Entelköy Efeköy’e Karşı: Taban ile Tavanı Birleştirme Denemesi

Yurtiçi ve yurtdışı çeşitli festivallerden ödülle dönen Dondurmam Gaymak filminin yazarı ve yönetmeni Yüksel Aksu, yazıp yönettiği ikinci filmi olan Entelköy Efeköy’e Karşı’da yine bildiği yoldan gitmiş: “Dünya görüşü”nü...

Yurtiçi ve yurtdışı çeşitli festivallerden ödülle dönen Dondurmam Gaymak filminin yazarı ve yönetmeni Yüksel Aksu, yazıp yönettiği ikinci filmi olan Entelköy Efeköy’e Karşı’da yine bildiği yoldan gitmiş: “Dünya görüşü”nü görselleştirmek için çağımızı meşgul eden konuları bol malzeme soslu komediyle harmanlamış. Filmin merkezine düzenin takipçisi ve devam ettiricisi köy muhtarı (Şahin Irmak) ve arkasına aldığı köy halkını, karşılarına da çiçek çocuklar diyebileceğimiz eklektik bir grubu yerleştirmiş.

Şehir hayatından bıkmış, doğa içinde yaşayıp organik tarım yapmak isteyen bir grup “entel dantel” arzuladıkları yaşamı gerçekleştirmek için Efeköy’den fahiş fiyatlarla arazi ve tarlalar satın alarak buraya yerleşirler. Bu alışverişten her iki taraf da memnundur. Ta ki köye bir şirketin termik santral yapmak istemesine kadar… Şirket yetkilileri ve kaymakam, muhtara bu işten tüm köy halkının çok karlı çıkacağını ve hatta isteyene iş imkanı da sağlanacağını söyler. Paranın kokusunu alan “oportünist” muhtar ve köylüler oluru verir ancak önlerine bir engel çıkar: Doğa dostu Entelköylüler.

Film, her iki tarafı da karikatürize ettiği bakış açısını sonlara doğru bozmuş ve başlattıkları hukuki mücadeleyi Entelköylüler’e kazandırarak tarafını açık bir şekilde onlardan yana belirlemiş. Zaten para sıkıntısı olmayan Entelköylüler’in geleceğini belirgin kılarken paraya kavuşamayan köylülere bu durumlarına rağmen, muhtarın entellerin başı Katrin’e (Ayşe Bosse) olan aşkının da itkisiyle, hoşgörü limanında demir attırarak iki taraf arasında uzlaşı yoluna gitmiş ve şenlikli türkülü bir finalle noktayı koymuş. Noktayı koymuş ama aynı zamanda filmde anlatıcı rolünü üstlenen yönetmenin kıssadan hissesi “hoşgörü”, dilek ve temenni olarak kalmaktan öteye gidememiş. Şimdi denilebilir ki malum Türkiye şartlarında taban ve tavan dilek ve temenni zemininden başka nerde kaynaştırılabilir ki? Kaynaştırılamadığı için de filmde – günümüz türk sineması komedilerinde bolca uygulanan bir yöntem olan- hem komedi dokusunun zedelenmemesi için hem de sinema dilinin zorda kaldığı her yerde araya şarkı-türkü sıkıştırmaya sıklıkla başvurulmuş.

Yöre halkından kişilerinde oyuncu olarak yer aldığı geniş bir kadroya sahip filmde aslında oyunculara pek fazla da iş düşmemiş. Hikayenin ihtiyacı olan karton tiplemeleri vermeleri yeterli olmuş. Neredeyse filmin yükünü tek başına Şahin Irmak çekerken Aşırı Mustafa tiplemesiyle Emin Gürsoy da göz doldurmuş. Ayşe Bosse ise filmdeki çevreci aktivist kimliğine yakışmış. Bekçi Nihat rolündeki Nihat Kapız’ı da vurgulamadan geçmemek gerekir; çünkü filmin titrine uygun organik bir oyunculuk sergilemiş.

Filmin yaptığı gibi sinemasal kaygılarınızı bir kenara bırakabilirseniz kendi halindeki bu organik komediyi keyifle izleyebilirsiniz. Yoksa benim gibi bir iki içten gülüşle yetinmek zorunda kalırsınız.

kategori:
izlenim

ilgili