Çıplak: Mutlu Olmak ve Çıplaklık

Can Evrenol'un dizisini, yarattığı etkiyi de dikkate alarak değerlendirdik.

Türk korku sinemasının mihenk taşlarını, sinemaseverlerin yarattığı sanal evrenimizde sokaktan geçen bir “user”a sorsanız, aklına gelen isimlerin başında çoğunlukla Can Evrenol gelir. Can Evrenol, kendi reklamını o kadar başarılı yapıyor ki, onu bazı insanlar filmlerini izlemeden takip ediyor. Nedenleri arasında savunduğu değerlerin, genel geçerden daha farklı olması var. Öyle ki, ben de sinemasına destek amacıyla “Peri” filmine bir afiş tasarlamıştım.

Daha önceki işleri bir yana onu sosyal medyadaki sanal sinema evrenine Hakan: Muhafız dizisinde bir bölümcük yönetmenliğiyle kabul buyurduk. Pek fena değildi. Son dizisi ise bir eskort hikayesi olan “Çıplak”. Adı ve konusu sebebiyle reklamını cesaret kavrası üzerinden yaptı. Bu iddia fazla göze sokulduğu için olumsuz eleştiri aldı. Eleştirileri anlamsız buldum. Distopyamızda “çok şükür” yayınlanacak yer bulabilmiş bir iş. Hatta Blutv reklamında çok çekingen davrandı. Yayınlayan platform bile reklamını çok yapmadıysa cesaretinden bahsedebiliriz değil mi? Cesaretinin işin kalitesiyle bir alakası yok. (Bu arada; dizinin yazarlarından Merve Göntem, asıl cesaretin dizinin tamamının Iphone ile çekilmesi olduğunu söylemişti. Bunu fark etmemiştim. İşin mutfağında olmayan biri bunu pek de önemsemez.)


Bir eleştiri yazısında baş karakterin eskort olmasının normalleştirildiğinden yakınılmış. Tam tersini düşünüyorum. Bir eskortun başından geçenleri anlatıyor diye mevzunun kamu spotuna dönme samimiyetsizliğine hiç gerek yok. Her şeyi bütün çıplaklığıyla anlattığı için bu dizi “Çıplak”. İsminin de altını dolduruyor. Gerçi her açıdan dolduruyor. Meme ucu, açık penis görüntüsü hariç görsel olarak müstehcen bir yapım olmasını da kabullenmeliyiz.

Her bölümü 20 dakika olduğu için dizinin esinlendiği belli olan Bartu Ben’deki kadar sıkılmadım. Bu tarz eserler zekice bir yere bağlanmıyorsa 20 dakika olmalı. Aslında bu iş de bir bakıma bağlanamıyor. Son bölümlere kadar eğlenerek izledim. Bir eskortu da mutlu ve “yaşıyor” görebilmek kafamı açtı, beni kendime getirdi. Bu tarz yapımlar çoğalmalı ki insan izlediği içerikte çıplaklık görür görmez içi nefret dolmasın. Çünkü çıplaklıkla mutlu ya da mutsuz olmanın bir alakası yok. İnsan bedeni, memesi, eli kolu her şeyiyle bir bütün, bir figürden ötesi değil.

Son bölümlerde ise dizi çok dağıldı. Hani bir işi ciddiyetle yaparsınız, arkadaşlarınız gelir, “Olsun devam ederim” dersiniz ve devam edemezsiniz, aynen o durum. Bir bölümde tanıdık yüzler dahil oluyor ve sonrası kopuk. Ben ne izliyorum, kim kimle yattı ve kimin kiminle yatması kimi ilgilendiriyor? Hiçbirinin cevabı oturmadı. Diziye karşı nötr kaldım. Bütün bunlara rağmen Can Evrenol’u ve story’lerini ilgiyle takip ediyor, gelecekteki işlerini merak ediyorum.

kategori:
izlenim
Avatar

Yazı yazıyorum. contact: emiringham@gmail.com

ilgili