilgi hızla aşka dönüyor ve Jacques ile Herta beraber yaşamaya başlıyorlar. 1942de küçük kızları Helga doğuyor. Tiyatrosunda çalışmalarına devam eden Tati, fransızlara çok ihtiyaç duydukları morali savaş süresince sağlayarak kültürel bir figüre dönüşüyor. Savaşın bitmesine az bir süre kala evlenmek isteyen Herta ve Jacques, Tati ailesinin muhalefetiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bir rus aristokrat ailesinden gelen Tatischev’ler, oğullarının almanca konuşan avusturyalı bir göçmenle evlenmesini istemiyorlar. Kadına ve çocuğuna hayatını rahat bir şekilde devam ettirebileceği yüklü bir tazminatı ödeyerek Jacques Tati’nin hayatından çıkmasını sağlıyorlar.

illusionist6.JPG

Ancak bu hareket ailenin adını daha kötü bir şekilde lekeliyor. Tüm tiyatro camiası ve sanatçılar ailesini dinleyip kızını terkettiği için Jacques Tati’ye sırtını dönüyor. Tiyatrosunu kapatan Jacques 1945’te başka bir kadınla evlenip, 1946’da da yeni kızına Sophie’ye kavuşuyor. Ve tiyatroda artık yapabileceği birşey kalmadığı için daha önce kısa filmlerde figüran olarak rol aldığı sinemaya geçiş yapıyor. Bundan sonrası zaten sinema tarihine geçen filmlerin ortaya çıktığı süreç. 1954’te terk ettiği küçük kızının vicdan azabıyla veya Sophie’ye olan sevgiyle yazdığı L’illusionniste’i ise filme çekemiyor. Senaryonun bir kopyasını kızı Sophie’ye verirken, diğer bir kopyasını ise bir mektupla birlikte 1956’da terk ettiği küçük kızı Helga’ya yolluyor.

İşte bu mektupla ortaya çıkan Helga’nın üç oğlu, Chomet’nin “Tati’nin kızı Sophie’ye hediye olarak yazdığı bir senaryoyu anime ediyoruz” açıklamalarına kızmış durumdalar. Filmin girişinde “For Sophie” ibaresinin değil de bebekken terk edilen annelerinin anısını yaşatmak için “For Sophie and Helga” ibaresinin yer almasını istiyorlar.

Filmin senaryosunun ortaya çıkış hikayesinin en az film kadar ilginç olduğu L’illusionniste, Berlinale 2010’a yetişecek gibi duruyor. Chomet, filmin ana karakteri olan sihirbazı, Tati’den esinlenerek oluşturdu. Filmde Tati’nin kızlarıyla arasındaki duygusal bağı da izleyeceğiz ve sadece senaryodaki hikayeyi değil, gerçek bir hikayeyi de yaşayacağız… Şimdilik filmden karelere doya doya bakarak zamanın geçmesini beklemekten başka çaremiz yok.

illusionist2.JPG

illusionist4.jpg

illusionist7.JPG

illusionniste11.jpg

kategori:
haber

ilgili