Community: Amerika’nın Aynası Kırıldı

Dün alınan kararla ekranlara veda eden Community üzerine küçük bir veda yazısı......

Amerikan toplumunun ve bu toplumu yönetenlerin en çok önem addettiği kavramlardan biri “Community”lerdir. Özgürlük ve demokrasi iddialarını hep “Bakın, farklı topluluklar kendi değerlerini ve yaşayış biçimlerini koruyarak, kendilerini özgürce ifade ederek, amerikan bayrağı altında birlikte yaşıyorlar” cümleleriyle ifade ederler. Kendi sınırları dışındaki dünya ülkelerindeki farklılıkları sömürerek, manipule edip savaşlar çıkararak, dünyadaki her ülkenin içişlerine karışarak biz yabancılara “şımarık zengin piçi” imajından başka bir algılama şansı vermeseler de kendi vatandaşlarına “özgürlük/demokrasi/birlikte yaşayan farklılıklar” temalı mesajları sık sık pompalarlar.

En sert HBO dizisinden, en yumuşak aile sit-com’una kadar bu mesajlar tüm dizilerine de yansır. Amerikan hayranlığı, acımasız toplum eleştirileri yapılan dizileri yorumlarken bile “Abi, adamlar kendini eleştirebiliyor ya” övgüleriyle kendini gösterir. Sistemin nasıl çürüdüğünü gösteren örneğin House of Cards gibi bir dizi aslında özeleştiri gibi algılanır ve “Adamların sistemi işliyor, bak ne güzel özeleştiri yapıyorlar” cümleleriyle kutsanır.
community 4
ABD’nin en ortalama kanalında, yine amerikan halkının en ortalama izleyicisinin ekran başında olduğu saatlerde 5 sezon boyunca bu aldatmacanın dışında durabilen bir diziyi izleme şansı bulduk. Başta dizinin yapımcısı Dan Harmon olmak üzere tüm oyuncu ve yazar kadrosunun başlangıçta ve dizi devam ederken bir toplum eleştirisi yapma amacı ve ihtiyacı yoktu elbette… Ama ikinci sezonundan itibaren devamlı yayından kaldırılma tehdidiyle yaşamaları, ortalama amerikan izleyicileriyle aralarında bir sevgi-nefret ilişkisi doğurdu. “Nasılsa yayından kaldırılacağız” beklentisi ve korkusuyla yazılan bölümler yetenekli yazarların “Gelecek sezonlara pas atalım, rating için birini öldürelim, duygusallığın dibine vuralım ki amerikan halkı bizi sevsin” gibi klasik Hollywood numaralarından uzak durmalarını sağladı. Dizi, amerikan halkına “Siz busunuz ulan” diye ayna tutan, kendi kendine eğlenen, ortalama amerikan halkına her hafta onları hiç takmadığını göstererek dalga geçen bir hal aldı.
community 1
Jeff Winger, kendine ve kendi görüşlerine aşık, dış görünüşüne önem veren, kariyer ve para odaklı amerikan liberal/demokrat “community”sinin bir yansıması oldu. Pierce Hawton, ABD’nin zengin-beyaz-ırkçı kesimini ekranlara taşıdı. Troy, aralarında en yeteneklileri ve akıllıları olmasına rağmen, ülkede siyahların yaşadığı kendisini toplumda bir yere konumlandıramama sorunlarıyla sık sık “Ben burada ne yapıyorum?” hezeyanlarıyla ekranlara çıktı. Abed, amerikan toplumunda yaşamaya, kendini kabul ettirmeye çalışan ama her zaman dışlanan ve yaptıkları amerikan önyargılarına çarpıp durduğu için hep garip gelen, 70 milletten gelip ABD’de yaşamaya çalışan yeşil kartlıların modeli oldu. Annie Edison, benmerkezci, ne kadar güzelimci, dış görünüşüne önem veren, aile değerlerine sahip çıkar gibi görünüp, hep “yasak” olanın cazibesine kendini kaptıran amerikan kadınlarını ekranlara taşıdı. Britta Perry, klasik amerikan kofti anarşisti olarak genelde hep birşeyleri değiştirmeye, tepki göstermeye çalıştı ama başaramadı, toplumsal duyarlılığı Okan Bayülgen düzeyinde kaldı. Shirley Bennet, boş kafalı, herşeyden korkan, paranoyak ve koyu hristiyan ortalama amerikan toplumunu temsil etti. 7 kişilik ana ekip amerikan halkını aktarırken, Greendale’in diğer sakinleri de amerika’nın diğer ülkelere nasıl baktığını anlattı.
Dean Pelton, dünyanın sorunlarını çözmesi gerekirken, herşeyi birbirine karıştıran kabiliyetsiz ve etkisiz uluslararası kurumları, Chang amerikalıların hep korktuğu abartılmış dış tehditleri, Star-Burns güney amerika’yı, çingeneleri, Magnitude neşeli karayip halklarını, Leonard yaşlı suya sabuna dokunmayan ama aksi beyaz avrupa’yı Greendale’e taşıdı. Tüm bunları da didaktik, izleyicinin gözüne mesajları sokarak yapmadı. Zaten pek mesaj verme kaygısı olmadığı için bu altmetinler kendi kendine oluştu denebilir. Karakterler, klasik Hollywood numarası olan “İnsanların özdeşleşebileceği kişilikler yaratalım” iddiasıyla ortaya çıkarılmadığı için kendimizi sadece Abed’e yakın hissettik.

Başta da belirttiğimiz gibi yazarların mesaj verme amacı ve “Altmetinlerle amerikan halkına ayna tutalım” gibi bir derdi yoktu büyük bir ihtimalle… Ama “Amerikan ortalama izleyicisi bizi takip etmiyor. Onların ortalama beyinleri yüzünden yayından kaldırılacağız” korkusu ve bundan doğan tepki daha samimi, gerçekçi ve kuralları çok da takmayan bir hale bürünmelerine neden oldu. Dizi bir HBO dizisi olsa daha 10 sezon izlerdik… Kablolu kanalda olacakları için daha çok küfür kullanıp, daha uçuk ve belki de komik senaryolarla karşımıza çıkabilirlerdi. Ama bu kadar etkili olurlar mıydı ve sevilirler miydi bilinmez…

Sonunda Community’nin amerikan toplumuna tuttuğu ayna dün NBC’nin verdiği kararla kırıldı. Amerikan halkının kendine tutulan aynaya aslında boş boş baktığını, bira göbekli, hamburger beyinli halleriyle diziden pek birşey anlamadıklarını zaten biliyorduk da, bu kararla durum tescillenmiş oldu.

Greendale Community College’in üzerinde göt deliği sembolü taşıyan bayrağının aslında en hakiki amerikan bayrağı olduğunu daha iyi anlatamadan dizi ekranlarımıza veda etti… Bizlere de 8-bit’inden, clay-motion’ına, altı alternatif evreninden paint-ball savaşlarına kadar aç-tekrar tekrar izle bölümleriyle güzel bir kültürel miras bıraktı. Biz daha uzun süre amerikan “community”sinin aynadaki yansımasına bakıp bakıp güleriz. Gerisini o yansımaya boş boş bakan ve birşey anlama kapasitesini zaten çoktan yitirmiş ortalama amerikalılar düşünsün.
Community 2

kategori:
haber

ilgili