David Fincher ve Müzik Kullanımı…

Ebru Çavdarlı ve Cem Çelik, David Fincher'ın yönetmenliğine ustalık katan yönlerinden birini, müzik ve müzisyen seçimini değerlendirdi....

Ebru Çavdarlı ve Cem Çelik birlikte toparladı…

Yönetmenlik hayatına müzik belgeselleri ve video klipler ile başlayan David Fincher’ın film müzikleri üzerine konuşmaya başlamadan önce bu çalışmaları hakkında biraz konuşmakta fayda var. Rick Springfield ile ’85 senesinde The Beat of the Live Drum adlı belgeseli çeken yönetmen, 90’lara gelindiğinde pop’un en önemli isimlerinden Madonna ile çalışma fırsatı buldu.
Daha sonra Sting ile Englishman In New York klibinde çalışan yönetmen 90’ların ortasında ise Aerosmith: Big Ones You Can Look at videosunu yönetti. Sonrasında George Michael, The Rolling Stones gibi isimlerin video’larını yöneterek çıtayı daha da yükseltti.
Sizler için video kliplerini ayrı bir bölümde değerlendirdik.
Ve gelelim filmlerine. Klip yönetmeliği dönemlerinde Ezra Swerdlow ile tanıştı. Kendisine ilk uzun metraj filmi çekmesi için ön ayak olacak olan Swerdlow’un bahsettiği film ise Alien 3’tü. Fincher bu filmde müzikleri Elliot Goldenthal’a emanet etti. Goldenthal’ın özelliği konser müziği ya da orkestra müziği gibi çağdaş klasik müzik normlarını hiçe sayarak alışılmamış tekniklerle dinleyiciler için deneysel bir farklılık sunmaktı. Hayvan Mezarlığı filminin müzikal başarısının farkına varan Fincher’ın Goldenthals ile çalışmak istemesinin en büyük sebebi de buydu. Bunu da Alien 3 filminde gördük ve duyduk. Ortaklıkları güzel bir meyve vermişti (ilerleyen zamanlarda Goldenthal, Frida film müzikleriyle oscar aldı.)

Yönetmen Fincher ikinci filmi Seven’da ise Howard Shore ile çalışma kararı aldı. Etkili bir drama bütünlüğü oluşturmada ünlü olan Shore, filmin yakaladığı büyük başarının arkasında olan büyük aktörlerden biriydi. Bu birliktelik sonraki filmlerde de devam edecekti. Yönetmen ikinci filminde daha sonra Trent Reznor ile çalışacağının sinyallerini de vermeye başlamıştı. Score albümü The Lord of The Rings ve Hugo filmleriyle 3 kez Oscar ödülü alan Howard Shore tarafından bestelenen Fincher’ın Se7en filminde Trent Reznor’dan Closer parçası da yerini aldı. Ayrıca filmde yazarları arasında Erdal Kızılçay, David Bowie, Brian Eno’nun da yer aldığı, David Bowie tarafından seslendirilen The Hearts Filthy Lesson şarkısı da yer aldı.

Yönetmen üçüncü filmi The Game’de Howard Shore ile birlikteliğine devam etti. Gişede çok başarı elde edemeyen fakat DVD’si çıktıktan sonra büyük bir hayran kitlesi edinen filmin müzikleri gerilimi yansıtma açısından başarısızdı. Bir bütün oluşturma açısından da yoksun kalıyordu.

Chuck Palahniuk’un romanından uyarladığı Fight Club filminin müziklerini radikal bir karar alarak The Dust Brothers’a emanet etti. Daha önce film müzikleri açısından pek kariyeri olmayan The Dust Brother’a bu projeyi bırakmasında en büyük etken, yönetmenin klasik müzik yerine filmin sertliğini, kirliliğini ve gerilimini ortaya çıkaracak işler istemesiydi. Dust Brothers’da indie-rock-eletronic tarzlarında seyreden bir iş çıkararak bunu fazlasıyla yerine getirmişti. Azam Ali ve Tom Waits’in şarkılarının da yer aldığı filmin en önemli şarkısı ise kuşkusuz ki final sahnesinde dinlediğimiz ve filme en çok yakışan The Pixies’den Where is My Mind oldu. Tüm albüme rağmen bu şarkı filme damgasını vurdu.
The Dust Brothers – This is Your Life


Where is My Mind – The Pixies

90’ların sonlarına doğru yönetmenin çektiği Panic Room ise yönetmenin film müzikleri anlamında en sönük filmleri arasında yerini aldı. Yönetmen bu filmde eski dostu Howard shore ile tekrar çalışmış oldu.
Uzun bir aradan sonra 2000’lerin sonlarına doğru döndüğü Zodiac filminde ise yönetmen Saturday Night Fever filmi ile tanıdığımız David Shire ile çalışmayı tercih etti. Ve filmde Miles Davis, Donovan, Santana ve John Coltrane gibi blues ve jazz müziğin büyük isimlerinin şarkıları kullanıldı.
John Coltrane – Mary’s Blues

Brad Pitt ve Cate Blanchett’in başrollerinde yer aldığı The Curious Case of Benjamin Button filminde ise yönetmen bir diğer önemli Fransız isim Alexandre Desplat ile çalıştı. Desplat, bu film ile birlikte toplamda 6 film ile Oscar yarışında en iyi orijinal film müziği dalında aday oldu. Özellikle drama sahnelerinde yarattığı ambiyanslarla, sahnelerin melodilerle bütünleşmesinde etkili bir isim olan Desplat, bu filmde de ustalığını göstermiş, film kadar müzikleri ile de akıllarda kalan bir iş çıkarmıştı.

The Social Network filmi ile birlikte yönetmen ilk filminde şarkısına yer verdiği Nine Inch Nails’dan Trent Reznor ile birlikte çalıştı. Filmin score albümü Trent Reznor ve Atticus Ross tarafından kaydedildi. The Social Network’un film müzikleriyle Oscar heykelciğini eve götüren ikilinin David Fincher ile birlikteliğinin de ilk sağlam adımı atılmış oldu. Fincher bundan sonra çektiği The Girl with the Dragon Tattoo ve Gone Girl filmlerinde de ikiliyle birlikte çalıştı. Görünen o ki bundan sonra da birlikte çalışmaya devam edecekler.
Trent Reznor & Atticus Ross – Mixdown

kategori:
haberseçki

ilgili