Cutie and the Boxer: Zor Sanat

“Yaratıcılık mutsuzluğun sanata çevrilmiş halidir.” der yazar Eric Hoffer. Kariyerini biyografik belgesellerle süsleyen yönetmen Zachary Heinzerling yeni belgeseli ile dünya festival sinemalarında izleyenlerle buluştu. Ülkemizin en iyi festivallerinden biri...

“Yaratıcılık mutsuzluğun sanata çevrilmiş halidir.” der yazar Eric Hoffer.

Kariyerini biyografik belgesellerle süsleyen yönetmen Zachary Heinzerling yeni belgeseli ile dünya festival sinemalarında izleyenlerle buluştu. Ülkemizin en iyi festivallerinden biri olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali sayesinde izleme fırsatı bulduk. Yönetmenin bu sefer belgeselinde New York’ta yaşayan Japon ressam Ushio Shinohara’u konuk ediyor.

Cutie and the boxer film

Ushio Shinohara tanka şiirleri yazan bir babanın ve ressam bir annenin oğlu olarak sanatla iç içe büyür. New York’ta sanatını icra ederken kendisinden 22 yaş küçük Noriko ile evlenir. Evlendiğinde henüz 19 yaşında olan Noriko ressamdır ve kendisini geliştirmek için New York’a gelmiştir. Yıllarca kocasının sorunlarıyla (alkol-para) uğraşmaktan ve çocuğuyla ilgilenmekten sanatınından uzak kalmıştır. Yıllar ilerlemiş ve Ushio alkol problemini bitirmiş Noriko tutsaklığını fırçalarıyla kırmıştır.

Noriko Shinohara resimlerinde bile kendi yaşamından kesitler sunmaktadır. Ushio ile anlaşmazlıklarının sorunlarını resmeden sanatçı aynı şekilde kocasını sevmektedir. Belki de yıllarca kocasının sanatının gölgesinde kalmasının biriktirdiği bir sitemdir resimlerinde anlatmak istediği. Eric Hoffer’in dediği gibi: “Yaratıcılık mutsuzluğun sanata çevrilmiş halidir.”

Ushio Shinohara çeşitli müzelerde, sergilerde sanatseverlerle buluşmasına ve tanınmasına rağmen maddi sıkıntılar çekmektedir. Bu kısım gerekli şekilde yansıtılmış belgeselde. Gerçek sanatçıların ne şartlarda ne zorluklarda eserlerini ortaya çıkardığını görüyoruz. Sanatın ve sanatçının değeri verilmelidir. Eğer sanatçı sadece sanatçı olarak kalırsa, işini tutkusu için değil para kaynağı olarak yapar. Tüm sitemler gerçek sanatçıların değerini bulamamasıdır. Şanslılarsa diğer talihsiz sanatçılar gibi öldükten yüzyıllar sonra milyon dolarlara tabloları satılabilir. Nedense her güzel şey kaybedilince kıymetlenir bu sanat eseri dahi olsa.

Çekimleri gayet türüne uygun olmuş ve en ilgi çekici yanı belgeselde Ushio ve Noriko çiftinin yıllar önce kayda alınmış görüntülerine yer vermesiydi. Yine Ushio’nun eski içki içtiği günlerden bi kesit var ki görülmeye değerdi. Ordaki sanatının maddi karşılığını alamamasındaki ve maddi sorunlar yaşamasına olan sitemi kendisi gibi tüm gerçek sanatçıların feryadıydı sanki.

Ushio ve Nuriko Shinohara çifti nerdeyse belgeselde oynamışlar. Belgeselden öte bir kurgu filmi izler gibiydik. Kendilerine hayran olmamak elde değil. 80 dakikalık süresi belki bir biyografik sinema için fazla gelip izleyeni bunaltabilir. Biraz daha kısa bir süre olsaydı pek fena olmazdı. En iyi belgesel dalında aday olan “Cutie and the Boxer” izlenilmeye değer. En azından Ushio Shinohara’yı tanımak için büyük bir fırsat. Büyük usta’yı ve eserlerini tanımak için kendi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: http://www.ushioshinohara.com/

kategori:
izlenim

ilgili