bakınız

District 9: “Merhaba Dünyalı, Ben Ötekiyim”

| 4 Yorum

district-9-yasakli-bolge.jpg

Yasak Bölge 9. Bir uzaylının hikayesi. Bir insanın hikayesi. Bir canlının hayatta kalma ve dönüşüm hikayesi; insandan uzaylıya, beyazlıktan zenciliğe, kabul edilenden ötekiye dönüşme hikayesi.

Faşizm için hiçbir canlının, “bir işe yaraması” dışında bir anlam taşımamasının hikayesi.

Ötekinin, baktığın yerde ne gördüğünle alakalı olduğunun hikayesi.

Halkı için mücadele eden bir baba ve oğlunun hikayesi.

Mülteciliğin acı hikayesi.

Kendi güvenliği adına paranoya üreterek düşman yaratan zavallı insanlığın hikayesi.

‘Bir uzay gemisi Washington, Chicago veya New York’a değil de neden Johannesburg’a gelir’in ironik ve manidar hikayesi.

Güney afrikalı genç yönetmen Neill Blomkamp, District 9′da bildik bir hikayeyi anlatıyor aslında. Filmi ilginç yapan fikri, yönetmenin bir hikayeci olarak mevzuya yaklaşımı. Daha önce yine bilimkurgu türünde çektiği kısalarıyla sinemaseverlerin dikkatini çeken Blomkamp’ın bu ilk uzunmetrajının yapımcısı ise Peter Jackson. Süreç sonunda görülüyor ki, bilimkurgu deyince akla gelecek önemli filmlerden biri çıkmış ortaya: District 9.

yasakli-bolge-9-resim.jpg

Hikaye kısaca şöyle: 30 yıl önce, kendi gezegenlerinde yaşayamayacak noktaya gelen uzaylılar dünyaya sığınır. İnsanlar yıllarca uzaylılardan dimağların almayacağı teknolojiler bekler veya büyük bir saldırıdan korkarak yaşar; uzaylılar ise yıllar sonra gelip sadece sığınma hakkı ister. Bu yabancı korkusu insanoğlunu bir türlü terk etmez, dünya devletleri kafa kafaya verip uzaylıları, gemilerinin demir attığı Johannesburg’da bir mülteci kampına yerleştirir. Yıllar boyunca, karidese (filmde insanlar onlara karides diyor) benzeyen bu uzay canlılarının ne olup olmadıkları, etinden sütünden nasıl yararlanılacağı araştırılır. Yıl 2010dur. Çöp karıştıran, barakalarda sefalet içinde yaşayan bu karideslerin 9. Bölge’nin dışına çıkmaları ise yasaktır ve çevrede zaten hakim olan çete savaşlarının göbeğinde yaşam mücadelesi vermektedirler.

Uzaylıların kontrolü, silah teknolojilerini araştırmak ve test etmek için onları denek olarak kullanan MNU (Multi-National United) isimli şirketin elindedir. Bu silah üreticisi, savaşsever şirketin uzaylı mültecilerle alakalı Uzay İlişkileri Departmanı çalışanlarından Wikus Van der Merwe, Yasak Bölge 9′daki uzaylıları 10. Bölgeye aldırmakla görevlendirilmiştir. Çünkü hızla üremelerinden şikayet edilen karidesler bu bölgeye sığamaz. Filmde izlediğimiz ilk operasyonda karideslerin yumurtaları Van der Merwe tarafından alev topuyla yakılarak “soyları kurutulmaya” çalışılır.

Operasyonda uzaylıların yumurtalarını yakarken eğlenen Van der Merwe, etkisine girenin dnasını uzaylı dnasına dönüştüren bir virüs kapar. Hikayenin özgünlüğü ve ironisi burada yatmaktadır. Daha önce uzaylı dna yapısını alan hiçbir insan hayatta kalamazken, Van der Merwe hayattadır ve hem insan hem uzaylıdır. Silahlar sadece uzaylı dnasıyla çalışmaktadır. Böylece silahlar üzerinde çalışan şirket için yenilikler vaat eden bir denek doğmuştur. Daha önce yanlarında çalışan Van der Merwe, tıpkı karidesler gibi yaşamı anlamsız bir nesneye dönüşmüştür. Salt insan iken varlığının daha değerli olup olmadığı da tartışılır gerçi.

Bu virüs yüzünden, kökünü kurutmaya çalıştığı karideslere (alien’a) dönüşen Van der Merwe nasıl bir dönüşüm geçirecektir? İnsanken orada olmayan vicdanı, ezilen tarafa geçtiği için mi var olmaya başlayacaktır yoksa ucunda daha “değerli” bir tür olan insan olarak hayatta kalma amacı olduğu için mi? Bunu belki de asla bilemeyeceğiz.

district9-film.jpg

Üç Tür Bakış

Wikus Van der Merwe’nin yaşadıkları çevresinde şekillenen hikayeyi, dengeli ve sırasıyla olmasa da üç tür bakışla izliyoruz. Van der Merwe’nin yanından, başroldeki uzaylı baba Christopher Johnson ve oğlunun yanından ve zulmün kaynağıyla özdeş tutulan tanrısal gözden.

Bu üç bakış ve anlatım açısını tek tek anlamaya çalışalım. Film, Van der Merwe’nin MNU kameralarına hayatıyla ilgili naif ayrıntıları anlattığı bir kayıtla başlıyor. Van der Merwe’nin seyirciye bakarak konuştuğu, ekranda MNU kamerasının logosu olan bu çekim tanrısal gözü simgeliyor. Ve bu çekimde MNU kamerası, tanrısal gözün MNU olduğunu, yani her şeyi bilenin bu şirket olduğunu anlatmak için seçiliyor. Böylece birkaç sahne sonra uzaylılara zulmedecek olan karakterin de MNU şirketinin maşası veya kurbanı olduğunu anlıyoruz. Yönetmen bunu, özellikle filmin başında, tüm cinayetler ve suçlar için uzaylıları hedef gösteren tv kanallarının kameralarını kullanarak da yapıyor. Böylece haklı olarak yozlaşmış medyayı da tanrısal gözle eş tutmuş oluyor.

Filmin başındaki bu mesafeli, uzaktan izleyen tavır Christopher ve oğlunun sırrını ve hayatta kalma mücadelesini anlatmak için de kullanılıyor. Ancak filmin birinci yarısından sonra, ne zaman ki Van der Merwe bir uzaylıya dönüşmeye başlıyor, üçlü bakış ikiye iniyor. Van der Merwe’nin hikayesi uzaylı baba-oğul’un hikayesiyle aynı yana düşüyor. Yani karakterlerin kader birliği filmin anlatımını da etkilemiş oluyor.

district-9-yasak-bolge.jpg

Politik Paranoya ve Ötekiler

Filmin başından beri güvenlik kameraları eşliğinde izlediğimiz Wikus Van der Merwe karakteri, bugün dünyada hakim olan paranoyanın bir imgesi olarak karşımızda duruyor. Üstelik hem zalim hem kurban olarak. Uzaylılara uygulanan faşizm,

politik paranoyanın bir sonucu. Uzaylıların etlerini yediklerinde en az onlar kadar güçlü olacakları batıl inancına sahip çete üyesi nijeryalıların da hem kurban, hem zalim konumunda olduğunu biliyoruz ancak filmde içinde bulundukları durum, ilkel saplantıları dışında hiçbir şeyle ifade edilmiyor. Buna filmin tek zaafı diyebiliriz.

district-9-sinema.jpg

Bunlar dışında karşımızda dramatik yapısı hayli kuvvetli bir yapım var. Perdede, ayakları yere basan bir hikaye ve anlatım, bilimkurgu kulvarında koşarken türler arasında gezindiğini durmadan hatırlatan, tekrar izlemeye değer, iyi bir film var.

Christopher ve oğlunun akıbeti seyirciye bir umut ışığı veriyor kuşkusuz. Wikus Van der Merwe ise, bir zalimden kurbana, insandan uzaylıya ve sonunda çöplerin arasında bir öteki’ye dönüşüyor. İnsan, filmin düşündürdüklerinin ardından bir defa daha sormadan edemiyor? İnsan daha ne kadar öteki yaratacak, bilen var mı?