!f 2019 Günlükleri – 3

Haktan Kaan İçel 18. !f 2019 Bağımsız Filmler Festivali'nde izlediği filmleri günlük şeklinde kısa kısa yorumluyor.

PERİ: AĞZI OLMAYAN KIZ: Can Evrenol’dan çok temiz bir iş ortaya çıkmış. Klasik kodları kullanarak başarılı bir kıyamet sonrası çocuk macera filmi yaratılmış. Mehmet Yılmaz Ak tipik bir villain portresi çizerek filmin en iyi performansına imza atıyor. Ancak filmin temel sorunu çocuklara göre fazla büyük, büyüklere göre de fazla çocuksu olması diyebiliriz. Örneğin filmdeki uzuvları olmayan karakterler X-Men tarzı süper güçlere sahip olsaydılar filmin daha geniş bir kitleye yönelik olacağı aşikardı. Bu da genel bakışta başka düşündürücü bir durum.

FONIKS: Travmatik bir aile draması olan Foniks, tahmin edilebilir senaryosu ile şaşırtıcı olmaktan uzak duruyor. Metaforlarla desteklenmiş psikolojik imgeler filmin vermek istediği duyguyu seyirciye geçirmiyor. Filmin melankolik konser sahnesi ise filmin belki de en özel anı diyebiliriz.

THE DEATH OF DICK LONG: Hiçbir filmde bu kadar salak karakterler olmamıştır. Bir olayın nasıl örtbas edilmemesinin kanıtı gibi bir film ortaya çıkmış. Kara komedinin tüm lütuflarını hunharca kullanıyor. Ağır dramın içinde kendimi kahkaha atarken buldum. Festivallerde böyle güzel sürprizlerin karşımıza çıkmasına bayılıyorum.

TEHRAN: CITY OF LOVE: İran sinemasında pek görmeye alışık olmadığımız türde üç hikayeyi bünyesinde bulunduran Tehran: City of My Love, özenle tasarlanan minimalist görsel yapısı ve başarılı hikaye anlatımıyla dikkat çekiyor. Arızalı karakterlerin yürek burkan hikayelerinin mottosu ise “Aşk acıtır” denilebilir. Bir nevi kesişen hayatlar filmi olarak kabaca değerlendirebileceğimiz yapım, İran’ın görmediğimiz açılarına temas ediyor.

GASOLINE THIEVES: Meksika’nın kartellerle imtihanı bu sefer yakıt krizi sırasında benzin kaçakçılarının hayatıyla devam ediyor. Şiddetin yer yer dozunu arttırdığı, masumiyetin yavaş yavaş suçlu insanların geçmişi olduğu klişe bir hikaye filmin el freni oluyor. Yeni bir şey maalesef yok. Ama elindeki hikayeyi de olabildiğince başarıyla kotarmış gözüküyor.

THE NIGHTSHIFTER: Brezilya’dan özgün bir lanetli ruh hikayesi olan Nightshifter, jump scare’lerle seyircisini koltuğunda hoplatan, sürükleyici bir korku filmi denilebilir. Filmin ilk yarısında özgün bir yapıda seyreden film, ikinci bölümde yavaş yavaş intikamcı kötü ruh hikayelerine evrilmiş. Ancak berbat görsel efektleri filmin bir kademe üste çıkmasını engelliyor. Eski usül makyaj bazlı efektler olsa belki o bile kurtarırdı.

THE LAST TREE: Koruyucu aileden gerçek ailesine verilen Afrikalı çocuğun travmasını anlatan yapım, pek yenilikçi bir hikayeye sahip olmasa da yönetmenin hikaye anlatımındaki becerisiyle öne çıkıyordu. Yer yer slow motion kareler, karakterin ruh halini yansıtan mizansenlerle yönetmen atmosfer kurma bakımından sorun yaşamamış. Umut vaat eden bir yönetmenin keşfi oldu desek yalan söylemeyiz.

END OF SEASON: Azeri yönetmen Elmar Imanov’un açıkçası videoklip dünyasında daha başarılı olacağını düşünüyorum. End of Season kafası fena halde karışık bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Aile içi yaratılan suni gerilimlerin derinleştirilmemesi sonucunda çatışmasındaki tutarsızlıklarla anlamsızlaşan senaryo, video art diyebileceğimiz çalışmalarla geçiştirilmiş. Yönetmenlik anlamında eksikler göze batıyor. Belli ki yönetmenin daha çok fırın ekmek yemesi lazım.

IN SEARCH OF ECHO: Gerçekliğin zaman zaman şekil değiştirdiği düzlemsel olarak soyut sularda gezen bir deneyim diyebiliriz. Görsel anlamda etkileyici olmasına rağmen hikaye anlatımı konusunda savrukluğunun sonucunda izleme keyfini öldürüyor. Kafası karışık bir çalışmanın tam olarak tamamlanmamış bir paröası gibi bir his bırakıyor. Yönetmenin sanat eseri yaratırken konudan çok biçimle ilgilendiği de apaçık ortada denilebilir.

OLD BOYS: Yeni neslin Cyrano de Bergerac ile tanışması olarak yorumlanabilecek bu uyarlama, zekice kullanılan referansları ve hafif mizahıyla “dostluk” ve “ilk aşk” temaları üzerinden keyifli bir seyir sunmayı başarıyor. Düşük beklentiyle izlerseniz zevk alabilirsiniz. Bu seneki festivalin gençlere yönelik filmlerinden biri olması sebebiyle çok da kurcalamamak lazım.

ABOUT ENDLESSNESS: Roy Andersson yine bildiğiniz gibi. Günlük hayata dair insan manzaraları, sonsuz bir döngünün içinde kara mizah sosuna bulanmış durumlar… Diğer filmlerine nazaran biraz daha kopuk gibi dursa da, yine beklentiyi bir yere kadar karşılıyor. One perfect shot senfonisi şeklinde giden görüntü yönetimi ve mükemmel sanat yönetimi de cabası diyebiliriz. Ama her filmi diğerinin tekrarı hissi de uyandırmıyor değil.

kategori:
seçki

ilgili

  • !f 2019 Günlükleri – 2

    CHAINED FOR LIFE: Kült film Freaks’in ardından yıllar geçmesine rağmen A. Schimberg kendi tarzında bir devam filmi çekmiş. Yer yer zekice diyaloglar ortaya çıksa da film içinde film diye...
  • !f 2019 Günlükleri – 1

    Geçtiğimiz yıl sonlandırıldığı düşünülen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, yeni bir ekiple yeniden düzenlenerek olabildiğince iyi bir program sunmaya çalışıyor....
  • About Endlessness: Roy Andersson’un Yeni Filminin Ayrıntıları

    Roy Andersson Yaşam Trilojisi’ni oluşturan Songs from the Second Floor (2000) You, the Living (2007) ve A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence’a dördüncü bir film ekleyebileceğini...