Ezop’tan Çalgılı Çengili Bir Masal

Ezop’tan masallar Yedi Kocalı Hürmüz’le sürüyor. Nefis kareografilerle süslü bu fantastik masalda Nurgül Yeşilçay’ın üstün performansı dikkat çekici. Güzel zaman geçirip, gülüp eğlenmek isteyen sinemaseverler için… Ezop’tan masallar sürüyor,...

7-kocali-hurmuz-film.jpg

Ezop’tan masallar Yedi Kocalı Hürmüz’le sürüyor. Nefis kareografilerle süslü bu fantastik masalda Nurgül Yeşilçay’ın üstün performansı dikkat çekici. Güzel zaman geçirip, gülüp eğlenmek isteyen sinemaseverler için…

Ezop’tan masallar sürüyor, Karagöz ve Hacivat Nasıl Öldürüldü adlı yapımın ardından şimdi sıra Yedi Kocalı Hürmüz’de. Filme ister istemez, Karagöz ve Hacivat’ın etkisi altında beklentiler geliştirerek gittik. Fakat daha filmin ilk karesinden itibaren işin çok daha zor olduğunu gördük. Nitekim, Ezel Akay bu defa daha büyük bir risk almış; defalarca tiyatro oyunları sergilenmiş, filmleri çekilmiş bir öyküye, üstelik orijinal senaryoya sadık kalarak yorum katmış (filmin tanıtım metnindeki “yeniden yazım” iddiasına rağmen). Filmi farklı katmanlarda incelemekte yarar var.

Öncelikli olarak Yedi Kocalı Hürmüz’ün karakter çalışmaları mükemmel yapılmış. Her karakter, filmde az görünsün çok görünsün, çok iyi kurgulanmış. Sokağın ağzı, kadın argosu, erkek argosu tiplemelerin ağzında sakız olmamış, tam tersi pür dikkat diyalog takip etmek gerekiyor. Filmin her karesinde kallavi benzetmeler ve ironiler yaratılmış. Birini ezberleyeyim derken, yeni biri patlıyor. Ona gülerken diğerini kaçırıyorsunuz, harikulade.

Lâkin bu diyalogları hayata geçirmek ayrıca zor. İşte burada usta işi oyunculuklar gerekiyor. Bu noktada Nurgül Yeşilçay, ülke sinemasındaki aktrisler arasında kendini birkaç gömlek yukarı çıkaran bir performans sergiliyor. Farklı farklı birçok karakteri canlandırmak zorunda olan Yeşilçay, filmin hiçbir karesinde aşağı düşmeyen bir performans sergiliyor. Haluk Bilginer’se resmen filme cila atıyor. Sadece ikisi değil, her karakter mükemmele yakın bir performansla canlandırılmış. Bir tek Gülse Birsel, bildiğimizin Gülse Birsel’in dışına çıkmayı başaramamış. Avrupa Yakası’ndaki jest ve mimikler, konuşma tarzı aynen Yedi Kocalı Hürmüz’ün içinde bulunuyor. Ancak o kadar iyi performanslar var ki, Gülse Birsel’in vasat oyunculuğu dahi film tarafından hazmedilebiliyor.

Başka bir taraftan baktığımızda da film sadece dönem filmi özelliği taşımıyor, yandan yandan müzikale de kayıyor. Belki de eksik olarak söz edebileceğimiz yönlerin başında “daha müzikal” bir iş çıkarılması gerekliydi denilebilir. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, bu kadar iyi diyaloglar olduğu için, Chicago müzikalindeki gibi bir kurguya gidilebilirdi. Kareografiler o kadar özenli ve yüksek performanslı ki, insan ister istemez bu görüntüleri daha sık görme ihtiyacı hissediyor. Bizim de Ezel Akay ve ekibine bir önerimiz olsun: Bu filmin ekibi, Yedi Kocalı Hürmüz’ü büyük bir kabare organizasyonuna dönüştürmeli. Bu şarkılar ve danslar muhakkak canlı izlenmeli diye düşünmeden edemedik. Gerçi Ezel Akay’ın kareografik sahnelerdeki nefis kadrajlarının ve görüntü tercihlerinin manipülasyonu altında bu sözleri söylemiş olma ihtimalimizi de bir kenarda saklamakta yarar var.

Metin altyapısı açısından bakıldığında Yedi Kocalı Hürmüz, kadın ve erkeğin toplumsal hayat içindeki rollerini çok iyi anlamış bir film. Bir taraf olmaktan ziyade, her iki cinsin de zaaflarını komediye çevirmeyi başarıyor. Araya serpiştirilen mizahi diyaloglar, asıp kesen erkeklerin köşeye sıkıştığı anlarda nasıl da kıvırmaya başlayabileceğini görmek, kadının, erkeğin bu hallerini sosyal hayatta nasıl avantaja çevirebilecek zekâda olduğunu anlamak açısından önemli. Hatırlatmadan geçmek çok zor: Lüleburgazlı damadın, kadı efendinin huzurundan çıkarken ettiği “Osmanlı’nın adaletine güveniyorum” sözü koca salonu kahkahalara boğdu.

Filmin çekildiği platoyla ilgili ufak tefek aksaklıklar olsa da, bu sorun Ezel Akay’ın oluşturduğu fantastik-masalsı atmosferle telafi ediliyor. “Tim Burton aksanlı” yamuk kadrajlar bu anlamda çok iş görmüş ve filmdeki teknik bazı dezavantajlar, avantaja çevrilmiş. Eğer bu yapılmasaydı belki de film sıradan bir dönem filmi eğlenceliği hâline dönüşebilirdi. Eğrisi doğrusuna gelmiş ve mesele çözülmüş.

Filmin son karesinde görünen set malzemeleriyse, bütün bu izlediklerimizin bir oyundan ibaret olduğunu, son anda tekrar vurguluyor ki, bu zeki buluş Ezel Akay’ın sinemasal aklının çok ileride olduğunu gösteriyor.

Son toplamda eğer gülmeye eğlenmeye niyetiniz varsa, bu filmi gidip iyi bir sinema salonunda izlemenizde yarar var. Ortada gerçek bir görsel şölen bulunuyor.

kategori:
izlenim
Bakınız Twitter

ilgili